Oryantalizm (Doğubilim) (Sömürgeciliğin Keşif Kolu)

·
Okunma
·
Beğeni
·
973
Gösterim
Adı:
Oryantalizm (Doğubilim)
Alt başlık:
Sömürgeciliğin Keşif Kolu
Baskı tarihi:
1998
Sayfa sayısı:
472
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753710321
Kitabın türü:
Çeviri:
Nezih Uzel
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İrfan Yayıncılık
Oryantalizm, Avrupa'nın Doğu fikridir.

Genellikle Doğu'yu anlatmaya çalışan ve Doğu'yu inceleyen bu ilim, Batı'da meydana getirilmiş ve Batı'nın çıkarlarına yönelik olmuştur.

Edward Said bu kitabında Batılıların Doğu'yu nasıl çarpıtarak ele aldıklarını ve bunu hangi yöntemlerle gerçekleştirdiklerini ve böyle bir davranışa hangi gaye ile baş vurduklarını gözler önüne sermeye çalışırken, büyük bir duyarlılıkla şu cümleleri tekrarlamaktadır. "İnsan gerçeğine böylesine uzak ve böylesine gözleri kapalı bir ilmin varlığını farketmeseydim bu kitabı yazmazdım..."

Biz bu cümlenin derin anlamı içinde yatan aynı duygulara yine aynı şekilde karşılık veriyor ve tek bir kelime üzerinde değişiklik yaparak şunu ilave ediyoruz: "İnsan gerçeğine böylesine uzak ve böylesine gözleri kapalı bir ilmin varlığını farketmeseydik bu kitabı çevirmezdik."
472 syf.
·Beğendi·10/10
Edward Said in bu kült kitabı ilk yayınlandığı günden beri doğu ve batı coğrafyalarında farklı açılardan çokça tartışılagelmiştir.Kitapta çekinmeden kullanılan sert dilin dayanağının hiçbir satırda gerçeklikle bağını koparmaması, Edward Said in geniş bir argümanla ele aldığı konuyu çok boyutlu işleyişi kitabı salt bir doğulu öfke patlaması olmaktan çıkarıp, alanında en saygı duyulacak eserlerden biri haline getiriyor. Edward Said kitabında oryantalizme sadece yöntemsel eleştiriler getirmeyip, incelenen oryantalistler ve görüşleri üzerinden neyin bilimsel olduğu, objektiflik, kümülatif bilginin gerçeklik algısı üzerine etkisi gibi felsefi sorular da sormuş.Elbette kitabın üst metni batının, içinde siyasi çıkarların da bulunduğu çeşitli çıkarlar yörüngesinde doğuyu yeniden tanımlaması olgusu var. Ama kitabın derinliklerine indiğinizde bundan çok daha fazlasını da buluyorsunuz. Kitaptan bir kaç bölüm paylaşacak olursak ;


Demek istediğim şudur:zararsız gibi görünen dinsel bir alt disiplinin siyasi hareketleri yönlendirecek, sömürgeleri yönetecek, Beyaz adamın "insanlığa medeniyet getirici misyonu" hakkında neredeyse din benzeri laflar edecek hale gelişi "liberallik" iddiasındaki bir kültür çerçevesinde olmuştur. Bu kültür katolikliği, çoğulculuğu ve açık fikirliliği şiar edinmiştir. Esasında vaki olan liberalizmin tam tersi idi:doktrin ve manalar güçlendi, "bilim" yolu ile "hakikat" düzeyine çıktı. Zira eğer bu hakikate göre Doğu kaçınılmaz şekilde Doğu ise, o zaman sözü edilen liberallik bir tahakküm ve önyargı biçiminden başka bir şey değildir.


