Oryantalizm (Doğubilim) (Sömürgeciliğin Keşif Kolu)

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.049
Gösterim
Adı:
Oryantalizm (Doğubilim)
Alt başlık:
Sömürgeciliğin Keşif Kolu
Baskı tarihi:
1998
Sayfa sayısı:
472
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753710321
Kitabın türü:
Çeviri:
Nezih Uzel
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İrfan Yayıncılık
Baskılar:
Oryantalizm (Doğubilim)
Oryantalizm
Oryantalizm, Avrupa'nın Doğu fikridir.

Genellikle Doğu'yu anlatmaya çalışan ve Doğu'yu inceleyen bu ilim, Batı'da meydana getirilmiş ve Batı'nın çıkarlarına yönelik olmuştur.

Edward Said bu kitabında Batılıların Doğu'yu nasıl çarpıtarak ele aldıklarını ve bunu hangi yöntemlerle gerçekleştirdiklerini ve böyle bir davranışa hangi gaye ile baş vurduklarını gözler önüne sermeye çalışırken, büyük bir duyarlılıkla şu cümleleri tekrarlamaktadır. "İnsan gerçeğine böylesine uzak ve böylesine gözleri kapalı bir ilmin varlığını farketmeseydim bu kitabı yazmazdım..."

Biz bu cümlenin derin anlamı içinde yatan aynı duygulara yine aynı şekilde karşılık veriyor ve tek bir kelime üzerinde değişiklik yaparak şunu ilave ediyoruz: "İnsan gerçeğine böylesine uzak ve böylesine gözleri kapalı bir ilmin varlığını farketmeseydik bu kitabı çevirmezdik."
472 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Edward Said in bu kült kitabı ilk yayınlandığı günden beri doğu ve batı coğrafyalarında farklı açılardan çokça tartışılagelmiştir.Kitapta çekinmeden kullanılan sert dilin dayanağının hiçbir satırda gerçeklikle bağını koparmaması, Edward Said in geniş bir argümanla ele aldığı konuyu çok boyutlu işleyişi kitabı salt bir doğulu öfke patlaması olmaktan çıkarıp, alanında en saygı duyulacak eserlerden biri haline getiriyor. Edward Said kitabında oryantalizme sadece yöntemsel eleştiriler getirmeyip, incelenen oryantalistler ve görüşleri üzerinden neyin bilimsel olduğu, objektiflik, kümülatif bilginin gerçeklik algısı üzerine etkisi gibi felsefi sorular da sormuş.Elbette kitabın üst metni batının, içinde siyasi çıkarların da bulunduğu çeşitli çıkarlar yörüngesinde doğuyu yeniden tanımlaması olgusu var. Ama kitabın derinliklerine indiğinizde bundan çok daha fazlasını da buluyorsunuz. Kitaptan bir kaç bölüm paylaşacak olursak ;


Demek istediğim şudur:zararsız gibi görünen dinsel bir alt disiplinin siyasi hareketleri yönlendirecek, sömürgeleri yönetecek, Beyaz adamın "insanlığa medeniyet getirici misyonu" hakkında neredeyse din benzeri laflar edecek hale gelişi "liberallik" iddiasındaki bir kültür çerçevesinde olmuştur. Bu kültür katolikliği, çoğulculuğu ve açık fikirliliği şiar edinmiştir. Esasında vaki olan liberalizmin tam tersi idi:doktrin ve manalar güçlendi, "bilim" yolu ile "hakikat" düzeyine çıktı. Zira eğer bu hakikate göre Doğu kaçınılmaz şekilde Doğu ise, o zaman sözü edilen liberallik bir tahakküm ve önyargı biçiminden başka bir şey değildir.


Flaubert bilimin hakikate olan aldırışsızlığı ile insani unsurları sanki kimyasal bileşik yapar gibi eritip kaynaştıran bir bilim ile alay ediyor, Alay ettiği herhangi bir bilim değildir:heyecanla dolu "dünyayı kurtaracak Avrupa bilimidir. Onun başarıları arasında başarısız devrimler, savaşlar, istibdat vardır. Don kişot misali büyük ve kitaptan çıkmış fikirleri hemen tatbik sahasına koymak gibi ıslah kabul etmeyen bir eğilim vardır. Bu bilimin bilmediği şey ise ayrılmaz bir parçasını teşkil eden ve farkında da olunmayan "kötü masumiyet" ile gerçeğin buna ne denli karşı koyduğudur.Buvar bilim adamı rolüne başladığı zaman zsnnetmektedir ki bilim ancak kendisidir ve gerçek bilim adamının bildiği şeydir ve bilim adamının ahmak mı yoksa deha mı olduğu mühim değildir.
472 syf.
·Beğendi
Edward Said, bizi bize yansıtan ayna görevini gören bir eser yazmıştır. Batı'nın ne olduğu ve bizi ne hale getirip, ne hale getirmek istediği konusunda çok önemli bir eserdir Oryantalizm.

