"Henüz tanışmış gibi değil de, birbirimizi yıllardır tanıyor gibiydik. Belki de başımızdan geçenlerin bunda payı vardı. İkimiz de yaşamın birçok insana yabancı gelecek bir yanını deneyimlemiş, her günkü yaşamı trajediden ayıran çizginin ne kadar ince olduğunu keşfetmiştik. Bu bilgi çoğunlukla başvurulmayan ama yine de orada olan özel bir dil gibi bizi birbirimize bağlıyordu."
Kitap David Hunter serisinin ilk kitabı. Polisiye-gerilim tarzında okumayı sevenler kesinlikle okumalı. David Hunter eşini ve kızını kaybetmiş bir doktordur. Doktorluğun yanı sıra eskiden antropoloji dalında da çalışmalar yapmış başarılı biridir. Fakat eşini ve kızını kaybetmesi bütün hayatını değiştirir. Resmen dünyası yıkılır. Bunun üzerine herşeyden kaçmak için, kendi başına huzur bulmak için Londra'dan ayrılır ve başka bir şehirde, ücra bir köyde dokturluk yapmaya başlar. Bir gün bu küçük sessiz sakin, herkesin birbirini tanığı, samimi, ve olaysız köyün ormanında bir kadın cesedi bulunur. Tabi ki sadece bir kurbanla sınırlı kalmayacaktır seri katil. David ve köy halkı artık huzurlu, sakin hayatlarını geride bırakmışlardır. Kitabın sonuna doğru katili David gibi bulduğunuzu düşürkenn aslında beklenmedik bir kişi karşınıza çıkar ve hikayeside sizi şok edicektir. Kitabı elimden bırakamadığım için 2 günde bitti. Sıra 2.kitapta :) Önyargılarınızı kırın. Ve aslında 'tanıdım' dediğiniz kişileri ne kadar tanıdığınızı onlara ne kadar güvenebileceğinizi sorgulayın :)) Keyifli okumalarrrr...