Daima Edebiyat Dergisi'nin 30. sayısında, "Evdeki Yabancı" adlı şiirimle yer almaktan mutluluk duyuyorum. "Bir şaşkın bahar var dışarıda, Ağlasa mı gülse mi bilemeyen..." Şiire ve edebiyata gönül veren herkese keyifli okumalar. ✍️ Uğur Ünver
Samimiyet kaybı
İnsan, bir yudum suya muhtaç kaldığında servet ödemeye hazırdır. Tabii serveti varsa... Para ile alınıp mutlu olunacak çok şey var. Kötü haber şu ki; alındıktan sonra insanın gözünde değerini kaybetmesi. Kebaplar, pizzalar, hamburgerler vb... Ah tabii ya! Vejetaryenleri de unutmamalı; bol yeşillikli salatalar... İnsan öyle çok yemek yeme ihtiyacı duyar ki; sanki otursa bir danayı tek seferde —vejetaryenler için koca bir ağacı— dünyaları yiyecek kadar gözü döner. Bir yere kadar yer insan. Mutlu da olur. Mutluluğu da karnı doyduğunda biter. İhtiyaç duymaz. Geriye kalan, yediklerini hazmetmesidir. “Bir arabam olsa...” diye başlayan biz varlıkların sevdası, bir arabadan daha lüks arabaya doğru devam eder. Kibrimiz bizi öyle noktalara taşır ki; o “bir arabam olsa...” sözü, insanı daha iyisinin peşine düşürür. Arabanın bedeli yükseldikçe, insanın fark edemediği başka bedeller de yükselir. Tıpkı yüksek bir binanın en üst katında dünyaya tepeden bakmaya başlamak gibi... O bina da, o şöhret de, o para da hiç kaybolmayacakmış gibi gelir. Binadan söz açılmışken... Bir evimizin olması; başımızı sokacağımız, şahsımıza ait bir yuva hayal ederiz. Önce kiradan kurtuluruz. Sonra sığamadığımız ve zamanında mutlu olduğumuz evin boyutundan şikâyet etmeye başlarız. İnsan, mutluluğunu unuttuğu gibi ne yazık ki gerçek değerlerini de kaybeder. Yuvanın yerinde yeller eserken, oturduğumuz o bahçeli, havuzlu villanın içinde; küçücük evde bıraktığı ruhu bulamayıverir insan. İnsan acınası bir varlıktır. Kaplumbağalar bile sırtına geçirdiği evini ölene kadar taşımaya devam eder. Ah, bu arada; yavaş gidişi sırtındaki ağır kabuğu mu, yoksa yaşam felsefesi mi, hiç bilmiyorum. “Hızlı yaşa, genç öl” felsefesi tavşanlara, çitalara özgü bir şey olsa gerek. Bakın, çita deyince aklıma ne geldi... Evet evet,
Edebiyat
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
"İNCİ" Her şey bir anda alt üst olabilir...
