9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 10:14
1930 larda kızlar okumamalı,çalısmamamlı, çeyiz hazırlayıp kendisine uygun bir eş bulup evlenmeli sistem bu ama Esme öyle bir kız değil o farklı, sistemin ona dayattığı her şeye karşı çıkan bir kız çocuğu. Evlenmek istemiyordu, çok kitap okuyordu , üniversiteye gitmek istiyordu. Özgür ruhlu Esme'yi cok sevdim. Sonrasında yaşadıklarına da çok üzüldüm. Ailesi tarafından bir akıl hastanesine bırakılan ve orda geçirilen 61 yıllık bir esaret, çalmışlar resmen hayatını yok etmeye çalışmışlar.Bunlar yaşanırken kız kardeşi Kity ne yapmış neden engel olmamış 2000’li yıllarda, ikinci el bir giyim dükkânı işleten Iris’in hayatı, aldığı bir telefonla beklenmedik şekilde değişiyor. Telefonda, babaannesinin kardeşi Esme Lennox’un kaldığı hastanenin kapatılacağı ve Iris’in onun vasisi olarak arandığı söyleniyor. Kendi karmaşık yaşamının ortasında kalan Iris, Esme’ye yer açmak zorunda kalırken, aynı zamanda yıllardır saklı kalan aile sırları da yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaya başlıyor. Yazarın yazım tekniği başlangıçta karmaşık gelebilir.Zaman ve karekter değisimleri çok fazla aynı bölüm içerisinde anlatıcılar bir anda değisiyor ve farklı zamanlardan anlatimlara geçiyor. Kitabı çok çok sevdim.
Esme Lennox Nasıl Yok OlduMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20243,080 okunma
9/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
#ŞekerVeÇamaşırSuyu "Sadece almaya programlanmış insan sanki. Hep almak üzerine düşünüyoruz. Herkes sırtında boş bir çuvalla doğuyor. Sonra başlıyor doldurmaya. Sadece metayla değil, manevi olarak da. O aşkın alıyor, bu arkadaşlığı da ekliyor evlilik, çocuk, para, iş, güç. Gaye ilerlemek değil almak çoğu zaman. Aldıkça mutlu olduğunu hissediyor. Halbuki almak anlık. Hemen aldıktan sonraki o saniye yine hüsran olabiliyor. Ben hep doldurmuşum çuvalımı. Neden? Kim verdi ki bize bu listeyi? Belki bazılarını almamak gerekli. Herkes evlenmeli mi? Herkes üniversite mi okumalı? Herkes kariyer mi yapmalı? Her şeye sahip olabilir miyiz gerçekten? Bu nasıl yaşamak? Hayır. Gerek yok bunlara, odaklanman gereken konu bunlar değil." Merhaba kitap severler bugün size Semra 'un tavsiyesi üzerine okuduğum @ipekalkan_yazar 'ın kaleminden çıkan ve bitirene kadar bırakamadığım bir eser ile geldim. Kitabımız iki canım kadın üzerinden ilerliyor. Doğrular ve yanlışlar bir yana Leyla ve Nurgün 'e sarılmayı o kadar çok istedim ki anlatamam. Eserimiz Leyla ve Ahmet çiftinin ilişkilerinin başlarında birbirlerine ne kadar sevgi dolu olduklarını okumamız ile başlarken sonrasında ileri bir zamanda Nurgün'ün yanında çalıştığı Leyla'ya eşinden boşanmak istediğini anlatması ile devam ediyor. İki kadının boşanma kararlarını ve sonrasında yaşadıklarını çogunlukla Leyla tarafından okuyoruz. Nurgün, 3 çocuk annesi çocuklarını büyütmüş emekçi bir kadın. Eşinden malesef ki dayak yiyen değer görmeyen birisi en sonunda canına tak edip boşanma kararı alıyor. Leyla ise ailesinden tam olarak sevgi ve ilgi görememiş bir çocukluk geçirmiş, iplerin elinden olmasını isteyen ama bence bir soluklanmaya da çok ihtiyac duyan, kariyerinde iyi ilerlemiş başarılı bir kadın. Çocuklarına bakan Nurgün'ün
