Kitabı okumaya başladığımda gerçek mi kurgu mu çözemedim başlarda. Ben okurken çok sıkıldım okunmasa da olur. Sadece konu nereye varacak diye bitirmek için kendimi zorladım diyebilirim.
Kitabın adına ithafen yaşanır yaşamak denirse buna. Kitabın baş kahramanı fuguinin zengin bir durumdayken zevk sefa ve genelev düşkünlüğüyle bir mirasyedi olarak babasının tüm parasını kaybedip bir dram içine sürüklediği ailesini hayırsız evlat olma meziyetinden sonra kendisi ve ailesinin dramını güzel anlatmış yazar. Maonun komünizm politikasında köylülerin içinde bulunduğu durumun yaşamaktan çok ölmeyi fakirsen daha da fakirleşmiş bir toplum içinde yaşamaya çalışan fuguinin öküzünü tarlada sürerken hayatını anlatışını dinliyor buluyorsunuz kendinizi kitapla.Benim gibi ben hiç "Çinli" yazar okumamıştım diyorsanız alın size bir kitap.Keyifli okumalar.
Bulantı gerçekten her cümlesinde bulantı hissine kapıldığım bir kitap olarak aklımda kaldı diyebilirim. Okunur mu şiddetle tavsiye eder miyim hayır ben pek sevemedim varoluşçuluk akımını kendine has bir üslupla esere yansıtmış olsa dahi bu onu pek sevecen bir kitap haline getirmemiş maalesef.Konunun birbirinden kopuk olması ve betimlemeler biraz okuyucuyu kitaptan uzaklaştırıyor diyebilirim. Hadi bitsin diye zoraki okuduğum bir kitap oldu.