İlk üzerinde durduğum nokta Doğu'nun tabiatın bir parçası olmadığıdır. Nasıl Batı sadece var değilse, O da sadece var değildir. Vico'nun bu konudaki önemli görüşünü ciddiye almamız gerekiyor: İnsanlar kendi tarihlerini kendileri yaparlar. Görünen odur ki bu tarih yapılır ve coğrafyaya intikal eder. Tarih bir kenara bırakılsa dahi cografi ve kültürel temeller toprağa, bölgeye ve coğrafi sektörlere sinerek "Doğu" ve "Batı" gibi insan eli ile yaratılmış kavramlar ortaya çıkarırlar. Bu yüzden aynen Batı gibi Doğu da bir tarih, bir düşün geleneği, bir hayal dünyası ve bir kelime hazinesine sahip ideal bütünlüğüdür. Doğu'nun var oluş ve Avrupa'nın karşısında bir realite olarak duruşu bu sebeplere dayanır. Bu iki coğrafi gerçek böylece birbirini tamamlar ve bir bakıma birbirine dayanır.