Ödön von Horváth, diktatörlük altında itaatkâr, sorgulamayan ve ırk nefreti ile yetiştirildilen gençlerin, nasıl birer ruhsuz canavarlara dönüştüğünü anlatıyor romanında. Bir polisiye-gerilim kisvesine bürünen romanın ana konusu, totaliter bir devlette birey ve toplum arasındaki çatışmadır. İnsan davranışı açısından çok fazla yoruma yer bırakan ve düşündüren bir eser.
Birinci Dünya Savaşı'nın dehşetini yaşamak için çok genç olmalarına rağmen savaş kahramanlığını hayal ediyorlar. Bir lise öğretmeni, içinde yaşadığı bu otoriter toplumu reddeder, ancak korktuğu için açık bir direniş göstermez ve Tanrı da dâhil olmak üzere her şeyi sorgular. Öğrencileri arasında bir cinayet gerçekleştiğinde, topluma uyum sağlayan ve adalet duygusu bastırılmışları temsil eder. Suçsuz yere yargılanan öğrencisi hakkında başlangıçta sessizliğini korur, çünkü inancını yitirmiştir.
Tanrısız Gençlik sorgulamayan, sorumluluk duygusu, idealleri ve vicdanı olmayan gençliği anlatıyor. Duygusal mesafeleri tüm roman boyunca karşımıza çıkan balık motifinde yansıyor. Horváth, Nasyonal Sosyalist rejimin adını vermiyor, ancak atıfta bulunuyor. Eser, çocukları ile vakit geçirmeyen ebeveynleri de eleştiriyor aynı zamanda. Horváth, empatisi, umudu ve sivil cesareti olmayan bir gençliği son derece özlü ve resimli bir üslupla anlatıyor.
Ödön von Horváth, 1930'ların başında ünlü bir oyun yazarı olarak Berlin'de yaşıyordu. Ancak 1933'te Nasyonal Sosyalistler iktidara geldikten sonra oyunlarının oynanmasına izin verilmedi. Yazar, kitabın ilk taslağını Viyana'da 1936 yılının sonbaharında başladı ve daha sonra bunun "zihinsel okuma yazma bilmeyenlere, okuyup yazabilen ama ne yazdığını bilmeyen ve ne okuduğunu anlamayanlar için bir kitap" olduğunu söylemişti. 1937'de eseri birkaç hafta içinde ilk taslak ile