Kıymetli evrak hukuku çalışmak kadar sıkıcı bir şey yok. Hoca iki saattir poliçe anlattı sonra uygulamada yok dedi şaka gibi :D
Kanla Kirlenmiş Evrak
Ve şimdi, birçok sayfasını atlayarak bitirdiğim kitabın, başından başlayabilirim… İsmet Özel
Şiir
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Rezil ve Yalnız
Mukayyet ol bana, sabır tükendi İçim dışım sürekli kışla grisi Kimse değilsin, zehir zemberek zebercet öfkesinde cinnet Herkes ayrı cehennem, herkes aynı kıyamet Gösterim yasak, hafızamda tuzaklar Çığ düşerdi aklıma hatırladıkça Silindi yüzler, kaldı sesler Gözlerinde keder gizlenen bütün köpekler Ordayım ben ayaklar altı günler Güldüren bir trajediydim, yavaşça ürküten Açıldı perde, uzun tirat, kayıp suflör Belirsiz her yön Sahiden vuruldu dublör Kolla kendini şehrin kayıp şairi Okunmayacak esamen, yazılmayacak tarihin Kimdi kim bilir kılıçlı gösteri Sihirbaz bir akşam harbiden kendini kesti Rezil ve yalnız, gözlerim kapandı ben Utancın halkasından bir zırh kuşandım Gözlerimde gümüş pullu limanlar bağlı Lodoslarda kaybolup soluksuz kaldım Rezil ve yalnız, gözlerim kapandı ben Utancın halkasından bir zırh kuşandım Gözlerimde gümüş pullu limanlar bağlı Lodoslarda kaybolup soluksuz kaldım Terli yorgun ve sarhoş atlar Gözlerimden her akşam bi' yalnız atlar Kayıp mayıslar Bu sen değilsin, karlı bir akşam bıçak yedin Hafızan silindi, tüm gülümsemen değişti
Kanla Kirlenmiş Evrak
Karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında Öyle yoruldum ki yoruldum dünyayı tanımaktan Saçlarım çok yoruldu gençlik uykularımda acılar çekebilecek yaşa geldiğim zaman Acıyla uğraşacak yerlerimi yok ettim. Ve şimdi birçok sayfasını atlayarak bitirdiğim kitabın başından başlayabilirim. İsmet Özel (1972)
Duygu ve Düşünce
silah atılmıyor güvercin şakırtısıdır şafakta yaldızlanan şadırvanda su ıhlamurlarda ezan Görkemli bir namaz uğultusu heyhat hamzabey cami-i şerif'inden kim kaldı kim kaldı eski selanik'ten Laternalar sustu sürahiler tenha tek kibrit çakılmıyor kim kaldı ittihat ve terakki'den o jöntürkler ki - `hariçten evrak-ı muzırra celbederlerdi' - o fedailer ki barut öksürürler sakal tıraşları mavi kırmızı bıyıkları biber kim kaldı müdafaa-i hukuk cemiyeti'nden avcı ceketi körüklu çizme astragan kalpak bazen `ittihatçı' hafif `iştirakiyun' öfkeli kaşları salkım saçak kumral bıyıkları mahzun hani felaket tütün içerler ceplerinde idam fermanları bellerinde Söğüt yaprağı bıçak
İz bırakanlar, is bırakanlar...
Her ademoğlu dünyadan gelip geçer de, kimi ardında takip edilesi iz(ler) bırakır; hoş bir sedâ, hoş bir eda, dik duruş ve güzel davranış, güzel koku ve renk gibi...kimi de kapkara "is" bırakır, kötü kokan, kazıyınca çıkmayan zift karası... Bu dünyanın en büyük ve yalın hakikati... Dünya dediğimiz bu han, herkesin konup göçtüğü, ama duvarlarında mutlaka kendinden bir parça bıraktığı muazzam bir hafıza mekânıdır. İz bırakanlar, bu kubbede hoş bir sedâ bırakmayı dert edinenlerdir. Onların gidişiyle yeryüzü eksilir belki, ama geride bıraktıkları ışık, yıllar sonra bile yollarını kaybetmiş bedbahtlara pusula olur. Bir tebessümle gönül alanlar, adaletin safında dimdik duranlar, rüzgâra karşı bile eğilmeyenler... Onlar dünyayı güzelleştiren, insanlığın mayasını taze tutanlardır. Göçüp gitseler de kokuları kalır sokaklarda; adları her anıldığında içe çekilen derin bir nefes gibi ferahlık verirler. Bir de "is" bırakanlar vardır... Geçtikleri her yeşili kurutan, bastıkları her toprağı çoraklaştıranlar. Onlar bencilliğin, hasedin ve zulmün zifiri karanlığıyla yürürler. Arkalarında bıraktıkları tek şey, temizlenmesi nesiller süren kirli bir pastır. Hatırlandıklarında sinelere bir ağırlık çöker, yüzler ekşir, ruhlar daralır. Ne acıdır ki, ömür gibi aziz bir sermayeyi, sadece etrafı karartmak için harcayıp gitmişlerdir. Tarih de, gündelik hayat da bu iki zıt kutbun canlı şahitleriyle doludur. Biri baktıkça içimizi ferahlatan ve insanlığa olan inancımızı tazeleyen bir "iz", diğeri ise hafızalardan silinmek istenen kirli bir "is"tir. Gelin, bu iki insan tipini hayatın içinden somut örneklerle karşılaştıralım: İz Bırakanlar (Aydınlatanlar): İnsanlığın ortak mirasına harç koyanlar, ömürlerini bir hakikatin veya faydanın peşinde tüketenlerdir. Onlar, sadece kendi dönemlerini değil,