42. BÖLÜM 🌹İnci🌹 Zamanın nasıl geçtiğini anlamadım. Öğle güneşinin tüm yakıcılığıyla sokağı kavurduğu saatlerde, elimde iş yerinden aldığım ürün kataloglarıyla kendimi dışarı attım. Zaman, Serkan’la geçirdiğim o büyülü sabahtan sonra sanki hızla akıp gitmişti. Aslı ile buluşacağımız evimin yakınındaki kafenin önüne geldiğimde, kalabalığın içinde yine yabancı adamın siluetini seçer gibi oldum. "Belki de mahalleye yeni taşınmıştır," diye fısıldadım kendi kendime, huzurumu kaçırmasına izin vermeyerek kafenin serin atmosferine bıraktım kendimi. İçerisi öğle molasına çıkmış insanlarla dolup taşıyordu. Neşeli uğultuların arasında gözlerim kalabalığı taradı. Köşedeki masadan, "İşte buradayım!" dercesine bir elini havaya kaldırıp sallayan arkadaşımı gördüm. Hızla yanına varıp, gecikmiş olmanın verdiği mahcubiyetle kendimi sandalyeye bıraktım. "Kusura bakma, biraz geciktim..." dedim nefes nefese. Aslı, kollarını kavuşturup sorgulayıcı bakışlarından birini fırlattı. Dudaklarının kenarında muzip bir kıvrım belirdi. "Sen misin benim gecikmelerime laf eden?" dedi, ardından çınlayan bir kahkahayla ekledi: " Ben benzetemedim ama… Serkan seni bana benzetmeye başlamış bile!” diye ekledi. Bu tespitine engel olamadığım bir kahkahayla karşılık verdim. Haklıydı; Serkan’ın hayatıma girişiyle birlikte tüm alışkanlıklarım, hatta zaman algım bile değişmeye başlamıştı. Menüyü bana doğru uzatırken, "Ben siparişimi verdim, hadi sen de seç bir şeyler," dedi. "Bir şey yiyecek halim yok, sadece kahve içeceğim," dedim. Sesimdeki yorgunluğun ardına gizlenmiş tatlı heyecanı fark etmemesi imkansızdı. Kaşlarını kaldırıp eğlenceli bir edayla, "Vay... Demek öyle! Eniştemiz iyi bakıyor sana desene!" diye takıldı. Sözleri, kafedeki diğer insanların dikkatini çekecek diye ödüm koptu.
1000Kitap
Evin tüm yükünü omuzlarında taşıyan Gregor Samsa, bir sabah kendisini bir hamam böceği olarak uyanmış halde bulur. Ailesi önce üzülür, şaşırır ve korkar; ne var ki zamanla bu duygu yerini tahammülsüzlüğe bırakır. Gregor artık konuşamaz, anlaşılmaz ve en önemlisi işe yaramazdır. Başta yalnızca kız kardeşi onunla ilgilenir; yemek tasını götürüp getirir. Ancak zaman geçtikçe Gregor’un varlığı evdeki herkes için bir yüke dönüşür. Sanki bir zamanlar onlara bakan, evi ayakta tutan kişi o değilmiş gibi davranılır. Babası tarafından atılan elma sırtına saplanır ve orada çürüyerek kalır; kimse onu çıkarmaya bile çalışmaz. Bu yara, yalnızca bedeninde değil, ailesiyle arasındaki bağda da kalıcı bir iz bırakır. Gregor’un en insani anlarından biri, kız kardeşi piyano çalarken yaşanır. Zamanının az kaldığını hisseder. İnsan olsaydı onu konservatuvara göndermek isteyeceğini düşünür; onunla vakit geçirmek, hatta kendi odasında kalmasını teklif etmek ister. Ama bunu yapamaz, çünkü söyledikleri artık kimse tarafından anlaşılmamaktadır. Ailesini korkutmamak için üzerine bir şal örter. Bedeni bir böcek olmuştur ama şefkati ve vicdanı hâlâ insandır. Ne acıdır ki ailesi ondan korkarken, o ailesini korkutmamaya çalışır. Sonunda Gregor, sırtındaki çürümüş elmayla birlikte sessizce ölür. Ne bir ağıt yakılır ne de bir yas tutulur. Sanki bir toz tanesini eline alıp üfler gibi, varlığı fark edilmeden silinir. Kafka’nın asıl trajedisi de budur: Gregor’un insanlığı değil, ailesinin insanlığı yavaş yavaş yok olur.
