İnsana Yatırımın Adresi : İçimizdeki BİZ
Puan vermedi·270 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 22:10
Değerli iletişim psikoloğu ve yazar Doğan Cüceloğlu'nu rahmet ve sevgiyle anarak başlamak istiyorum. Onun bizlere miras bıraktığı İçimizdeki Biz, özellikle iş dünyasındaki yöneticiler ve şirket sahipleri için adeta bir rehber niteliğinde. Kitabı okurken en çok etkilendiğim nokta, başarının bir "ben" çabası değil, "biz" olma bilinciyle geldiği gerçeğiydi. Doğan Cüceloğlu, en tepedeki yöneticilerden en alt kademedeki işçiye kadar herkesin bir ailenin parçası gibi görülmesi gerektiğini vurguluyor. Çünkü gerçek başarı, ancak herkesin kendini değerli hissettiği, fikirlerine ve duygularına kulak verildiği bir ortamda filizlenebiliyor. " İçimizdeki Biz" kitabından öğrendiğim temel dersleri şu şekilde özetleyebilirim: ° En Büyük Yatırım İnsana Yapılandır: #306049771 Bir işte başarılı olmak istiyorsanız, yanınızdaki çalışanlara değer vermelisiniz. #305879075 İnsan mutlu değilse, yaptığı işin verimi de düşüktür. Karşımızdaki insanın hislerini küçük görmeden dinlemek, başarının ilk anahtarıdır. ° Yaşam Bir Bütündür: Evdeki huzur işe, işteki mutluluk eve yansır. Bu zinciri koparmamak, yaşamı bir bütün olarak yönetmek gerekir. #306049073 ° Hatalar Birer Ders: Geçmişteki başarısızlıklar moralimizi bozmamalı; aksine, neyi yanlış yaptığımızı gösteren bir pusula olmalı. #306050716 Yenilgi, pes ettiğimizde başlar. Önemli olan, hatalardan ders çıkarıp güçlenerek ayağa kalkmaktır. ° Sürece Odaklanmak: Hayallerimizi kurarken gerçekçi olmalı, kendimizi sonuca değil, o sürece odaklamalıyız. #305951574 #305976412 Kendimize yatırım yapmadan, emek vermeden bir beklenti içine girmek büyük bir yanılgıdır. ° Kalıpları Kırmak: Çoğu zaman kendi
İçimizdeki BizDoğan Cüceloğlu · Remzi Kitabevi · 20173,241 okunma
Puan vermedi·432 syf.··
2026 64. kitabı
ÖLÜ KUŞLARIN SESSİZLİĞİ . " Zamanla geçen şey acı değil çünkü. Geçen tek şey zaman. Acı olduğu gibi duruyor, sadece sen onunla yaşamaya alışıyorsun bir süre sonra, o kadar. " . Ölü Kuşların Sessizliği, Başak Sayan kalemiyle tanışma kitabım oldu. Böylesi derin ve ince düşünülmüş hesaplarla bir kurgu beklemezken, başta Nigahtar olmak üzere diğer kitaplarını da listeme ekledim. Bir cam kadar kırılgan ruhunun bu acımasız dünyaya katlanabilmesinin yegane sebebi Emre olan Nazlı, hayatı boyunca en yakın arkadaşı olan ve tuhaflıklarını hoş karşılayan tek insan Evrim'in aşkıyla evlenmişti. İyi giden evlilikleri son aylarda biraz sekteye uğrasa da neyse ki toparlamışlardı. Nazlı, o öğleden sonra kalktığında bu kadar saat uyumuş olmasının şaşkınlığı bir yana kocasına da ulaşamıyordu. Yine üniversiteden çıkıp Dragos da kalmış olmalıydı. Birden mutfak dolaplarının açık olması, ilk defa gördüğü eşarp ve evdeki Nazlı ile Emre'nin sessizliği dikkatini çekti. Yanlarına gittiğinde ise kuzgunlarının sessizliği yaşlarının akmasına engel olamadı. O anda çalan kapı zili, ardı arkası kesilmeyen imkansızlıkların başlangıcıydı. Komiser Mehmet Ali, acı gerçeği söylediğinde etraf kararmış ve gözünü Lapis Hastanesinde açmıştı. Eşi intihar etmiş dense de araştırmalar cinayeti işaret edıyordu. Mehmet Ali geçmişteki gözleri gördüğü Nazlı'da, zaman kayıplarını Zeynep doktordan öğrenmiş, hemşire Ferhan ile de büyük şoku yaşamıştı. Peki Özlem komiser ile birlikte olayları çözüp gerçek katili bulabilecekler miydi? Alef Hoca ile yaptıkları konuşmalar ve sarkacın salınımı yasası, kan kadar kırmızı yakut taşlı pırlanta yüzük, eşinin hiç çıkarmadığı bulunamayan rolex saat, kırmızı eşarp, iki tarafında aileden gelen travmaları ve kuzgun kuşlar... Polisiye-gerilim romanı gibi görünen fakat sayfalar
