rumeysa

rumeysa
@euphorainy
Bu şehre ne zaman gelecek olsam, bugün, aradan yirmi yıl geçtikten sonra bile içimdeki her şeyi yaralayan bir barometrik düşüş hızıyla derhal moralimi bozan ya da en azından beni rahatsız eden ruh hali veya duygu durumu ya da ruh hali ve duy­gu durumu çöküyor üzerime, bu ruh hali ya da duygu durumu­nun, daha doğrusu ruh hali ve duygu durumunun nedenini so­ruyorum kendime.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Dönem korkunçluklar ve kifayetsizlik­lerle, sürüp giden rezaletler ve inanılmazlıklarla doluydu. Monta­igne, bakışlarımızın ulaştığı her şeyin bizi ilgilendirdiği ve etki­lediği bir yerde olma zorunluluğunun acı verici olduğunu ya­zar. Ve dahası: Ruhum çalkantılıydı, çevremdeki şeyler hakkın­da kendi hükmümü veriyor ve onlara kimsenin yardımı olma­dan kafa yoruyordum. İnandıklarımdan biri, hakikatin hiçbir koşulda baskıya ve şiddete yenilmeyeceğiydi. Ve dahası: Fark edilmeye hevesliydim, hangi ölçüde olursa olsun fark etmezdi, yeter ki hakikaten olsundu. Ve dahası: İnsanın kendi kendini betimlemesinden daha güç ama aynı zamanda daha faydalı bir şey yoktur. İnsan kendini denemeli, kendi kendine emirler ver­meli ve kendini doğru yere koymalıdır. Ben buna hep hazırım, çünkü hep kendimi betimlemekteyim ve betimlediğim, yaptık­larım değil, yapım. Ve dahası: Açıklanmalarını nezaket ve aklın yasakladığı bazı hususları, çağdaşlarıma ders olsun diye duyur­dum. Ve dahası: Yapmaya cüret ettiğim her şeyi söylemeyi ken­dime yasa edindim ve hatta insanın yayınlayamayacağı düşün­celeri bile açığa çıkarıyorum. Ve dahası: Kendimi tanımak isti­yorsam eğer, kendimi aslında olduğum gibi tanıyabilmek için kendimle ilgili durum tespiti yapıyorum.
Hepimizin bildiği gibi, çoktan mahvolmamış ve bozulmamış tek bir hayat yaşanmamış, çoktan tahrip ve imha edilmemiş tek bir varoluş gerçekleşmemiştir.
Toplum yüzyıl­lar boyunca aydınlanmadan yoksun kalır çünkü bu toplumun yok edilmesi anlamına gelir; bu yüzden hayatları boyunca aydınlatılmamış çocukları dünyaya getiren aydınlatılmamışlarla karşı karşıyayızdır, ki çocuklar da hep aydınlatılmamış insanlar olarak kalacak ve yaşamları boyunca tümden cahilliğe mahkum olacaklardır.
Dünyaya getirilir, ama yetiştirilmeyiz. Bizi dünyaya getirenler, yarattıkları yeni insanı yok etmek için gereken her türlü becerik­sizliği ve akılsızlığı yaparlar. Doğuştan gelen her türlü potansi­yelini daha hayatının ilk üç yılında mahvetmeyi başarırlar, üste­lik bu başarılarıyla mümkün olan en büyük suçu işlediklerinin farkında değildirler. Hiç düşünmeden ve sorumsuzca dünyaya getirdiklerinden başka onun hakkında hiçbir şey bilmezler.
Sayfa 53·Kitabı okudu