......
Yarın da yine bugünki gibi bir gün olacak. Mutluluğu hiç bir zaman yakalayamayacağım, biliyorum. Yine de bir umut... yeni günün bana mutluluk getirme ihtimalini düşünerek uyuyakalmak bana güçlü hissettiriyor.
Bazen hangisi daha doğru bilmiyorum; toplum içindeyken insanlara uyum sağlayarak benliğimi ayrı bir yere koymak mı, yoksa her ne durumda olursa olsun kendimi değiştirmeden özüme uygun yaşamak mı?
.....bu bana yeter değerinin kesilmesinden korkuyorum. Yaklaşmamak lazım. Çünkü aşk çirkin bir adamın söylediği acıklı ve büyüleyen bir ezgi gibi, uzaklardan gelen bir ses gibidir. Takip edip yakından görmeye çalışılmamalıdır. Çünkü şarkının anısını ve keyfini bozar. Aşkın ateşine fazla yaklaşmamak gerekir. Buraya kadar yeter. Bundan herhangi bir duadan veya övgüden daha fazla keyif aldım. Çünkü o tek bir an mutluluğumu ve genćliğimi gözlerimin önünde canlandırdı....
Eğer bize bir zafer nasip olsa bile kurtaracağımız şey, yanlız bu ıssız toprakla, bu yalçın tepelerdir. Millet nerede? O henüz ortada yoktur ve onu bu Bekir Çavuşlar, bu Salih Ağalar, bu Zeynep Kadınlar, bu İsmailler, bu Süleymanlarla yeni baştan yapmak gerekecektir.