Arem

Arem
@etegbelnde
Şayet kitap okumak gerekli aziz dostum!
Öğrenci
8 Şubat
22 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı
Hayal kırıklığı...
6/10
·192 syf.··
2025 4. kitabı
Sevgili Zülfü Livaneli'nin kitaplarına bayılırım fakat bu kitap beni çok hayal kırıklığına uğrattı. Konular hızlı hızlı geçilmiş, karakterleri derinlemesine görmemişiz bile. Evet Livanelinin kitapları genelde tarihi olaylar içerisinde yaşama tutunan karakterler hakkındadır ama burda ne kişiler tam olayla bütünleşmiş ne de olaylar tam anlamıyla işlenmiş. Bilmiyorum belki de biz fazla beklentiyi girdik. Ama diğer kitaplarının yanında tatmin etmediği de bir gerçek.
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518,1bin okunma
Reklam
Tarih tekerrür eder.
Puan vermedi·152 syf.··
2023 1. kitabı
Kitap: Hayvan Çiftliği Yazar: George Orwell Basım Yeri-Yılı: Birleşik Krallık - 1945 "Hayvan çiftliği" adı her ne kadar bir çocuk kitabıymış, bir çiftlikteki hayvanları anlatıyormuş gibi görünse de aslında geniş çerçeveden baktığımızda aslında hayvanlar olarak biz insanlardan bahsediyor. Mesela kitapta yönetimi ele alan domuzlar için aslında tarihte Stalinden bahseder. Ve aslında her ne kadar Stalin döneminden bahsetse de tarih tekerrür ettiği için birçok diktatör insan bu kitapta domuzdur. Kurgusundan bahsedecek olursam bu kitapta bir çiftlikte yaşayan hayvanlar(İnsanlar) domuzların harekete geçirmesiyle çiftlik sahibinin yaptığı zulmü, haksızlığı kaldıramayıp birlik olurlar ve yönetimi ele geçirirler. Bu açıdan her şey güzeldir. Yönetim artık hayvanların elindedir. Herkes eşit şartlar altında yaşamını sürdürebilecektir. Fakat domuzlar rahat durmaz ve bu hayvanların başına sanki onları yöneten kendileriymiş gibi geçerler. Hayvanlara eziyet ve acı çektirirler. Kendileri en iyi şartlarda yaşarlar.(Burda bir parantez açmalayım ki göründüğü üzere geniş bir yelpazeden bakınca başında bir diktatörün olduğu, kimseyi dinlemeyen, çalışmayıp halkın emeklerini yiyen bir ülkeyi anlattığını görmek zor değildir.) Domuzlar yönetici olur geriye kalan hayvanlarsa bir işçi. İlk başta da söylediğim gibi George Orwell aslında Stalin döneminde gördüklerinden, yaşananlar yola çıkıp yazdığı bu kitapta sadece kendi zamanını ele almaz. Gelecek dönemleri de öngörür, geçmişte yaşananlardan da pay çıkartır. Sadece kitapta domuzların diğer hayvanlara eziyet ettiğini söylesem de aslında bunun yanında görüp göremediğimiz bir sürü eleştiri de vardır. Yapılan devrimlerden, savaşlardan ve daha nicelerinden bahseder. Kitapta çiftlik ilkelerinin yazılı olduğu duvarda, yasalar değişmiştir domuzları el
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296,2bin okunma
Puan vermedi·240 syf.··
Beğendi
·
2021 20. kitabı
Herkese mutlu sabahlar :) Kitap için yorumumu tek bir kelime özetliyor aslında. FİGAN… Acıların kitabı diyebilirim. Kitabı okurken tam diyorum yüzümüzün güleceği yerlere geldim. Sonra bir bakıyorum olaylar bir çırpıda ilerliyor ve yine kötü zamanlar başlıyor. Bir belirsizlik söz konusu. Sonu iyi bitiyor diyemem. Zaten Ahmed Günbay Yıldız kitabı okuyorsan sonunun kötü biteceğini de bilmen gerekir. Ermeniler ve Anadolu insanı arasında geçen, uzun yıllar süren çetin savaşın ele alındığı, hamile kadınların karnındaki bebeklerinin kafasını çıkartıp kendi aralarında eğlenmelerini, insanları evlere kilitleyip topluca ateşe vermelerini, genç kızları bütün milletin önünde soyup, urbalarını parçalayıp iffetine kirletme yarışına katılmalarını, iki yaşındaki çocuğu anasının gözü önünde ağaca çivilenmesini ve daha nicelerini okuyoruz… Birkaç yer insanı derinden etkiliyor ve diyorsun ki: “Hayır bu kadarını da yapmış olamazsınız.” Gel gör ki zalimce bütün planlarını yürürlüğe sokmaya çalışıyor Ermeni askerleri. Tarihi barındıran kitaplara çok ilgim yoktur ama tarihi roman türüne başlangıç olarak harika bir seçim. Kitapta onaylamadığım yerler çoktu ama o zamanların şartlarına göre yorum yapılacaksa çoğu kusur göz ardı edilebilir. Yine de bir noktaya canım sıkıldı. Yazar; Ermenileri, çocuklarına Türk