1000Kitap
Şeker ve Çamaşır Suyuİpek Alkan · A7 Kitap · 202510 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İki Güzel Hamamcı Ülfet
8/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2026 69. kitabı
Ana karakterimiz on altı yaşında, annesinin ve arkadaşlarının gizli toplantılarında neler döndüğünü bilmeyen ve öğrenip deneyimleyince, kendisi de bu alemlere dahil olan Ülfet. Hamamcı kelimesi ise mesleki değil, keyfine düşkün ve hamam sefası yapan anlamında kitapta. Fazla spoi vermek istemiyorum. Kurgunun geçtiği tarih tam belirtilmese de, harem kelimesi fazlaca geçtiğinden dönem az çok anlaşılıyor. Sadece kadınlardan oluşan bir topluluk ve çarpık ilişkilerin ve bu ilişkilerin sonuçlarının anlatıldığı bir kitap. Bence o dönem için oldukça cesurca. Anlatım tarzı ve dili ise çok akıcı, kurgu bir o kadat sürükleyici. Kitap Tanımı Ülfet meselenin vahametini anladı. Hemen bir çarşafa bürünerek Pakize ile beraber konaktan çıktı. Anası bu tür­lü gelişinden şüphelendi. Endişeli bir surette yüzüne baktı. Mesele anlaşılınca: -Burada otur! Canları isterse... Diyerek endişesini, melalini, hicabını giderdi. Şimdi Pakize’ye: -Kızım bana benziyor mu? Diye sorsa alacağı ce­vap: -Tıpkı! Kelimesi idi. Filhakika Ülfet tıpkı annesi gibi bu hayatı ölünceye kadar terk edemedi. O da en sonra bir iskerlet ihtiyarlı­ğında da bir hamamcı hanım oldu kaldı Kitaptan bazı alıntılar Evet evlenmeli... fakat esir olmamalı... Ayrılık! Her vakit can yakar, ağlatır. İnsan kendisinden bile ayrılsa mahzun olur, değil sevdiğinden! Ayrılık! Her vakit can yakar, ağlatır. İnsan kendisinden bile ayrılsa mahzun olur, değil sevdiğinden! Buse, bu alemin en makbul, en ziyade geçer bir akçesidir. İzdivaç âlemi fena değil, lâkin kulakları paslandırıyor. Mağlubiyet mi? Hayır... Bu mağlubiyet değildi. Saikını henüz anlayamadığı, o ana kadar hissetmediği bir sevilmenin hissiyat ve ihtirasa ait olduğunu fark etmeksizin, ruhunda uyandırdığı oyalayıcı bir şüphenin yabancı yabancı görünüp bir anda
1000Kitap
Hamamcı ÜlfetAhmet Rasim · Maviçatı Yayınları · 2007258 okunma
10/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2026 14:14
Yaşamın ölçüsü uyum sağlamakta mı gizlidir, yoksa herkesin “normal” olmaya çalıştığı bir dünyada en büyük cesaret farklı kalabilmek midir? Keiko Furukura on sekiz yıldır aynı markette yarı zamanlı çalışan, otuz altı yaşında bir kasiyer. İşini kusursuz yapıyor. Çünkü market onun dünyası. Markette yarı zamanlı çalışmak onun için sadece bir iş değil, varoluşunun anlamı. Ama toplumun “normal” dediği kalıplara uymadığı için tuhaf karşılanıyor. Topluma göre evlenmeli, çocuk sahibi olmalı ve yarı zamanlı bir iş yerine tam zamanlı bir işte çalışmalı. Oysa Keiko’ya göre bunlar “normal” değil. Hayatına giren bir yabancıyla birlikte, o görünmez baskılar daha da belirginleşiyor.
KasiyerSayaka Murata · İthaki Yayınları · 20253,688 okunma
İradeyi Anlamak ve Yönetmek Üzerine...
