esra

Puan vermedi·456 syf.··
2026 9. kitabı
·
46 günde okudu
·
Okunma: 19 Mart 2026 04:19
Kitabı neredeyse bir buçuk ayda okudum, sebebi romanın sıkıcı oluşu değildi kesinlikle, kitap benim okuma durgunluğu dönemime denk geldi ve uzadıkça uzadı… Meftun sofra kurallarını anlatırken bayılmış da olabilirim :D Hüseyin Rahmi’nin kalemi, mizahı ve ince ironisi okurken beni daima çok eğlendirmiştir. Başlarda Meftun’u tanımak çok eğlenceliydi, klasik yanlış batılılaşan tip. Ancak romanın sonlarına doğru şuursuzluğu artınca sinirimi bozmaya başladı. Yüksek dozdaki şuursuzluğu ailesinin felaketine sebep oldu. Meftun keşke akıllansaydı, romanın sonunda hala aynı kafa yapısına sahip olması da sinir bozucuydu… İnsan biraz olsuun akıllanmaz mı mon cher Meftuncuğum? Yine de Meftun karakteri üzerine düşünülmesi ve ders çıkarılması gereken bir karakter. Para hırsının insanı ve ailesini nasıl yoldan çıkarabileceğini, hatta namus gibi bir değeri bile sarsabileceğini açıkça gösteriyor. Yazarımızın kalemi ise bu okuma sürecini keyifli bir hale getiriyor.
ŞıpsevdiHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20253,408 okunma
Reklam
Victoria ve Johannes
Puan vermedi·160 syf.··
2026 6. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2026 02:04
Klasik denebilecek bir konu ama iz bırakacak kadar etkileyici. Değirmencinin oğlu Johannes ile bir soylunun kızı Victoria... Elbette kavuşamadılar,imkansız bir aşk. Önündeki engeller gurur, statü farkı, aşkın bazen imkansız oluşu... Kitap boyunca yukarıdaki düşüncelerimin aksine bu iki aşığın kavuşacağına dair bir ümit besledim hep. Ne yazık ki olmadı. Yine de okuması zevkli bir kitaptı, sayfalar bir film sahnesi gibi gözümde canlandı, hikaye akıcı ve sadeydi. Ayrıca kitapta Martin Eden'imsi izler de mevcut. Ruth ve Martin'i bol bol anımsadım okurken. Victoria'nın veda mektubu kitabın en etkileyici kısmıydı. Hayattayken söylemediklerinin ve yapmadıklarının pişmanlığıyla ezilişini anlatan satırlar, acıyı ve çaresizliği yansıtıyordu.
VictoriaKnut Hamsun · Olimpos Yayınları · 20231,553 okunma
10/10
·584 syf.··
2026 4. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2026 23:43
Okuması öyle zevkli, öyle haz veren bir kitap ki... Okurken adeta kendinizi at üstünde Ötüken'in uçsuz bucaksız bozkırlarında dolaşır gibi hissediyorsunuz. Kitap insanın içine öyle derin işliyor ki yalnızca sayfaları çevirmekle kalmıyor; Türk töresinin bozkırında kılıç çekiyor, at koşturuyorsunuz. Bozkurtlar, Kür Şad ve kırk yiğidin yaktığı ateşin asırlar geçse de sönmeyen kıvılcımıdır. Kesinlikle okunmaya, hissedilmeye ve milli şuuru şahlandırmaya değer...
BozkurtlarHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202017,9bin okunma
Puan vermedi·255 syf.··
2025 35. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2025 01:25
Türkçenin Sadeleşme Tarihi, dilimizin serüvenini Arapça- Farsça ile tanıştığımız dönemlerden başlayarak sadeleşme hareketine kadar kapsamlı bir şekilde ele alıyor. Kitapta dönemin polemiklerine, gazetelerine ve önemli isimlerine değinilmesi okuyucuya olaylara daha geniş perspektiften bakabilme olanağı sunuyor. Sadeleşme tarihinin yalnızca ideolojik değil; sosyal, kültürel ve toplumsal temelleri de irdelenerek döneme ışık tutuluyor. Ömer Seyfettin, Ziya Gökalp ve Ali Canip gibi dilimize hizmet eden birçok ismi daha yakından tanıma fırsatı buluyor ve yaptıkları çalışmaların büyüklüğünü bu eser sayesinde daha iyi kavrama şansı elde ediyoruz. ----- İslamla tanışmamız vesilesiyle gerek ibadetler ve gerek İslami terimler sebebiyle Arapça'dan birçok sözcük aldığımız görülür. Bu durum diller için oldukça doğal bir süreçtir, dil canlı bir varlık olduğundan sözcük alışverişleri pek tabii her dilde hayat bulur. Ancak -kitapta da değinildiği gibi- Arapçayı sırf din dili olmasından mütevellit aziz dilimizden üstün görmek ve Türkçemizi bir kenara atmak son derece yanlıştır. Ne yazıktır ki dönemin bazı alimleri, kalem ehli milliyet duygusunu arka plana atarak ürünlerini dini duyguları ön plana alarak Arapça vermişlerdir. Kitaptan bir örnek verecek olursak Hacı İbrahim Efendi'nin bu görüşe sahip olduğunu görebiliriz. Efendiye göre lisanların mükemmeli Arapçadır ve Türkçe, Arapça'nın kurallarına muhtaçtır. (syf41) Efendi ve taraflarınca dilimiz Türkçe değil, üç dilin karması olarak hayat bulan Osmanlıcadır. Efendi'nin -garip- düşüncelerinden birisi de Osmanlıların bir Türk devleti sayılamayacağı doğrultusundadır. Kendisine gerekli cevapların Muallim Naci tarafından verildiğini kitapta görmekteyiz. Savunulan bu düşüncelerin aksine Türkçe, Osmanlı Devleti ile var olmamıştır. Dilimizin
Türkçenin Sadeleşme TarihiYusuf Ziya Öksüz · Türk Dil Kurumu · 201619 okunma
Büyük Türk: Fatih
Puan vermedi·364 syf.··
2025 33. kitabı
·
54 günde okudu
·
Okunma: 31 Ekim 2025 02:56
***İlgililerine keyifli bir okuma yaşatacak, fethin detaylarına ve psikolojik dünyasına hakim olarak okuyabileceğiniz güzel bir eser. Anlatım ve sürece ait detaylar biraz yoğun ancak savaşa iki taraftan da bakabilme olanağı oldukça başarılı bir şekilde okura sunulmuş. Görsellerle zenginleştirilmiş anlatıma ek olarak kitapta en çok hoşuma giden detay gerek iki imparatorun gerek halkın bu süreçte yaşadığı psikolojik durumlara değinilmesi oldu. Zaman zaman iki imparator da umutsuzluğa düştü, halk ikonalara sığınarak Kutsal Bakire'den yardım diledi, askerler yoruldu... Tüm bu süreçler olağan doğallığıyla okuycuya aktarılmış, fikrimce kitap bu sayede daha zevkli bir hal aldı. En zevkli kısım ise Fatih'i daha yakından tanıma fırsatını bulmamdı. ***** Adının yankısı yüzyılları aşan cihan padişahı, sultan-ı alem... Çocuk yaşta kalbine yerleştirdiği fetih, müthiş azmi ve Rabb'in lütfuyla 21 yaşında ona nasip oldu. Ne büyük padişah, ne muazzam bir deha örneği. Doğu'nun ve Batı'nın bilgelik ışığından doğan bir cevher adeta. Dünyayı dize getiren, Hıristiyan dünyasına cehennemi yaşatan bu kutlu padişah için 49 yaşında Hakk'a yürümek ne büyük talihsizlik. Şiirde ona atfedilenler doğrudur, bu yüce zat biraz daha yaşasa ne Venedik kalırdı ne de Floransa. Ne yazık ki onun hakkındaki fikirlerimiz İstanbul'un fethi ile sınırlı. Oysa Fatih her Türk gencinin yakından tanıması gereken bir şahsiyet. Askeri zekasının yanında edebi bir kalem oluşu, dünya dillerini iyi derecede bilmesi ve kullanması onun çok yönlü bir hükümdar olduğunu kanıtlar nitelikte. Ne mutlu bize ki cihana hükmetmiş böyle kutlu bir padişahın övüncüne nail olduk.
Son Büyük Kuşatma 1453Roger Crowley · April Yayıncılık · 2012258 okunma
Reklam