Flaubert bilimin hakikate olan aldırışsızlığı ile insani unsurları sanki kimyasal bileşik yapar gibi eritip kaynaştıran bir bilim ile alay ediyor, Alay ettiği herhangi bir bilim değildir:heyecanla dolu "dünyayı kurtaracak Avrupa bilimidir. Onun başarıları arasında başarısız devrimler, savaşlar, istibdat vardır. Don kişot misali büyük ve kitaptan çıkmış fikirleri hemen tatbik sahasına koymak gibi ıslah kabul etmeyen bir eğilim vardır. Bu bilimin bilmediği şey ise ayrılmaz bir parçasını teşkil eden ve farkında da olunmayan "kötü masumiyet" ile gerçeğin buna ne denli karşı koyduğudur.Buvar bilim adamı rolüne başladığı zaman zsnnetmektedir ki bilim ancak kendisidir ve gerçek bilim adamının bildiği şeydir ve bilim adamının ahmak mı yoksa deha mı olduğu mühim değildir.
472 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Bu kitapta bilgi güçtür felsefesinin nasıl batı tarafından uygulandığını doğuya karşı hükümranlığını görebilirsiniz.gercekte de bilmek egemen olmaktır batı dünyası bu bilimadami kaşifleri gezginleri vb.. yollarla doğuyu doğululardan daha iyi inceleyip öğrenmiş bilgi sahibi olmuştur.ve böylelikle batı biz doğuyu tanımlamıştır kendisine öteki olarak sunmuştur.ideal olan kendisi olarak sadece kendisine degil biz doğuya da kabul ettirmiştir. Bizlerde zihinlerimizdeki batıyı ve doğuyu icsellestirmisizdir böylelikle.bu sürecin nasıl oluştuğu ve işlediğini anlamak için başyapıt hatta anayasası olan kitabı şiddetle tavsiye ederim..
472 syf.
·10/10
Doğu-Batı perspektifinde kimin haklı kimin haksız,kimin ezilen kimin ezen olduğunu siz değerli okurların değerlendirmelerine bırakıyorum.İçim sızlayarak okuduğum Said'in vicdanları titreten tespitleri toplumları anlamamız için bulunmaz bir kaynak. Toplum mühendislerinin kulaklarını bolca çınlatan, her satırda gerçeğin buz kesen havasını soluyacağınız bir kitap.Okuyun efenim.
Mısır, Suriye veya Türkiye hakkında yazı yazmak, seyahati göze almak, o ülkelerin idarî veya siyasî hayatı hakkında bilgi edinmekle mümkündü.
Oryantalizm konusunda ileri sürdüğüm tez, onun kültür, politika ve modern aydın düşünceler çerçevesinde çok geniş bir alana yayıldığı fakat "bizim" dünyamızla gerçek "Doğu" arasında çok az ilişkili olduğu noktasında toplanmaktadır.
Bilmek genellikle bir malzemeyi “görünür”
hale getirmekti. Her bilgi tablo’nun içinde bir parça idi.
Oryantalist aslına uygun olup olmadığını düşünmeden Doğu'yu taklid edebilir. Doğu hakkında tüm söyledikleri tek yönlü bir anlatım olarak değerdirilmelidir. Doğulular konuşmakta ve hareket etmekte, Oryantalist gözleyerek not tutmaktadır. Tüm gücü yerlilerin ortasında durarak konuşmak ve yazmaktan ibarettir. Belki ona gizli bir yazar gözü ile bakılabilir. Ve bütün yazdıkları yerliler için değil, Avrupa'nın çeşitli yayın kurumları içindir.
Gerek oryantalistler ve gerekse ondokuzuncu yüzyıl başında yetişmiş pek çok düşünce adamı için insanlık ya geniş bir yığundır, yahut da soyut genellemelerin bir araya gelişinden doğmuş anlamsız bir bütündür.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Oryantalizm (Doğubilim)
Alt başlık:
Sömürgeciliğin Keşif Kolu
Baskı tarihi:
1998
Sayfa sayısı:
472
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753710321
Kitabın türü:
Çeviri:
Nezih Uzel
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İrfan Yayıncılık
Oryantalizm, Avrupa'nın Doğu fikridir.

Genellikle Doğu'yu anlatmaya çalışan ve Doğu'yu inceleyen bu ilim, Batı'da meydana getirilmiş ve Batı'nın çıkarlarına yönelik olmuştur.

Edward Said bu kitabında Batılıların Doğu'yu nasıl çarpıtarak ele aldıklarını ve bunu hangi yöntemlerle gerçekleştirdiklerini ve böyle bir davranışa hangi gaye ile baş vurduklarını gözler önüne sermeye çalışırken, büyük bir duyarlılıkla şu cümleleri tekrarlamaktadır. "İnsan gerçeğine böylesine uzak ve böylesine gözleri kapalı bir ilmin varlığını farketmeseydim bu kitabı yazmazdım..."

Biz bu cümlenin derin anlamı içinde yatan aynı duygulara yine aynı şekilde karşılık veriyor ve tek bir kelime üzerinde değişiklik yaparak şunu ilave ediyoruz: "İnsan gerçeğine böylesine uzak ve böylesine gözleri kapalı bir ilmin varlığını farketmeseydik bu kitabı çevirmezdik."

Kitabı okuyanlar 68 okur

  • Cahit
  • İncizade
  • Murat ÇABUK
  • Murat Özbek
  • Efsa Aydın
  • Lex  marx
  • Yeşim Alıcı
  • Mehmet S.
  • Loma
  • leylâ.

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (11)
9
%18.2 (4)
8
%18.2 (4)
7
%13.6 (3)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0