Aşkın peşinde kaybolmak…
Puan vermedi·292 syf.··
2026 67. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 14:02
Tarık Tufan’la tanışmamış herkes bir an önce tanışmalı diyorum. Bu kadar kalbe işleyen roman yazmak herkesin harcı değildir. Annesinin ölümünün ardından kendi benliğini tamamen silmek isteyen bir adamın hikayesini anlatıyor kitabımız. Kahramanımız yas sürecindeyken bir kadınla tanışıyor ve tüm benliğini bu kadının hayali şekillendiriyor. İnsan yastayken ne yaptığını bilemez ya tam olarak öyle bir şey. İçinden yeni bir adam doğuyor eskini tamamen geçmişe gömüyor. Babası ise dergahı tarafından çok sevilen bir şeyh, ne yapsa oğlunu yolundan döndüremiyor, döndüremeyeceğini de biliyor. İkisi de kendi aşklarının peşinden hayatlarını sürdürüyorlar. Kitabın sonuna eksik kalmış yazanlar olmuş, hayır ben öyle düşünmüyorum; böyle bir kitabın, böyle bir aşkın ancak böyle bir sonu olurdu diyorum. Ben sanırım Tarık Tufan ne yazsa okurum artık o moddayım. İçindeki tasavvufi hikayeler beni gerçekten etkiledi. Kitaplarına böyle öyküleri öyle güzel yediriyor ki insanı tam anlamıyla büyülüyor. Kitaplarının arasında en sevdiğimi bu sebeple seçemiyorum, kendisinden okuduklarımın hepsinin yeri ayrı bende.
Şanzelize Düğün SalonuTarık Tufan · Profil Yayıncılık · 20178,7bin okunma
10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 14:38
Bridgerton serisini Netflix dizisinden öğrenmiştim. Francesca çok sevdiğim bir karakterdi. Dizide Michael'ı Michaela karakteri olarak yapacaklarını öğrenince bu kitaba başlayıp asıl hikâyeyi bilmek istedim. Bu kitap aşırı güzeldi. Francesca'nın yaşadığı yas süreci, suçluluk duygusu ve yeniden âşık olma korkusu çok gerçekçi işlenmişti. Michael ise serideki en sevdiğim erkek karakterlerden biri oldu. Francesca'ya yıllarca duyduğu sevgiyi içinde yaşaması ve buna rağmen ona saygı göstermesi beni çok etkiledi. Kitabın romantik yönü oldukça güçlüydü ama bence en güzel tarafı karakterlerin duygusal gelişimiydi. Francesca'nın geçmişiyle yüzleşmesi ve yeniden mutlu olmayı kendine hak görmeyi öğrenmesi hikâyeyi daha anlamlı hâle getirdi. Michael ile aralarındaki uyum da çok doğal hissettirdi. Bu kitabı okuduktan sonra dizide Michael yerine farklı bir karakter kullanılacak olmasına daha da üzüldüm. Çünkü Michael Stirling'in hikâyeye kattığı duygu ve karakter gelişimi bence bu kitabın en önemli parçalarından biriydi. Yine de dizinin nasıl işleyeceğini merak ediyorum. Genel olarak Bridgerton serisinde şimdiye kadar okuduğum en etkileyici kitaplardan biri oldu. Hem duygusal hem romantik yönüyle beni içine çekti. Kesinlikle tavsiye ederim.
Sana MuhtacımJulia Quinn · Epsilon Yayınevi · 20201,092 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İçimi acıtan hikaye
Puan vermedi·108 syf.··
2026 43. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 13:00
Kitap bitti ama ben kendime gelemedim. Son sayfaları hıçkıra hıçkıra ağlayarak okudum. Talat ile Fitnat’ın birbirlerine kavuşamaması, Fitnat’ın Ali Bey’le evlenmek zorunda kalması ve peş peşe yaşanan o acılar beni derinden etkiledi. Dili oldukça sade, akıp gidiyor. En çok da insanların kendi hayatları hakkında söz sahibi olamamasının nelere mal olabileceğini göstermesi beni düşündürdü. Yanlış kararlar, gizlenen gerçekler ve görücü usulü evliliklerin nasıl büyük trajedilere yol açtığını insanın yüzüne vuruyor. Talat ve Fitnat’ın hikâyesi sadece bir aşk hikâyesi değil; aynı zamanda dönemin toplumsal yapısına da güçlü bir eleştiri. Bir çırpıda bitirdim ama etkisi uzun süre bende kalacak. Sonunu bilsem bile yine okurdum. Çok hüzünlü ama kesinlikle okunmaya değer bir eser.
