Aslında bu kabil işlerden, bel altına vurmaktan tiksiniyorum. Ama şöyle bir laf var bilirsiniz: “İş, iştir.” Bu aşağılık bir yalan, ama hepimiz inanıyor ve pozisyonumuzu, paramızı, şöhretimizi, konforumuzu, terk etmemek için ya seve seve ya katlanarak çalışmaya devam ediyoruz.
Başarının ölçüsü farklıdır. Başarılı bir öğrenci, başarılı bir sporcu, başarılı bir iş adamı, sanatçı varsa; başarılı bir “ev kadını” da olmalıdır.
Ve vardır.
Ama arayanı-soranı yoktur.
"Olgun yaş" önemliydi Roma için. Hakikatı ancak onlar bilebilirdi! Hatta Çiçero, "İhtiyarlık" için övgü düzmüştür. Öyleyse, bu kendine güven heykeli haline gelmiş benliği kırmak için, O, çocukken, "konuşacaktı". "Çocuk" söyleyecekti gerçeği. Hem de "baba"sız gelen "çocuk".
İçimizde de aynı macera sürüp gider. Roma, nefsimizdir. Ama, kalbimizdeki bir mihrab ışığı yandığı sürece, ruhumuzun Zekeriyaları, Yahyaları, Meryemleri ve İsaları gelecek ve ölmüş olan, öleyazan ruhumuz dirilecektir.