Durun durun az önce çok güzel bir şey yaşadım. Şiirlerimi (ona yazdığım şiirlerimi) sebepsizce elime aldım ve defteri açtığımda önüme düşen sayfa onunla yaşadıklarımı unutmamak için not aldığım sayfaydı🙃 tarihe bakın 13.05.2026 bugün 13.06.2026 tabi olayın mutluluğunu üzerimden atana kadar vakit geçti de vr saat aynı saatte bakmışım defteri açtım tarih aynı saate baktım saatte aynı 23.53 şimdi buna evren mi diyorsunuz enerji mi diyorsunuz özlem midir aşk mıdır artık adına ne diyorsanız diyin ben çok mutluyum:)
Bir düşünce vardır; insan onu bulduğunu sanır, oysa düşünce çoktan insanı bulmuştur. Gece, pencerenin camına yaslanmış yağmur damlaları gibi biriktirir bizi. Her damla başka bir hayatın ihtimali, başka bir benliğin gölgesidir. Belki de yaşadığımız ömür, olmak istediğimiz insanların mezarlığıdır. İçimizde konuşmayan binlerce ses, atılmamış adımların sessiz yankısı olarak dolaşır. Zaman dediğimiz şey, saatin akrebiyle yelkovanı arasında sıkışmış bir mekanizma değildir. Zaman, bir annenin yaşlanan elleridir; çocukluğumuzun artık dönmeyen sokağıdır; sevdiğimiz birinin yüzünde fark etmeden beliren çizgidir. İnsan zamanı yaşamaz, insan zaman tarafından yavaşça okunur. Ne tuhaftır ki evrenin en büyük yalnızlığı, boşlukta dönen yıldızlarda değil, kalabalıklar içinde kendi ruhuna yabancılaşmış bir insandadır. Çünkü yıldızlar yerlerini bilir, nehirler yönlerini bilir, rüzgâr nereye ait olduğunu bilir. Sadece insan, kendi içinde kaybolabilen tek varlıktır. Belki de hayatın sırrı cevaplarda değil, sorularda saklıdır. Çünkü cevaplar bir kapıyı kapatır; sorular ise sonsuz koridorlar açar. Ve insan, hakikate ulaştığı için değil, onu aramayı bırakmadığı için değerlidir. Bir gün hepimiz unutulacağız. İsimlerimiz taşlardan silinecek, sesimiz rüzgâra karışacak. Ama belki de mesele kalmak değildir. Belki mesele, bu kısa yolculukta bir kalbe ışık olmak, bir karanlığa küçük bir pencere açabilmektir. Çünkü evren, yıldızların büyüklüğüyle değil; karanlığa rağmen yanmaya devam eden küçük ışıklarla güzeldir.
Hayata Dair
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İnsanlar gelip geçiyor gökyüzü bizimle kalıyor. Ne kadar merhametli bir yaratıcımız var karanlıktan sonra aydınlığı gösteriyor umudunu kaybetme mesajı veriyor onunla kalmıyor gözalıcı güzellikte ışıkları olan yıldızları ve ayı karanlık gecelerde bize rehber ediyor onunla hayaller bile kurabiliyoruz ısınmak için güneşi gösteriyor sonra o batarken görsel şöleniyle gözlerimizi kamaştırıyor aynı şekilde doğarken de hayran bıraktığı gibi.. peki size diyorum bunlar mucize değil de nedir? Peki yine biz bunların farkında mıyız? Kafamızı kaldırıp bakıyor muyuz bu eşsiz güzelliklere? Koca koca taşların arasında sıkıştırdık kendimizi halbuki bizi bekleyen koskoca evren var. İşte tam şu an da o yıldızlara bakarken yazıyorum bunları.
Evren kaydı, sen göğüs kafesimde milim kaymadın.
Aşk
1) “ŞARTLAR MÜDAHALEYİ GEREKTİRİYORDU AMA ŞARTLARI KENDİLERİ BİLEREK HAZIRLADILAR” (ŞARTLARIN OLGUNLAŞMASINI BEKLEDİK) SÖYLEMİ "Bu konuya başlarken önce şu çok önemli 2 soruyu samimiyet testi olarak sormak isterim: 1.Soru: Anarşi ve terör ülkede 70’lerin başından beri var olduğuna ve giderek azdığına göre, size göre hangi yıl yapılacak bir askeri müdahale zamanında yapılmış ve “şartların olgunlaşması beklenmemiş” olurdu? 2.Soru: Peki sizin “şartların olgunlaşması beklenmeden ve daha çok kan akmadan şu zamanda olmalıydı” dediğiniz tarihte asker müdahale etseydi siz o zaman bu askeri müdahaleyi onaylayacak ve lideri olan kişiyi (Kenan EVREN, Semih SANCAR veya Faruk GÜRLER) sevecek miydiniz?" METİN SEVİL, 12 EYLÜL MÜDAHALESİ EZBERLER VE GERÇEKLER, SAYFA: 41 (SORU SORMAK SANATTIR)
Türkçenin derinliklerine dalınca, gözlerime on sekiz bin evrenden daha yüksek bin evren göründü. Ali Şir Nevayi