Batı için yayılmacılık ve sömürgeleştirme doğal bir sonuçtur. Bunun nedenlerinden birincisi Batı’nın sahip olduğu medeniyeti uzaklara götürme görevidir. Batı bunun kendisine yüklenmiş bir vazife olarak görür. İkincisi, Batı’nın mevcut sistemini döndürmek için gereken ürünleri sağlama gereksinimidir.
Batı’nın ürettiği ve pazarladığı her ürün de Oryantalizmin izlerini görmek mümkündür. Bir çok yazar, araştırmacı ve bilim adamının eserlerinde bunları açıkça görülmektedir. Batı bunları yaparken “gizli oryantalizm“ ve “açık oryantalizm“ olmak üzere iki yol kullanmaktadır.

Doğu’nun bu olanlara sessiz kalışı oryantalizmi başarılı göstermektedir. Bu algılayış sonucunda,

“Batı:Özne“, “Doğu:Nesne“ konumuna gelmiştir. Bu noktadan sonra her şey Batı’nın hakimiyetine geçmiştir.
472 syf.
"Kişilerin toplamından meydana gelmiş Büyük Britanya devleti, yönetimle ilgili bazı prensiplere bağlı kalarak böylesine geniş bir
imparatorluğu nasıl idare edebilir? Tabiatı ile yerli dünyasını çok iyi tanıyan ve aynı zamanda bir Anglo-Sakson gibi hareket edebi­len “Yerli memurlara” güvenmek zorunda kalacaktır.Bu kişiler Londra’dan emir alırlar ancak.Bu kişilerin ilk amacı yerlilerin çı­karlarını korumaktır.Daha sonra bu çıkarlar imparatorluğun çıkarlan ile aynı hizada tutulmalı, hatta icab ederse yerlilerin çıkar­ları uğruna imparatorluğun çıkarları bir kenara bırakılmalıdır.İm­paratorluğun başına gelebilecek bir tehlikeyi sadece merkez bil­meli ve gerekeni yapmalıdır.Neden? Zira “Makina’nın çeşitli par­çaları arasındaki ahenkli çalışma düzeninden” sadece merkez so­rumludur.Ve dolayısı ile kendisine bağlı olan hükümetler arasın­daki ilişkileri mümkün olduğu kadar olumlu düzeyde tutabilmeyi
deneyecek tek güç merkez gücüdür.”
Akademik disiplinle yazılmış eser sömürgeciliğin tanımını onların ağzından çıkan cümlelerle alıntıyla yapıyor. Batı'nın doğu üzerinde tahakkümü, sömürme yöntemleri maalesef günümüzde de değişmiş değil. Yakın tarihte yaşanan yeni bir sömürü savaşına tanık olduk. Gazeteci yazar Rajiv Chandrasekaran Yeşil Bölge kitabında Irak işgalinin başlangıcı, savaşın bitişi ve yeniden dizayn yöntemlerini açık açık anlatıyor. Demokrasi makyajı altında operasyon şefinin nasıl bir dikta düzeni kurduğu açıkça ortaya konuyor. Anlatılanlar yukarıda alıntı yaptığımız 1800'lü yılların bakış açısının modern versiyonundan başka birşey değil. Güçlü sömürür de biz Doğu olarak sömürülmemek için ne çaba sarfediyoruz?...
472 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Bu kitapta bilgi güçtür felsefesinin nasıl batı tarafından uygulandığını doğuya karşı hükümranlığını görebilirsiniz.gercekte de bilmek egemen olmaktır batı dünyası bu bilimadami kaşifleri gezginleri vb.. yollarla doğuyu doğululardan daha iyi inceleyip öğrenmiş bilgi sahibi olmuştur.ve böylelikle batı biz doğuyu tanımlamıştır kendisine öteki olarak sunmuştur.ideal olan kendisi olarak sadece kendisine degil biz doğuya da kabul ettirmiştir. Bizlerde zihinlerimizdeki batıyı ve doğuyu icsellestirmisizdir böylelikle.bu sürecin nasıl oluştuğu ve işlediğini anlamak için başyapıt hatta anayasası olan kitabı şiddetle tavsiye ederim..
472 syf.
·10/10 puan
Doğu-Batı perspektifinde kimin haklı kimin haksız,kimin ezilen kimin ezen olduğunu siz değerli okurların değerlendirmelerine bırakıyorum.İçim sızlayarak okuduğum Said'in vicdanları titreten tespitleri toplumları anlamamız için bulunmaz bir kaynak. Toplum mühendislerinin kulaklarını bolca çınlatan, her satırda gerçeğin buz kesen havasını soluyacağınız bir kitap.Okuyun efenim.
Batı onsekizinci yüzyılın sonlarından itibaren “Doğu'yu tanımak” amacı ile yola çıkmış ve hegemonyasının ge­nel şemsiyesi altında tüm güçlerini kullanarak Doğu'ya dalmıştır. Bu sırada akademik çalışmalar başarılı gayretlerle Doğu’nun ger­çeklerine uydurulmuş müzelerde sergiler düzenlenmiş; koloniler­’deki yönetim şekilleri yeniden ele alınmış; yeni ve modern bürolar kurulmuş; antropoloji, biyoloji, linguistik teorileri yeni fikirlerle süslenmiş; insanlık ve evren üzerine ırklara ve tarihe dayalı nazari-yeler ortaya atılmış, ekonomik ve sosyal yeni görüşler, devrim, kültürel kişilik, ulusal karakter ve din üzerinde yepyeni düşünceler doğmuştur. Üstelik bütün bunlar Batı'nın Doğu üzerinde imâl etti­ği hayaller dünyasının sınırları içinde varlık kazanmıştır. O hayal­ler dünyası ki temelinde Batı'nın sadece üstünlük duyguları yer almaktadır. ..
Herhangi bir sıradan Mısırlı dan bir olguyu ifade etmesini isteyin. Açıklaması bıktırıcı uzunlukta ve muğlaktır genellikle öyküsünü bitirene kadar yarım düzine çelişkiye düşecektir. Azıcık köşeye sıkıştırıldığında ise çözülecektir.
Avrupalının akıl yürütmeleri sağlamdır; olguları açıklarken belirsizlikten kaçınır; mantık dersi almamış olabilir, ama doğuştan mantıkçıdır; doğası gereği kuşkucudur. Öte yandan Şarklının aklı pitoresk sokaklara benzer simetriden yoksundur. Akıl yürütmesi baştan savma betimlemelerle doludur.
Onların(Doğu) her şeyini tahrip ettik. Felsefeleri, dinleri mahvoldu. Artık hiçbir şeye inanmıyorlar. Derin bir boşluğa düştüler. Anarşi ve intihar için olgun bir hale geldiler.
“İnsan gerçeğine böylesine uzak ve böylesine gözleri kapalı bir ilmin varlığını farketmeseydim bu kitabı yazmazdım...”
...Aslında bütün bu ayrıcalıklar genel fikirlerdir; geçmişteki ve yaşanan günlerdeki varlıkları, insanlar arasında farklar görmeye alışmış bir kafaya dayanmaktadır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Oryantalizm (Doğubilim)
Alt başlık:
Sömürgeciliğin Keşif Kolu
Baskı tarihi:
1998
Sayfa sayısı:
472
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753710321
Kitabın türü:
Çeviri:
Nezih Uzel
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İrfan Yayıncılık
Baskılar:
Oryantalizm (Doğubilim)
Oryantalizm
Oryantalizm, Avrupa'nın Doğu fikridir.

