genellikle yemekten sonra, akşama doğru sinirli halim en yüksek derecesini bulur. sebepsiz ağlamaya başlar,başımı yastığın altına sokarım. o anda odama birisinin gelmesinden ya da aniden ölmekten korkarım; gözyaşlarımdan utanırım. sonunda ruhum dayanılmaz hal alır. artık ne lambamı ne kitaplarımı ne yerdeki gölgeleri görecek haldeyimdir. salondan gelen sesleri duyamaz olurum. görünmez, anlaşılmaz bir kuvvet beni evimden dışarı itmektedir. kalkıp acele acele giyindikten sonra evdekilere duyurmamak için yavaşça sokağa çıkarım.
şimdi nereye gitmeli?..
Yazık ki, en iyi insanlar bile kötülüğe karşı sadece uzaktan seyirci kalarak biraz olsun yakına gelmek istemezler. Bunun yerine ağır, sıkıcı bir üslupla basmakalıp sözler, lüzumsuz öğütler sıralamakla yetinirler...