Taaşşuk-ı Talat ve FitnatŞemseddin Sami · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202538,2bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
Henrik ve Konrad… Onlar, milyarlarca insanın taşıdığı duyguların; onlarca yaşamın ve deneyimin tezahürü. Sandor Marai ise adeta bütün bu duyguların içinden geçmiş büyük bir tiyatro ustası gibi, yıllardır içimizde beklettiğimiz en derin ve en kirli sırlarımıza seslenen bir anlatıcı. Kısacık bir öyküde; çocuk olmayı, yalnızlığı, kardeşliği, dostluğu, yetişkin olmayı, yetişkinlikle birlikte gelen o kaçınılmaz kirlenmeyi, aşkı, anne-babaya ait olma hissini, kıskançlığı, ihaneti ve sayamadığım daha nice insani duyguyu, titrek bir mavi mum ışığında yalnızca dostuna değil, bize de soruyor. Eminim bazılarımız da Konrad gibi, ya artık kaybedecek hiçbir şeyi kalmadığını düşündüğü için ya da cevap vermeye cesaret edemediği için, o soruların yanıtlarını hiç vermeden ölümle buluşacak. Kitap beni öylesine etkiledi ki, Henrik'in dostluk üzerine sorduğu soruları ben de kendi dostlarım için kendime sormaktan geri duramadım. Beklenti duymanın en anlamsız duygulardan biri olduğuna inanan ben bile, dostlarımdan beklentiler içinde olduğumu ve zaman zaman onları yargıladığımı fark ettim. Kitap bittiğinde ise hiçbirimiz; ne Konrad, ne Henrik ne de ben, Krisztina kadar hayattan, aşktan ve insanlardan hiçbir şey talep etmeden yaşayabilmeyi başaramamıştık.
Duygu ve Düşünce
Mumlar Sonuna Kadar YanarSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20246,7bin okunma
Puan vermedi·360 syf.··
2026 4143. kitabı
Cara Hunter yine ters köşe yapmayı başaran, okuru sürekli şüphe içinde bırakan bir kurguyla karşıma çıktı. Marina Fisher Ne Saklıyor? ilk sayfalardan itibaren alışılmış suç hikâyelerinin dışına çıkacağını hissettiriyor. Çünkü yazar, okurun yıllardır ezberlediği kalıpları daha en başta ters yüz ediyor. Suçlamanın yönü değişince, ister istemez kendi önyargılarınızı da sorgulamaya başlıyorsunuz. En sevdiğim nokta, olayın yalnızca "kim yaptı?" sorusuna odaklanmaması oldu. Asıl mesele; insanların gördüklerine ne kadar kolay inandığı, güç dengelerinin nasıl değişebildiği ve gerçeğin çoğu zaman ilk bakışta göründüğü gibi olmamasıydı. Her ifade, her tanık ve her yeni bilgiyle fikrim birkaç kez değişti. Tam "artık çözdüm" dediğim anda gelen yeni bir detay bütün taşları yeniden dağıttı. Adam Fawley serisini zaten severek takip ediyorum ama bu kitapta onun kişisel hikâyesinin de ön plana çıkması beni ayrıca etkiledi. Meslek hayatıyla özel yaşamının kesiştiği bölümler, yalnızca bir polisiye okumadığımı hissettirdi. Özellikle sonlara doğru yükselen tempo gerçekten nefes aldırmıyor. Sayfaları "bir bölüm daha" diyerek çevirdim. Cara Hunter'ın gazeteler, mesajlaşmalar, sorgu kayıtları ve farklı belge türleriyle kurduğu anlatımı yine çok başarılıydı. Bu teknik, olayların tam ortasındaymışım hissini güçlendirdi ve hikâyeyi daha da gerçekçi kıldı. Final ise yazarın alametifarikası olan cinsten. Beklenmedik, sarsıcı ve geriye dönüp küçük ipuçlarını tek tek hatırlatan bir sondu. Polisiye ve psikolojik gerilim sevenler için kesinlikle tavsiye edeceğim bir kitap. Önyargılar, manipülasyon, güç ilişkileri ve adalet üzerine düşündüren; sadece katili bulmaya değil, gerçeğin ne olduğuna da odaklanan oldukça başarılı bir romandı. Ben yine Cara Hunter'ın okuru son ana kadar avucunun içinde tutmayı
Marina Fisher Ne Saklıyor?Cara Hunter · Olimpos Yayınları · 202593 okunma
Bir tek annem olsun bana birşey olmaz...
10/10
·528 syf.··
2026 54. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 23:56
Büyük Yalnızlık Ben ne okudum böyle. Kendime gelemedim, yüreğimi yaktı geçti, ağlamaktan helak oldum. Alaska'nın vahşi doğasında sürüklenen 13 yaşındaki Leni'nin ve sana sarılmak istiyorum Leni♡.. gözünden anlatılan, büyüme, hayatta kalma ve aile dramı romanı. Duygusal yoğunluğu çok yüksek ve sürükleyici bir o kadar da etkileyiciydi. Bir ailenin hayatta kalma mücadelesi, travmalar üzerinden işlenen aşk beni çok etkiledi. Alaska merak ettiğim bir yerdi ve gerçekten bu romanla içinde yaşadım, o soğuğu hissettim diyebilirim. Kristin Hannah dayanışmayı, dostluğu, aile bağlarını, sevgiyi, aşkı o kadar güzel işlemiş ki... Kalemine bir kez daha hayran kaldım. Önemli dersler de çıkarılabilecek bir kitap. Kesinlikle okuyun. Tek kelimeyle mükemmel. Kalbime koydum seni kitap♡
Büyük YalnızlıkKristin Hannah · Pegasus Yayınları · 2019937 okunma