Günün muhteşem sözü
Kuşlarin sesini seven insan kafes almaz, evinin çevresine ağaç diker. Çünkü sevmek başka, sahip olmak bambaşkadır.
İki Cihan Sırdaşına Muhabbet
Gönül ehli, eşiyle kurar huzur bağını, Sevgiyle süslemeli evinin otağını. Resul’ün sünnetidir, nezaketle davranmak, Emanet bilip korur, gözü gibi sağını. Sabırla karşılanır her hâli, her kelamı, Bir gülüşü dindirir, dünyadaki gamı. Adalet ve merhamet, rehberidir erkeğin, Eşine sunmalıdır, en içten hürmeti, şamı. İncitmemeli kalbi, çiçek gibi narindir, Hizmet ve fedakârlık, sevginin özündür. Yorgunluğunu almak, bir teselli sunmaktır, Eşine karşı güler, yüzü her zaman dindir. Allah'ın rızasını, arar gönül hanında, Eşiyle huzur bulur, hayatın her anında. Mutlu bir yuva için, el ele vermeli ki, Cennet bağı yeşersin, evinin sol yanında...✍🏻 ©EMİRHAN ARSLAN
Şiir
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
En tehlikeli pskolojik işaret panik değildir. Ne öfke ne de keder.. Asıl tehlike doğal olmayan bir sakinliktir. Bir insan yarasına bakar ve hiçbir şey hiseetmiyorsa, buna hemen 'güç' deme! Çoğu zaman bu zihnin savunma hattıdır. Ruh, ego tatmin olsun diye kendini uyuşturur, bu an hayatın sessizce mekanikleştiği an'dır. Konuşursun, çalışırsın, gülersin ama içinde ki bir parça karanlığa çekilmiştir. Bu sakinliği çöküşlerden önce, kopuşlardan önce, hayattan ani kayboluşlardan önce çok kez gördüm! Çünkü duygu öldüğünde vicdan da çoğu kez peşinden gider. Vicdan sustuğunda, zihin seninle gizlice pazarlığa başlar. 'Sorun yok' der, 'hiçbir şeyin önemi yok' der.. Soğuk çözümleri, sıcak bir mantıkla sunar. İşte bu yüzden tetikte kalman gerekir. Bilinçdışı sembollerle konuşur. Evinin içinde boş odalar olan bir rüya, tanıdık ama yabancı gibi hissettiren bir yüz, gözlerin arkasında hiçbir şey yansıtmayan bir ayna..Bunlar şiirsel tesadüfler değildir, bunlar uyarıcıdır. Sağlıklı bir zihin acıyı hisseder ve orada kalabilir. Tehlikeli bir zihin ise hiçbir şey hissetmez ve buna 'huzur' adını verir. O yüzden bu sakinliği kutlama ve onunla otur, yani eğer bu sakinliği fark ediyorsan, bu uyuşmuş hissizleşmiş iç iklimi, kendine şunu sor; 'neyi diri diri gömdüm!' Çünkü hissetmeyi reddetiğin şey; yok olmaz, bekler. Ve geri döner, bu kez duygu olarak değil, Kader olarak
Duygu ve Düşünce
Kuşların sesini seven kafes almaz, evinin çevresine ağaç diker.! Çünkü sevmek başka sahip olmak bambaşkadır...
Edebiyat
Henri Landru: Fransa’nın “Mavi Sakal” Lakaplı, İlk Seri Katili
Henri Landru, 1869 yılında Paris’te dünyaya gelir. Mütevazi bir ailenin çocuğudur ve 24 yaşındayken kuzeni Marie-Charlotte Rémy ile evlenir. Landru’nun bu evlilikten 4 çocuğu olur ve ardından aile içerisinde geçim sıkıntıları baş gösterir. Landru’nun hikayesi bu an itibariyle başlar. Mavi Sakal Efsanesinin Doğuşu Henri Landru, yaşamının dönüşüm sürecinde finansal zorluklar ve dolandırıcılık olaylarıyla dolu bir yolculuğa adım attı. Dört çocuğunun doğumu, Landru’yu ekonomik sıkıntılara sürükledi ve bu aslında onu suça yönlendiren baş etmen oldu. İlk dolandırıcılığı, petrolle çalışan hayali bir bisiklet fabrikası kurması ile başladı. Henri Landru, ulusal bir reklam kampanyası düzenleyerek, her sipariş için toplam fiyatın üçte birine tekabül eden bir ön ödeme talep etti. Müşterilerden gelen bu para ile hiçbir zaman bisiklet üretmeden ortadan kayboldu. Landru’nun hayatı, ardı arkası kesilmeyen dolandırıcılıklar, sahte isimler ile yaşamını sürdürme ve pek çok para ve hapis cezası ile böyle sürdü gitti. 1904’te iki yıl, 1906’da ise on üç ay hapis cezasına çarptırıldı. Hapishanede olduğu esnada intihar girişiminde bulunması üzerine, psikiyatristlerin “anormal zihinsel bozukluk” teşhisiyle serbest bırakıldı. 1909’da, evlilik ilanı üzerine giriştiği bir dolandırıcılık sonucu üç yıl hapis cezası aldı. Bu olayda, nişanlandığı Jeanne Isoré isimli bir kadının tüm mal varlığını ele geçirdikten sonra ortadan kaybolmuştur. Henri Landru Nasıl Bir Seri Katile Dönüştü? Hapisten çıktıktan sonra Landru yeni bir dolandırıcılığa girişti. Satın aldığı bir garajı ücretini dahi ödemeden başka bir kişiye satan Landru, bu suçtan dolayı 1914 yılında dört yıl hapis cezasına çarptırıldı. Benzer suçlardan dolayı üçüncü defa ciddi hapis cezasına çarptırılan Landru’nun Guyana’daki bir hapishaneye
Çıkış, insanın hemen yanı başındaki bir tepenin yamacında ya da evinin iki adım uzağındaki bir nehrin kıyısında olsa bile, bunun bilincine varmak için bazen dünyanın sonuna kadar gidilip dönülmelidir. Her daim gidilecek sayısız yer vardır çünkü aramaya asla son vermeyiz. Her yolculuk, var olmanın bir tür apansız kabulleniş ve kendinden geçişle gerçekleşeceği bir yer arayışının parçasıdır. Herkes dünyada yeniden doğacağı yeri arar