Ah Bedia ...
Giderek daha çok soğuyorum bu dünyadan. Petunyam olmasa, petunyayı bana sen emanet etmiş olmasan, her şeyi bırakıp şimdi uzanacağım yanına.
Uzayda yer kaplamaktan nasıl acı duyduğumu, yaşayan her kadın bilir. Kadınlar bu yüzden hep kilo vermeye çalışırlar. Kadınlar bu yüzden hep, kendilerini olduklarından daha şişman sanırlar. Bir kadın bedeniyle, hareketleriyle, fikirleriyle, tercihleriyle ne kadar az hacme sahipse o kadar makbuldür dünyanın gözünde. Benim gibi parmakların ucunda yürüyen, dizlerini hep sıkı sıkı bitiştirerek , yayılmadan oturan kadınları bu yüzden hep daha çok sever, daha kadınsı bulur dünya.
Bir gün bir masal okumuştum. Ülkenin birinde büyük bir yangın çıkmış ve yangın her şeyi kül etmiş. Öfkeyle yangının sorumlusunu ararken, gözler, elinde küçük bir kibrit tutan masum bir küçük kıza yönelmiş. Küçük kız etrafını saran bu kızgın, suçlar gözlere korkuyla bakmış. Bilmiş ki o “evet, yangını ben çıkardım, “ derse herkes çok mutlu olacak. Bu yüzden “evet, yangını ben çıkardım,“ demiş ve tüm ülke mutlu olmuş. Tüm ülke mutlu olunca , yoksul ve masum küçük kız da mutlu olmuş. Söylemeye gerek yok; masalı bir kadın yazar yazmıştı. Kadınlar orta sebep yokken suçlanmayı da, günah keçisi olma hissini de iyi bilirler. Kadınlar yoksul kibritçi kızların aslında suçsuz olduğunu da çok iyi bilirler. Küçük kızın suçu üstüne alarak mutlu olması, bu dünyada neredeyse yalnızca kadınların anlayabileceği bir durumdur.