Eleutheria

Eleutheria
@eupatheia
There is no coming to consciousness without pain. तत् त्वम् असि anitsayac.com
10/10
·186 syf.·
2022 211. kitabı
Ödön von Horváth, diktatörlük altında itaatkâr, sorgulamayan ve ırk nefreti ile yetiştirildilen gençlerin, nasıl birer ruhsuz canavarlara dönüştüğünü anlatıyor romanında. Bir polisiye-gerilim kisvesine bürünen romanın ana konusu, totaliter bir devlette birey ve toplum arasındaki çatışmadır. İnsan davranışı açısından çok fazla yoruma yer bırakan ve düşündüren bir eser. Birinci Dünya Savaşı'nın dehşetini yaşamak için çok genç olmalarına rağmen savaş kahramanlığını hayal ediyorlar. Bir lise öğretmeni, içinde yaşadığı bu otoriter toplumu reddeder, ancak korktuğu için açık bir direniş göstermez ve Tanrı da dâhil olmak üzere her şeyi sorgular. Öğrencileri arasında bir cinayet gerçekleştiğinde, topluma uyum sağlayan ve adalet duygusu bastırılmışları temsil eder. Suçsuz yere yargılanan öğrencisi hakkında başlangıçta sessizliğini korur, çünkü inancını yitirmiştir. Tanrısız Gençlik sorgulamayan, sorumluluk duygusu, idealleri ve vicdanı olmayan gençliği anlatıyor. Duygusal mesafeleri tüm roman boyunca karşımıza çıkan balık motifinde yansıyor. Horváth, Nasyonal Sosyalist rejimin adını vermiyor, ancak atıfta bulunuyor. Eser, çocukları ile vakit geçirmeyen ebeveynleri de eleştiriyor aynı zamanda. Horváth, empatisi, umudu ve sivil cesareti olmayan bir gençliği son derece özlü ve resimli bir üslupla anlatıyor. Ödön von Horváth, 1930'ların başında ünlü bir oyun yazarı olarak Berlin'de yaşıyordu. Ancak 1933'te Nasyonal Sosyalistler iktidara geldikten sonra oyunlarının oynanmasına izin verilmedi. Yazar, kitabın ilk taslağını Viyana'da 1936 yılının sonbaharında başladı ve daha sonra bunun "zihinsel okuma yazma bilmeyenlere, okuyup yazabilen ama ne yazdığını bilmeyen ve ne okuduğunu anlamayanlar için bir kitap" olduğunu söylemişti. 1937'de eseri birkaç hafta içinde ilk taslak ile
Edebiyat-Düşünce
Tanrısız GençlikÖdön Von Horvath · Jaguar Kitap · 20164,684 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·95 syf.·
2022 337. kitabı
Roman, eğer insan sanatını bir meslek haline getirip onu bir sosyal ilerleme aracı olarak görüyorsa, sanatından ne kadar ödün verdiği sorusu etrafında dönüyor. Kitap, özellikle son derece hassas okuyucuları etkileyecektir. Hikâyenin ana karakterleri tamamen birbirine zıttır; hassas olduğu kadar içine kapanık ve müziği ülküsü olan Monsieur Sainte-Colombe ile bencil ve kariyer yapmak pahasına her şeyi göze alan Marin Marais. Sainte-Colombe, çok sevdiği eşinin ölümünden yıllar sonra hâlâ kaybın acısını atlatmaya çalışıyor. Annesiz ve müzikle iç içe büyüyen kızları Madeleine ve Toinett duygularını sadece besteleri ile dile getiren babalarının asabiyetinden rahatsızlık duyuyorlar. Beste yaptığı bahçesindeki küçük sığınağında gerçek ile rüya arasındaki çizgi bulanıklaşır çünkü ölen eşini görür. İlk bakışta absürt gibi görünen ve Sainte-Colombe'un sanrı ya da mucize fark etmeksizin mutlu eden sahneler, Quignard tarafından son derece hassas ve dokunaklı bir şekilde tasvir ediliyor. Genç ve hırslı Marin, onu bir öğretmen olarak kazanmayı başardığında tartışmalar kaçınılmazdır. Marin, kraliyet sarayında sahne alma fırsatını yakalayınca aralarındaki gerilim artar. Ancak Sainte-Colombe ile çatışması, hassas Madeleine ile bir ilişki kurmasını engellemez. Marin'in bencilliği ve empati eksikliği bir trajediye neden olur. #pascalquignard ünlü çağdaş Fransız yazarlarından biridir. Roman, deneme ve öykülerinden oluşan çalışmaları için çok sayıda ödül almıştır. Quignard, yaşanan trajediye rağmen okura uzlaştırıcı olduğu kadar melankolik bir son sunuyor. Severek okuduğum bir kitaptı.
