Kimdi o kedi,zamanın eşyayı örseleyen korkusunda,eğerek kuşları yemlerine, bana ve suçlarıma dolanan?
Gökten kaçınca üzerimizden ve yıldız dengi çözüldüğünde hangisi yanan değişiklikten aslanlar geçirmiş ve gömünün kapağı hep açık olana ? Yedi tül arkasında yazgı uşağı, uygulandığında tek boyutlu düzlüktür o ve bağlanmıştır körler örümcek salyası kablolarla birleştirilirken sevişirken, ellerin sevincini aklının çalıştırıp yanmasına döndürmeen, fil kuyruğu gerdanlıklarla. Yine de, o, zaman kedisi bölümüsi ensemde, üzünç sesinden çekerken beni kendi göğsüne, bir kahkaha bölüyor dokusunu düşler maketinin, uyanıyorum küstah lülle: Ey , iki adımlık yerküre Senin bütün arka bahçelerini gördüm ben !
Bilseler de uyuduğumuzda düşler
beklenir,
uyandığımızda lastikler dalar onlar
ve yalnızca kalabiliyorlar kaldıkları içinde
düşleri de uyuyan!
Bir şey kalmaz,
Genlerin demokratik dilbilgisinden başkaca
ve hiçliğin kutsal komşuluğunda yaşarız.
Buraya bir ayna koydum arada önüne geç bak; sen şahane bir
okursun. Mesai saatlerinde çaktırmadan şiir okursun. N’olcak ki,
bırak patronlar seni kovsun!