Uzun zamandır bu kadar etkileyici bir kitap okumamıştım. Kitabı övmeye nereden başlasam bilemiyorum. Derinlikli karakterler, doyurucu felsefi tartışmalar, kültür farklılıklarının metne yediriliş şekli..
Yüzyıllık Yalnızlık’a benzettiğim kısımları oldu, özellikle Adam’ı, babasını, kardeşiyle olan ilişkisini ve ardından benzer gibi görünen bir ilişkinin kendi oğulları arasında yaşanmasından sonra.
Uzun mu uzun bir kitap nasıl bu kadar kendine çeker insanı, hayret edilesi bir durum kesinlikle. Kitabın ilk kısımlarında uzun betimlemelerden sıkılıp bana göre olmadığı kanısına varıp bırakmış olsaydım çok yazık olurmuş. Biraz sabır gerekiyor kitabın açılması için ilk başlarda.
Lee ve Sam Hamilton gerçek olsa da onlarla sohbet edebilsem keşke diye düşünmem sanırım her şeyi açıklıyordur.
Kitabın ilk çeyreğinde yapılan Habil ve Kabil’in kitaplardaki metin farklılıklarının tartışması hayli dikkatimi çekmiş ve hoşuma gitmişti. Birden fazla kez yer verilmesi ve yine onunla bitirilmesi... Muazzam.
Timşel… Hükmedebilirsin…