Bu şehre ne zaman gelecek olsam, bugün, aradan yirmi yıl geçtikten sonra bile içimdeki her şeyi yaralayan bir barometrik düşüş hızıyla derhal moralimi bozan ya da en azından beni rahatsız eden ruh hali veya duygu durumu ya da ruh hali ve duygu durumu çöküyor üzerime, bu ruh hali ya da duygu durumunun, daha doğrusu ruh hali ve duygu durumunun nedenini soruyorum kendime.
Dönem korkunçluklar ve kifayetsizliklerle, sürüp giden rezaletler ve inanılmazlıklarla doluydu. Montaigne, bakışlarımızın ulaştığı her şeyin bizi ilgilendirdiği ve etkilediği bir yerde olma zorunluluğunun acı verici olduğunu yazar.
Ve dahası: Ruhum çalkantılıydı, çevremdeki şeyler hakkında kendi hükmümü veriyor ve onlara kimsenin yardımı olmadan kafa yoruyordum. İnandıklarımdan biri, hakikatin hiçbir koşulda baskıya ve şiddete yenilmeyeceğiydi. Ve dahası: Fark edilmeye hevesliydim, hangi ölçüde olursa olsun fark etmezdi, yeter ki hakikaten olsundu. Ve dahası: İnsanın kendi kendini betimlemesinden daha güç ama aynı zamanda daha faydalı bir şey yoktur. İnsan kendini denemeli, kendi kendine emirler vermeli ve kendini doğru yere koymalıdır. Ben buna hep hazırım, çünkü hep kendimi betimlemekteyim ve betimlediğim, yaptıklarım değil, yapım. Ve dahası: Açıklanmalarını nezaket ve aklın yasakladığı bazı hususları, çağdaşlarıma ders olsun diye duyurdum. Ve dahası: Yapmaya cüret ettiğim her şeyi söylemeyi kendime yasa edindim ve hatta insanın yayınlayamayacağı düşünceleri bile açığa çıkarıyorum. Ve dahası: Kendimi tanımak istiyorsam eğer, kendimi aslında olduğum gibi tanıyabilmek için kendimle ilgili durum tespiti yapıyorum.
Toplum yüzyıllar boyunca aydınlanmadan yoksun kalır çünkü bu toplumun yok edilmesi anlamına gelir; bu yüzden hayatları boyunca aydınlatılmamış çocukları dünyaya getiren aydınlatılmamışlarla karşı karşıyayızdır, ki çocuklar da hep aydınlatılmamış insanlar olarak kalacak ve yaşamları boyunca tümden cahilliğe mahkum olacaklardır.
Dünyaya getirilir, ama yetiştirilmeyiz. Bizi dünyaya getirenler, yarattıkları yeni insanı yok etmek için gereken her türlü beceriksizliği ve akılsızlığı yaparlar. Doğuştan gelen her türlü potansiyelini daha hayatının ilk üç yılında mahvetmeyi başarırlar, üstelik bu başarılarıyla mümkün olan en büyük suçu işlediklerinin farkında değildirler. Hiç düşünmeden ve sorumsuzca dünyaya getirdiklerinden başka onun hakkında hiçbir şey bilmezler.