Genellikle Doğu'yu anlatmaya çalışan ve Doğu'yu inceleyen bu ilim, Batı'da meydana getirilmiş ve Batı'nın çıkarlarına yönelik olmuştur.

Edward Said bu kitabında Batılıların Doğu'yu nasıl çarpıtarak ele aldıklarını ve bunu hangi yöntemlerle gerçekleştirdiklerini ve böyle bir davranışa hangi gaye ile baş vurduklarını gözler önüne sermeye çalışırken, büyük bir duyarlılıkla şu cümleleri tekrarlamaktadır. "İnsan gerçeğine böylesine uzak ve böylesine gözleri kapalı bir ilmin varlığını farketmeseydim bu kitabı yazmazdım..."

Biz bu cümlenin derin anlamı içinde yatan aynı duygulara yine aynı şekilde karşılık veriyor ve tek bir kelime üzerinde değişiklik yaparak şunu ilave ediyoruz: "İnsan gerçeğine böylesine uzak ve böylesine gözleri kapalı bir ilmin varlığını farketmeseydik bu kitabı çevirmezdik."

Kitabı okuyanlar 140 okur

  • Ertuğrul Akgün
  • Aslı Özgür
  • S a
  • Harun Fırat
  • Şule Aydın
  • Fatma
  • Ray Donovan
  • siradimustakim
  • Mete
  • muhsin a.

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%46.9 (15)
9
%15.6 (5)
8
%18.8 (6)
7
%12.5 (4)
6
%3.1 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0