Bu milletin milli dayanışma birlik ve beraberliğini a’dan z’ye anlatan bence en mükemmel yazar Turgut özakman.. Yanya savunması sırasında Vehib Paşa’nın yardımcısı Reşad Bey idi.
Günlerce süren savunmaları sonucu Yanya’yı teslim ederken Reşad Bey ağır yaralıydı. 33 yaşındaydı. İstanbullu’ydu.
İyileşince hemen cepheye koştu.
17. Alay Komutanlığı görevindeyken Muş'un Rus işgalinden kurtarılmasında önemli rol oynadı. Bu cesur atılımıyla Kolordu Komutanı Mustafa Kemal Paşa'nın takdirini aldı ve taltif edildi.
Ardından 53. Tümen Komutanlığı'na getirilerek Suriye cephesinde görevlendirildi. Buradaki muhaberelerde ön cephede savaşırken 1918'de İngilizlere esir düştü.
Reşad Bey ağır geçen esaret günlerinden kurtulur kurtulmaz 1919'da millî mücadeleye katıldı.
Hayatı savaşarak geçmişti. Harp Okulu’dan çıkalı 27 yıl olmuştu ve ancak iki kez gidebilmişti evine, doğduğu İstanbul’una…
Bu kez boyunduruk altındaki ülkesinin bağımsızlığı için savaşmaya gidiyordu.
Mustafa Kemal tarafından hemen 11. Kafkas Tümeni Komutanlığı’na getirildi.
Kurtuluş Savaşı’nda İnönü ve Sakarya muharebelerine iştirak etti. Olağanüstü başarı göstererek 57. Tümen Komutanlığı görevine atandı.
Bu görev yeri Büyük Taarruz’un ve dolayısıyla ülkenin kaderini etkileyecek en kritik mevkii idi…
Büyük gizlilik içinde yürütülen son hazırlıklar bitmiş, 26 Ağustos, yani Büyük Taarruz günü gelmişti. Şimdi beklenen taarruz saati idi.
Miralay Reşad Bey’in 57. Tümeni’ne, Çiyiltepe, Kızıltaş, Kızlaryaylası adlı birbirinden sarp ve yüksek üç tepe düşmüştü. Bu tepeleri alacak ve Mehmetçik’in Akdeniz’e ulaşacak en önemli engellerini ortadan kaldıracaktı.
Ama kolay değildi.
Bu tepeler önceden düşman tarafından ağır silahlarla donatılmıştı. İngiliz kurmay subaylarına göre bu tepelerin aşılması imkansızdı.
Ve sabaha karşı