Edebiyat
Dünyanın Bütün SabahlarıPascal Quignard · Sel Yayıncılık · 20151,019 okunma
8/10
·336 syf.·
2022 291. kitabı
Cesaret en büyük saygınlıktır. Bir Sinir Hastasının 21 Günü, Octave Mirbeau'nun 1887'den itibaren basında yer alan trajikomik haberleri kurguyla harmanlandığı hem eleştirel hem de eğlenceli romanıdır. Octave Henri Marie Mirbeau Fransız gazeteci, yazar ve sanat eleştirmenidir. Émile Zola, "J’accuse…!" adlı açık mektubunda Dreyfus'a yapılan haksızlığı dile getirdiği için mahkûm edilmişti, özgürlüğüne kavuşması için gereken ödemeyi Mirbeau üstlenmiştir. Kolektif deliliğin her yaz mevsiminde nüksettiği toplum, siyasetten, zenginlerden ve ordudan oluşuyor. Bu elit toplum Fransa'nın Pireneler bölgesindeki kaplıcalarda sıradanlıklarını ve kötü eğilimlerini göstermek için buluşuyor. Birinci tekil şahıs anlatıcı Georges Vasseur, kendisi hakkında çok fazla bilgi vermez, bunun yerine başkalarını konuşturur. Bunlardan biri Clara Fistüle, Kozmogonik Mevcudiyet adı verdiği insanoğlunun yeniden üretimi için gereken yaşam biçiminin mucidi. Tanrı’yla insan arası bu varlık, henüz 17 yaşında ve medeni kanunun 'aile' olarak adlandırdığı birleşmeden doğduğunu reddediyor. Çok şey görmüş, geçirmiş ve anlamış olan bir dehanın mantığı sorgulanmaz elbette :) Bu iki zıt karaktere Vasseur'ün arkadaşı Doktor Alexis Triceps eşlik ediyor. Triceps, başarılı bir sosyal projeyi hayata geçirdi, ayrıca yoksulluğun bir sinir hastalığı olduğunu beyan eden doktordur. Ölüm, Fransa topraklarının bu köşesini terk etmiş sanki. Adalete aykırı olan yeni bir delilik türünün keşfiyle hikâye başlıyor. Çok keyifli bir kitaptı :)
Edebiyat-Düşünce
Bir Sinir Hastasının 21 GünüOctave Mirbeau · Üç Nokta Yayınları · 2020196 okunma
8/10
·64 syf.·
2022 212. kitabı
Wilde, keskin mizah anlayışıyla, toplumunda gözlemlediği olumsuzlukları, ön yargıları ve rahatsız edici gerçekleri cesurca dile getirmesiyle tanınırdı. Wilde'in ruh haline bağlı olarak, eğlenceli, alaycı, güzel ya da karamsar diyebileceğimiz aforizmalar var. Kibirli ve ukala tavırları, espri anlayışında da aynı şekilde karşımıza çıkıyor. Wilde'ı da benzersiz yapan da bu zaten. Wilde’ın babası doktor ve annesi de çevirmendi, dolaysıyla çocukken sanatçılar ve yazarlarla çok fazla teması oldu. Şiirler, denemeler, oyunlar, hikâyeler ve bir roman yazdı. Toplumun ilgisini skandal yaratan eserlerinin yanı sıra, kıyafetine gösterdiği özen ve keskin dilli olmasına borçludur. Cinsel tercihi nedeniyle iki yıl mahkûm edildi. Bunu konuşma ve yazma yasağı ayrıca tüm oyunlarının iptali izledi. Bu durum, şairin iki yıl hapis yattıktan sonra asla kurtulamadığı amansız bir avın başlangıcıydı.
Edebiyat
Yalnız Sıkıcı İnsanlar Kahvaltıda ParıldarOscar Wilde · Can Yayınları · 20247bin okunma
8/10
·240 syf.·
2022 203. kitabı
Roman, düş ile gerçeğin çatıştığı bir labirentten çıkmış hissi veriyor. Toptaş, yine soğuyan insan kalplerinin karanlık taraflarını ve gizli köşelerini gösteriyor. Biraz tekinsiz biraz sarsıcı ve gerilim dolu bir eser. Kimse kusursuz bir hayat sürdüğü için cenneti bu dünyada yaşamıyor. Hayaletler, susanlar, görmezden gelenler ve kendini suçlayan insanlar var. Gittikçe kayıtsızlığa ve acımasızlığa "mahkûm" olan insanları bu hikâyede kim durduracak? Hasan Ali Toptaş, kurgusu ile okuyucuyu karanlıkta ve akılda soru işaretleriyle geride bırakıyor.
Edebiyat & Roman
Beni Kör KuyulardaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202011,4bin okunma