Ölü Kuşların SessizliğiBaşak Sayan · İthaki Yayınları · 2026907 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2026 113. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 00:00
"ÖLÜ KUŞLARIN SESSİZLİĞİ" "Evrenin adalet sisteminde kimsenin kimseye ufacık bile hakkı geçemezdi. İyilik ve kötülük insanın kendi seçimleriydi ve insan bu tür sınavlarla tekâmül ediyordu bu dünyada. Her şey zıddıyla var olmalıydı ki seçimler olabilsin. Sadece iyilik olsaydı hayatta, o zaman seçecek ne kalırdı geriye! Kötülük de olmalıydı ki iyilik var olabilsin. Soğuk olmadan sıcak olamazdı, uzun olmadan kısa. Güzel olmadan çirkin olamazdı. Mutsuzluk olmadan da mutluluk. Hayat müthiş bir denge üzerine kuruluydu ve en büyük zorluklar en büyük tekamül fırsatlarını barındırıyordu içinde. Şeytan ve cehennem gerçekten varsa o dışarıda değil içimizdeydi aslında." Bazı kitaplar vardır, okurken içimizi tarifsiz bir huzursuzluk kaplar. Daha ilk sayfalardan itibaren o garip his gelip yerleşiyor içimize. İstanbul Dragos’taki yazlık evde ölü bulunan Emre... İlk bakışta intihar gibi görünen ölüm, aslında intihar süsü verilmiş bir cinayettir. Olayı aydınlatmak üzere Başkomiser Mehmet Ali ve Cinayet Büro’nun tek kadın polisi Özlem, kendilerini sırlarla dolu bir soruşturmanın içinde bulurlar. Ancak bu soruşturma sadece bir cinayeti çözmekle kalmayacak. Herkesin geçmişte üzerini örttüğü sırlar, tek tek gün yüzüne çıkacak. Maktulün eşi Nazlı, yayınevlerinde editörlük yapan, dışarıdan bakıldığında sıradan bir hayatı olan bir kadındır. Ama görünenin ardı hep bir şeyler saklı değil mi? Küçüklüğünden beri hatırladığı ve hatırlamadığı iki ayrı benlik arasında sıkışıp kalmıştır. Nazlı’nın en yakın arkadaşı Evrim’i kaybetmesine sebep olmuştur bu evlilik. Artık yapabileceği bir şey yoktur belki ama ağır bir bedel ödenmiştir. Annesi ve kız kardeşi Aslı için de sorun şudur: Emre’nin ailesine dair neredeyse hiçbir şey bilmiyorlardır. Hiçbir şey. İşte bu bilinmezlik, kitabın giderek koyulaşan
Edebiyat
Ölü Kuşların SessizliğiBaşak Sayan · İthaki Yayınları · 2026907 okunma
Balzac’ın Gerçekçi Sillesi: Eugénie Grandet
Puan vermedi·208 syf.··
2026 1. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2026 02:48
Honore de Balzac’ın "İnsanlık Komedyası" serisinin en güçlü halkalarından biri olan Eugenie Grandet sadece bir aile dramı değil; paranın duyguları nasıl öğüttüğünü gösteren bir toplumsal analizdir. Kitabı bitirdiğimde hissettiğim en baskın duygu, yazarın gerçekçiliğinin bir "tokat" gibi yüzüme çarpması oldu. Kitaptaki karakter temaları ve analizleri aşırı gerçekçilikle yazılmış. Baba Grandet (Cimriliğin Anıtı): Grandet, sadece parayı seven bir adam değil, paraya tapan bir rahiptir. O, mülkiyet aşkı için eşinin ve kızının mutluluğunu feda etmekten çekinmeyen bir "altın tutsağıdır."Kitapta geçen"Grandet Baba erkenden yatmak istiyordu ve yattığında da herkesin yatmasını istiyordu; tıpkı Kral 3. Augustus içtiğinde tüm Polonya’nın sarhoş olmak zorunda olması gibi."onun evdeki tiranlığını güzelce açıklar Madam Grandet (Sessiz Fedakarlık): O, acı çekmeyi ve kendini feda etmeyi bir yaşam biçimi haline getirmiş kadınların temsilcisidir. "Kızım, mutluluk sadece cennettedir" sözü, onun bu dünyadan ümidini kestiğinin ve huzuru sadece inançta bulduğunun kanıtıdır. Charles Grandet (Yanılgı ve İhanet): Başta romantik bir figür gibi görünen Charles, aslında Paris’in yozlaşmışlığının ve hırsın bir yansımasıdır.Babasının ölümüyle ilgili "Onu tekrar görememe ihtimalini düşünemeden vedalaşırken ona soğuk bir şekilde sarıldım" itirafı, insanın sevdiklerine karşı geç kalmışlık trajedisini ders niteliğinde sunar. Ancak Charles, bu acıdan ders çıkarmak yerine "şehvet ve para" yolunu seçerek Eugénie’nin saf aşkına ihanet etmiştir. Eugénie Grandet (Safiyetin Dramı): Kitabın kalbi Eugénie’dir. Onun "iyiye olan inancı ve doğruya olan güveni" aslında onun en büyük trajedisidir. Balzac’ın da dediği gibi, bir kadının en büyük yanılgısı, karşısındakini kendisi gibi dürüst sanmasıdır. Kısaca özetleyecek olursam
