Bir çocuğun sahip olduğu öğrenme yeteneği, hayatının ilk yıllarında duyduğu dille ilgili miydi? İtinayla gerçekleştirilen üç yıllık veri analizi hiçbir şüphe bırakmıyordu. Evet öyleydi. O yıllarda yaygın olan düşüncenin aksine, ne sosyoekonomik durum, ne irk, ne cinsiyet, ne de doğum sırası, bir çocuğun öğrenme kabiliyetinin kilit unsuru değildi çünkü her bir grubun içinde bile dil farklılıkları vardı. Bir çocuğun gelecekteki öğrenme gidişatını belirleyen temel faktör, ilk yıllarındaki dil ortamıydı ;
Ebeveynin çocuğuyla ne kadar ve nasıl konuştuğu. Evdeki eğitim durumu veya ekonomik durum ne olursa olsun, ebeveyn konuşmasının çok fazla olduğu evlerdeki çocuklar daha iyi sonuç elde ediyorlardı. Bu kadar basit.
"önceden görülmeyen, kanıtlanmayan, hayat bunlar üzerine kuruludur. Cehalet düşüncenin teme
lidir. Kanıtsızlık eylemin temelidir. Tanrı'nın olmadığı kanıtlansaydı dinler olmazdı, ne Handdara, ne Yomesh- ta, ne de ocak tanrıları, hiçbiri. Ama Tanrı'nın olduğu kanıtlansaydı da gene dinler olmazdı... Söylesenize, Genri, nedir bilinen? Kesin, tahmin edilen, kaçınılmaz olan sizin ve benim geleceğimize dair bildiğimiz tek kesin şey nedir?"
"İkimizin de öleceğimiz."
"Evet, işte, cevabı olan tek bir soru var, Genri ve o yanıtı da zaten biliyoruz. Hayatı mümkün kılan şey sürekli, dayanılmaz belirsizliktir; yani bir bilememek." sonra ne olacağını