Koca bir çınarın ağzından torununa yazılan mektupların bize de çok şey öğreteceği kanaatindeyim. Hem kendi yaşantısından hem kızının yaşantısından kesitleri ve bilinmeyen gerçekliği dokunaklı bir şekilde dile getirirken bir taraftan da kendisiyle yüzleşiyor aslında. Kim bilir belki de yazarak heybesindeki ağırlığı hafifletmeye çalışıyor. Bilge bir tavırla gençliğinde göze alamadığı şeyleri torununa yapmasını salık verirken, yaşadığımız hayatı bir yolculuğa benzeterek "yapılması gereken tek yolculuğun kendi içimize yapacağımız yolculuk olduğu" çağrısıyla mektuplarını sonlandırıyor. Zira kendimize yolculuk yapamazken bir başkasının hayatında nasıl yol alabiliriz ki?
Yapılacak ilk devrim, insanın kendi içinde yapacağıdır, evet ilk ve en önemli devrim budur. İnsan kendi hakkında bir düşünceye sahip değilken bir düşünce uğruna savaşmak, yapılabilecek en tehlikeli şeylerden biridir.
Var olan, tek gerçek ve inanılası öğretmen, insanın kendi vicdanıdır. Bunu bulabilmek için yalnız ve sessizlik içinde kalmak, çıplak toprağa, çıplak çevrede hiçbir şey olmaksızın, sanki ölmüş gibi oturmalısın.