Her türlü sorgulama fırsatına rağmen yanlış olduğu gösterilemeyen bir görüşün doğru olduğunu varsaymak ile yanlışlığının kanıtlanmasını engellemek için doğru olduğunu varsaymak arasında dünyalar kadar fark vardır.
Aşktan bahsediyoruz biraz. “Önce kendine aşık olacaksın,” diyor Ma. “Bu da ancak kendini gerçekleştirebilmekle mümkün. Gerçeğini dünyaya sunabilmekle. Kendine aşık olacaksın ki, nasıl bir değeri ortaya koyduğunu bilecek ve o değeri ona vereni seçebileceksin. Seni sen gibi sevenle birleşecek, ona benzersiz seni sunacaksın. … Aşk anca böyle yaşanabilir. Bundan gayrısı ancak eksiklik, ihtiyaç ve yoksunluk dolu bir trajedi olabilir canım.”
“Mina, burada, bu dünyada geçici olmayan hiçbir şey yok. Her şey değişiyor, şekil değiştiriyor ya da gidiyor. Bunu bilerek izle. ‘Bu da geçecek, eli mahkum, ‘de. Yaşam sana her an ne getirirse, onu yaşarsın, geçip gider. Bir deneyim daha kazanırsın, yaşarsın. Anın getirdiği ile savaşırsan, direnirsen ve olmasın, gelmesin ya da olduğunda, ‘Ben bunu istemiyorum, bunu kaldıramam, buna dayanamam,’ diye direnirsen gelmesine izin vermiyorsun demektir. Ki bu da geçip gitmesine olanak vermez. Sen direnir durursun, direndikçe yapışır kalır sana ve seni dize getirir. Mutlaka ama mutlaka o geçip gidemeyen enerji seni içten içe bir şekilde tüketir.“