10/10
·224 syf.·
2026 7. kitabı
Müslüman bakış açısıyla yazılan, içinde Kur’an ve hadisten, zikir ve dua tavsiyesine kadar doyurucu bilgilerin yer aldığı bir kitap olmuş. Bence bu alandaki açığı güzel şekilde doldurmuş. Allah razı olsun. İnternet ortamında iradeyle alakalı içeriklerde genellikle tavsiye verilip geçiliyor. Fakat bu kitap ilk olarak iradeyi ve iradenin mekanizmasını anlatıyor. Bu anlatım insanın kafasında bir harita şekillendirip iradeyi yönetmeyi kolaylaştırıyor. Bunun yanında hiç sıkmadan iradeyle alakalı neredeyse her konuya temas edilip, irade terbiyesine başlangıç için de öneriler sunarak bizlerin ihtiyacı karşılanmış. Kitapta, daha önce yazılan irade, nefis, ahlak ve düşünce kitaplarının birçok alıntısının detaylandırılması ve güncel konulara dair önerileri de hoşuma gitti. Allah edindiğimiz bilgileri eyleme geçirebilmeyi nasib etsin. Beni etkileyen ve yeni bir bakış açısı kazandıran kısımlar: - İrade eğitimine olan ihtiyacın günümüzde neden arttığı? - Duygu ve iradenin ilişkisi ile alakalı kısmı: “Akıl, nefsanî arzuların tahakkümüne karşı dışarıdan destek almadığı hâlde zayıf ve güçsüz kalır. İleride izah edeceğimiz üzere bu destek de aklı besleyecek duyguları harekete geçirmekle olur.” (57.s) - Düzenli egzersizlerin iradeye olan katkısı - Tasavvuftan örneklerle ve pratiklere yer verilmesi - Eski âlimlerin gece çalışıyorum dediklerinde kast ettiklerinin ne olduğu ve gece uykusunun önemi: “Dinlenmek de çalışmaktan sayılır” (115.s) - “Bir kitabı bitireceğim kararlılığı değil, her gün 20 dakika okuyacağım kararlılığı iradeyi terbiye eder.” (131.s) - “Âlim, en çok ayrıntıyı bilen kişi değil; zihni daima faal, daima çalışır durumda olandır.” (135.s) - “Taşra, insanın cevherini ve öz benliğini keşfetmesine ve ortaya çıkarmasına daha elverişlidir. Ayrıca farklı insanlarla
Alıntı
Yapabilme SanatıMesut Özbilir · Tin Kitap · 202549 okunma
Puan vermedi·116 syf.··
2026 8. kitabı
39 geçenlerde kocam bana da vurdu” (İşpiroğlu, Memleketimden Kadın Manzaraları, 2017, s. 12). Ataerkil bakış açısında erkek güçlü bir bedene sahiptir, dahası erkeklik gücü temsil eder. Beden, kadın ve erkeği cinsiyet noktasında ayrı kılan bir işleve sahiptir. Cinsiyet ve beden ayrımı aynı zamanda kadın ve erkek ayrımını beraberinde getirir. Bu noktadan hareketle oyunda kadın, cinsiyeti gereği erken yaşta evlenmeli ve bu sistemin içerisinde görünmez olmalıdır. Bu durum Aliye adlı karakterin söyleminde yer bulur: “Erken yaşta evlilik ve çok eşlilik yasal olarak bir kez kabul edilse, ne erkeğin aldatmasına fırsat verilecek, ne de kadın zulüm görecek. Bütün sıkıntılar sona erecek” (İşpiroğlu, Memleketimden Kadın Manzaraları, 2017, s. 33). Ataerkil düzeni kabullenmiş kadınlara göre erkek daima mutlu edilmelidir, erkek mutluysa kadının mutlu olmasının pek de önemi yoktur. Ataerkil düzeni kabullenmenin bir yansıması olan bu anlayış Aliye’de ifadesini bulur: “Tabii erken yaşta evliliklere yönlendirilen kızların kocalarını mutlu edebilmeleri için eğitim almaları şart” (İşpiroğlu, Memleketimden Kadın Manzaraları, 2017, s. 33). Feminist oluşumlar kadının ataerkil sistem karşısında yaşadığı zorluklara çözüm üretmektir. Göçmen Düğünü adlı oyununda yer alan kadın karakterlerin aralarında geçen konuşmalar ataerkil düzeni kabullendiklerini gösterir: “Şu gelinin annesine baksana, kasım kasım kasılıyor. Gören de kocası işadamı sanır” (Çetindoğan, Toplu Oyunları 1 Göçmen Düğünü, 2018, s. 15). Aynı oyunda kız ve erkek çocuk ayrımcılığı İclal karakteri üzerinden dikkate sunulur: “Oğlu olsun diye durmadan dualar eder saftirik ama kızını da canı gibi sever. Bu ak oylumlu kız şans getirmiştir ona ne de olsa. Doğacak çocuğu için çektiği piyango bileti sayesinde
Duygu ve Düşünce
Toplu Oyunları 1Müşerref Öztürk Çetindoğan · Mitos Boyut Yayınları · 20183 okunma