Yunusun Yolculuğu 7 den 80 e Bana göre deniz sürekli bir mucizedir; yüzen balıklar, kayalar, dalgaların hareketi, içinde insanlar olan gemiler, daha da tuhaf mucizeler var mı?" - Walt Whitman Küçük Yunus bu dünyayı keşfedeceğim diyordu ve keşfetmek için Deniz onu her zaman özlemle dolduruyordu, ama neye dair olduğundan asla emin değildi babası Hilmi dayı bak evlat dedi Deniz, ziyaretçilerini bekleyen bir su altı müzesidir ve evlat dedi ilk önce sağlam bir niyet etmeli çünkü ne niyetle yola çıkarsan bu dünya sana öyle gözükür şu denizdeki su damlasındaki mucizeye bak bakmak için yola çıktı bizim küçük Yunus okyanusların derinliklerinde yaşayan balina ve yunuslar bundan güzel bir mucize olabilirmiydi bir dalış tüpü aldı biraz parayada kıydı hani küçük afacan ilk daldığı andan itibaren ömürlerinin büyük bölümünü su altında geçiren özgür yunuslar bizim Yunusu yaşamlarına ortak etmişlerdi yunus balığı diyorduki yüreğin ile hissederek bakmayı bilirsen bizim sesimizi duyabilirsin evet dedi yunus yaşamlarınız ne kadar gözden uzak ta olsa sizlere sevgi ile yaklaşan insanlar sizin pek çok sırrınızı keşfedecektir doğa sevgi ile yaklaşan nice hikmetini açar balıklar yunuslar zikir ile fikir ile Yunusun çevresini sardılar biliyormusunuz bir balinanın sesi yüzlerce km öteden duyulur kulak perdeli değilse mavi balinanın sesi 750 km den duyulabilir his varsa mümkün dedi Yunus balığı ve bir sıçrayışta elveda dostum bir daha gel diyip ayrıldı En'âm / 96. Ayet فَالِقُ الْاِصْبَاحِۚ وَجَعَلَ الَّيْلَ سَكَنًا وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ حُسْبَانًاۜ ذٰلِكَ تَقْد۪يرُ الْعَز۪يزِ الْعَل۪يمِ Gece karanlığını yarıp sabahı ortaya çıkaran O’dur. O, geceyi bir dinlenme zamanı, güneş ve ayı da vakitlerin tespiti için birer hesap ölçüsü olarak yaratmıştır. Sonra yoluna devam etti bizim yaramaz
Duygu ve Düşünce
Bedirdeki ruh Gazzede Gazve istemek arzu etmek kastetmek niyetlenmek düşmanla savaşmak anlamındaki gazv kökünden türeyen gazve akın saldırı din uğruna yapılan savaş demektir Bedir ve Uhud savaşları Dini kavramlar sözlüğü diyanet Filistinli gazeteci Salih el-Caferavi filistin sokaklarını dolaşıyor aklına Efendimiz SAV in hadisi şerifleri geliyordu Akıldan çıkmasın diyerek sokağı adımladı sokağın her adımında yanık ve kanlı bir şehir vardı sanki gazzeye hoş geldiniz ne buldunuz yazılı mavi tabela bombalarla yerle bir olmuş gazzeden ölen katledilen annelerine şehadete koşan şehit bebekler kalmıştı ayetleri okudu Salih Allah yolunda öldürülseniz  Allah’ın bağışlaması  her türlü menfaatten daha hayırlıdır.O şehitler, Allah’ın kendilerine bağışladığı nimetlerle sonsuz bir mutluluk duyarlar Caferavi ölen bebekleri katledilen anneleri çekmeli Gazzenin sesini herkese duyurmalı idi sanki o filistinde dolaştıkça peygamberimizin din uğruna yaptığı savaşlar aklına geliyordu ölen bebeklerin vücudunda binlerce yara vardı kimisinin eli kimisinin gözü yoktu ve bir sahabe sanki küçük bebeğin ezilen parçalanan vücuduna girmiş salihe sesleniyordu Uhud günü bir adam Resulullah (sav)'a sordu: "Öldürülecek olsam, nereye gideceğim Ey Allah'ın Resulü?" "Cennete! cevabını alan sahabeler nasıl uhudda Şehadete koştuysa bugünde Filistinli ünlü gazeteci Salih el-Caferaviyi canice öldürerek şehit eddi işgalci israilliler Şehadete koşan imana gıpta edilkr Sözlükte incelemek araştırmak yoklamak gibi anlamlara gelen gıbta kelimesi nimete kavuşma arzusu sevinç demektir kişinin başkalarının sahip olduğu imkân ve meziyetlere imrenmesi anlamındadır Dini kavramlar sözlüğü diyanet Küçük baldan tatlı şeker çocuk babasının yanına gelip baba bugün din kültürü ve ahlâk öğretmenimiz bize gıbta etmek
Din