Her toplumsal sınıf, kendi yaşamı açısından herhangi bir öneme sahip olmayan erdemler üzerine ahkâm kesiyordu. Zenginler tutumluluğun öneminden dem vururken, işsiz güçsüzler emeğin yüceliği üzerine afili laflar ediyordu.
Kendi mutluluğunu tüketen, yiyip bitiren sensin. Tam bir özgürlük içinde mutluluğun tadını çıkardığın olmadı hiç. Bu yüzden büyük bir oburluk içinde kendi mutluluğunu yiyorsun ve mutluluk sağlama, onu koruma sorumluluğunu hiç üstlenmiyorsun
Aklım bana şunu söylüyor: "Her ne pahasına olursa olsun hakikati söyle." İçimdeki küçük adamsa şöyle diyor: "Küçük adama gerçek yüzünü göstermek, ona açılmak ve acımasına başvurmak aptallıktır. Küçük adam kendisiyle ilgili hakikati duymak istemiyor ki!