Ben beni tüketen şeylerden kaçmasını hep bilmişimdir. Yoksa mayamı nasıl korurdum. Gençliğimde başkaydım. Evet, gençliğinde herkes başkadır.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Evet, artık farklı biriydi. Daha güçlüydü. İçinde atıl yatan bir potansiyel vardı. Stadyumda konser vermemiş, bir kutup ayısına meydan okumamış ya da böyle bir sevgiyi, korkuyu ve cesareti hiç yaşamamış olsa, var olduğunu asla fark etmeyeceği bir potansiyel.
— "Demin bir şey söyledin. Beni merakta bıraktın: "Hepsi birbirinin aynı!" diyordun. Niçin söyledin bunu? — "İnsanlar... Gülüm." — "İnsanlar mı birbirinin aynı?" — "Evet." — "Niçin bu sözü söyledin?" — "Çünkü... bak... Bu dünyada kimbilir kaç milyon adam, kaç milyon sevgilisine der ki: 'Ben senin için canımı veririm.' Kadın, zavallı kadınlar! buna inanırlar. Yalandır bu, yalan. Ben bu yalandan nefret ediyorum. Bu yalan olunca sevmek de yalandır. Ben istiyorum ki seven bir insan ölüme hazır olsun." — "Fakat bunu ne ile ispat eder, Selma? Kendini öldürerek mi?" Selma gözlerini sımsıkı yumdu ve açtı: — "Oh, hayır!" dedi. — "Peki, ne yapsın? Söyle bana: Ne yapsın?" — "Hazır olsun, kafî." — "Ya hazırsa? Fakat ya hazır olduğuna kadın inanmıyorsa?"
Alıntı
Böylece, ben hâlâ imparatordum ve kişisel hayatıma güvenli ve hızlı bir dönüş yapma hayallerim paramparça olmuştu. Augustus'un zaman zaman yaptığı Cumhuriyet'i geri getirme konuşmalarında samimi olduğunu, hatta amcam Tiberius'un iktidarı bırakmaktan söz etmesinin sandığım kadar sahte olmadığını söylemeye başladım kendime. Evet, sıradan yurttaş için, fanatik Cumhuriyet ağzıyla, "Ne yani! Sakin bir zamanda iktidarı Senato'ya devretmek çok mu zor?" diye homurdanmak kolaydı. İşin zorluğu, ancak o sıradan yurttaşın kendisi imparator olursa anlaşılabilirdi. Zorluk, "sakin bir zaman" sözündeydi: Sakin bir zaman yoktu. Ortamda her zaman huzur bozucu unsurlar mevcuttu. Tüm içtenliğinizle, "Belki altı ay sonra, belki bir yıl sonra," diyebilirdiniz. Ama altı ay sonra, bir yıl sonra, hatta ortamdaki huzur bozucu unsurlarından bazıları başarıyla bertaraf edilse bile, onların yerini alacak sorunlar baş gösterecekti. Tiberius ve Caligula'nın geride bıraktığı karışıklık temizlenince ve ben, Senato'ya, sorumlu bir yasama organı gibi davranarak özsaygısını yeniden kazandırınca -özsaygı olmadan özgürlük olmaz- iktidarı devretmeye kararlıydım. Ama Senatörlük Sınıfı'na ancak hak ettiği kadar saygı gösterebilirdim. Var olanın en iyilerini sokmuştum Senato'ya; ne var ki, imparatorun keyfine boyun eğme geleneğini kırmak çok zordu. Benim yumuşak mizacımdan şüpheleniyor ve onlara doğal bir nezaketle davrandığımda, ellerinin ardından terbiyesizce birbirleriyle fısıldaşıyorlardı. Ve sonra, bazen olduğu gibi, sabrım taşıp öfkelenince, hoşgörülü bir öğretmenin tahammül sınırlarını zorlamış okul çocukları gibi, suspus olup titremeye başlıyorlardı. Hayır, henüz işi bırakamazdım. Monarşi karşıtı başarısız bir isyanın liderlerini öldürtmek zorunda kaldığım için teoride, kendimden utanıyordum; ama
Sayfa 249·Kitabı okudu
Atasözünü bilirsiniz: Kimse 'Kokmuş Balık' diye bağırmaz. O atasözü Caligula'nın gününde geçersiz olmuştu. Sepetinde balık olan hiçbir aklı başında adam, Caligula kıskanır veya göz koyar korkusuyla, kokmuş balık diye bağırmaktan başka şey yapamazdı. Valerius Asiaticus zenginliğini sakladı; Tiberius Claudius zekasını sakladı. Benim, zorbalıktan nefretim dışında saklayacak bir şeyim yoktu; dolayısıyla eylem zamanı gelene kadar onu sakladım. Evet. Hepimiz 'Kokmuş Balık' diye bağırıyorduk.
Sayfa 237·Kitabı okudu