FiganAhmed Günbay Yıldız · Timaş Yayınları · 19842,182 okunma
Puan vermedi·118 syf.··
Beğendi
·
2021 19. kitabı
Merhabalar... Kitabın adı zaten konusunu ele veriyor. O yüzden hiç anlatma çabasına girmeyerek yorum yapacağım. Öncelikle uzunca bir ön söz ile başlıyor. Bıkmadan okumanız yararınıza olacaktır. Şu ana kadar okuduğum en uzun ön söz diyebilirim. Daha sonrasında kitabın ilk basıldığı zamanlar alınan korkunç ve zannımca saçma yorumlardan bir kesit var. Ve devamında da 77 sayfalık hikâyemiz başlıyor. Victor Hugo verilebilecek en üst seviyede idam edilecek mahkûmun psikolojisini yansıtmış. Ve dili çok akıcı kullanmış. Bir oturuşta bitirmenin başka açıklaması olamaz çünkü… Her satırını okurken diken üstündeydim. O zamanların ünlü işkencelerinden giyotinle infaz… Kulağa berbat geliyor. Oysa o zamanlar insanlar ne kadar da normal karşılıyordu. Birilerinin gözlerinin önünde kellelerinin sepete düşmesi onlar tarafından ne kadar da sıradan, eğlenceli, alkışlanacak şeylerdi. İşte bu eser tam da bunu anlatıyor. Herkesin cellat karşısında ya da o zamanların sözde “adalet var” dendiği yerlerde boyunları neden kıldan ince? Niye herkes suspus? Cevap yok. Değinmek istediğim bir başka nokta yazarın aldığı eleştiriler. Zaten bunları da yazar kitaba eklemekten geri durmamış. “Telaffuz etmesi zor bir isim. İçinde got, vizigot, ostrogot gibi bir şeyler var.” Bu aldığı tepkilerin sadece biri. Doğrusunu bildikleri gerçekleri söylemekten acizler. Bunlar dışında kısa ama çok şey anlatan bu kitabın her yaştakilerin okuyup
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,4bin okunma
Puan vermedi·141 syf.··
Beğendi
·
2021 9. kitabı
Herkese merhaba, Bu kitap, kısa kısa hikâyeler ve masallardan oluşan, hayatın farklı kısımlarından alınmış bir Sabahattin Ali eseri. Ama sadece bu tanım kitabı anlatmaya yetmez. Çünkü ben de çok farklı ve değişik duygular bırakması, duygu seline kapılmama neden oldu. Yazarımızın hayatını ele alacak olursak bile fazla kötü zamanlar geçirdiğini anlayabiliriz. Ve kitabı yazarken de bu yaşanmışlıklarından etkilendiğini düşünüyorum. Kitapta sonu iyi biten sadece bir öykü vardı. Onda da zaten okuyucuların yorumlarını cevaplamak için yazmış. Tabii kötü sonla bitti diyorum ama hep bir ders çıkarmamız gereken, yol gösterici hikâyelerle dolu… Anlatmaktan geri durmamış diye yorumluyorum. Türk insanını birkaç karakter ile gerçek anlamda bütünleştirmiş diyebilirim. Bu kadar iyi tasvirler ve Türk halkını harika betimleyip eserlerinde de bunlardan bahsetmekten kaçınmaması yüzünden o zamanlar insanların kendi karakterlerini kitapta okuyunca hemen savunma içgüdüleriyle hareket etmiş ve yazarımızın birçok kez mahpuslara düşmesine sebep olmuşlar. Oysa karakterlerini okumak, ders çıkarmak gerekirken, gülünç duruma düşmekten geri durmamışlar fikrimce… Ayrıca üslubunu beğendiğim sayılı yazarlardan. Bazı bilmediğim kelimeler olsa bile anlamına bakıp veyahut cümlenin gelişinden çıkarmak kolay oluyor. Kesinlikle her neslin okuyup; anlaması, aktarması ve akıllara kazıması gereken bir kitap… Sevgili yazarımız yukarıda da bahsettiğim gibi bize sezdirmeden bizi çarpıcı gerçeklerle baş başa bırakıyor. Geçmişin bıraktığı bu gerçekleri elinden gelse, her şeyden vazgeçip iyi bir gelecek sunma çabası içinde. Ve şu şekilde veda ediyor bizlere:
Sırça KöşkSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202069,7bin okunma
Reklam