Eugenie GrandetHonore de Balzac · İş Bankası Kültür Yayınları · 20193,909 okunma
10/10
·280 syf.·
2026 7. kitabı
Çocuk edebiyatı grubunda bir kitap olmasına rağmen, çok severek okudum. Hayata olumlu bakış açısıyla bakabilmenin ne kadar mutluluk verici ve faydalı olduğunu hem çocuklara hem yetişkinlere anlatıyor. Mary, babasının görevi nedeniyle, anne babasıyla birlikte Hindistan’da yaşamaktadır. Annesi, onunla pek ilgilenmez, hintli bakıcılara emanet etmiştir. Bakıcılar da köle mantığıyla, onun her dediğini yapmaktadır, sevgisizlik ve şımarıklık birleşimi, çocuk tamamen huysuz, aksi olmuştur. Salgın bir hastalık anne ve babasının ölümüne sebep olunca, Mary İngiltere'de yaşayan amcasının yanına gönderilmiştir. Zavallı çocuk, sürekli ev içinde yaşadığı için, hiç arkadaşı olmadığından, ve evdeki büyükler de kendisiyle ilgilenmediği için çok mutsuzdur. Amcasının malikanesinde, tüm hizmetçilere ve amcasına çlok sevimsiz, aksi görünmüştür. Sadece hizmetçilerinden bir tanesi, ona yakın davranır ve 12 kardeşini, onlarla birlikte yaşamını ve özellikle Dickon'u anlatır. Eğer dışarı çıkarsa, bahçeye çıkarsa orada mutlu olacağını anlatır. Mary de buna çok özenir, Dİckon ile arkadaş olur ve bambaşka bir çocuğa dönüşmeye başlar. Bu arada , amcasının eşi 10 yıl önce ölmüş ve güzeller güzeli gül bahçesinin anahtarı da bahçeye gömülmüştür. Mary, kızılgerdan kuşunun yardımıyla bu anahtarı bulur ve bahçeyi keşfeder, Dickon ile birlikte bahçeyi düzenlemeye başlarlar ve bu keşifler Mary için neredeyse aslında hayatının başlangıcı olur. Malikane içinde, bazen bir ağlama sesleri duyar Mary ama kimse bununla ilgili bir bilgi vermez ve evin içinde bu sesi aramasına da izin verilmez. Ancak Mary, gizli , saklı bir şekilde bu sesi bulmaya karar verir, bir gece yine sesi takip eder ve kuzeni Colin'e ulaşır. Colin, annesinin vefatı sonrası babası tarafından sessizce suçlanmış, hep hasta ve ölecek olarak
Gizli BahçeFrances Hodgson Burnett · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202111,7bin okunma
Her şeye rağmen...
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2026 20:25
Hayatta bazı kitaplar vardır bir solukta okuyup bitirmek isteyeceğiniz. Ve bu güzel kitapları hediye edip okumanıza vesile olan Rabbimin armağanı olan güzel kalpli dostlar vardır.Rabbim onlardan razı olsun inşallah. Kitaplığımda baş köşeye koyacağım bir kitaptı. Kitapta ana karakterimiz İlkay. İlkay çok varlıklı bir aileye sahip ama ruhu aç. Her şeye sahipsiniz ama dine düşman bir baba figürü var. İlkay ruhundaki boşluğu doldurmak için anadolunun bir üniversitesinde yüksek lisans öğrencisi. Kaldığı yurtta yangın çıkmasıyla kendini can havliyle topraktan yapılan evlerden birine atıyor. Burda emekli hemşire Fatma Teyzeden çok sevdiği ve ilk defa annesinden bile göremediği sevgiyi ve şefkati görüyor. Ve her şeye rağmen olan arayışları bu evdeki manevi huzurdan başlıyor. Günümüzün Süheyb' lerinden olan Mustafa... Hayallerimde ki insan.. İlkayda benim aslında çöplük olan bu dünyada mutluluğu arayan ben. Kuran da mutluluk kelimesi bir defa geçermiş. 'Mutlu olanlar cennettedir.' Öyleyse neden hâla asıl mutluluk için son nefesimizi vermemiz gereken secdeye gereken önemi vermiyoruz? Gerçek bir hikayenin anlatıldığı bu kitap aslında her şeye rağmen Rabbimizin bizi ne kadar da sevdiğini gösterdi. Önümüze çıkardığı bir insanla, bir kitapla,bir yağmur damlasıyla... Rabbim bizlere Süheyb gibi bir eş nasip etsin, bize de Hifa gibi olmayı inşallah.️
Secdede Son NefesHalit Ertuğrul · Nesil Yayınları · 20211,957 okunma