Ne istediğinize dair net bir hedefiniz olsun, ama "nasıl" detaylarını tahmin edilemez kuantum alanına bakın. Yaşamınızda, tam da sizin için doğru olacak şekilde gerçekleştirmesine izin verin. Herhangi bir şey bekleyecekseniz beklenmeyeni bekleyin. Teslim olun, güvenin ve arzu edilen bir olayın nasıl gerçekleşeceğini dert etmeyin.
Bu çoğu insan için aşılması en zor mücadeledir, çünkü biz insanlar her zaman gelecek bir gerçekliği (bilinmeyeni) yeniden geçmiş bir gerçeklikte yaşandığı şekilde (bilinen) yaratmaya çalışarak onu kontrol etmek isteriz.
Yaratılan bu insanların hepsi erkekti. Bir anneden babadan değil, bizzat tanrıların eliyle dünyaya geldiler. Yaratıcılarına saygıda kusur etmiyor, onlara layıkıyla tapıyorlardı. Fakat mayalarındaki öğütülmüş mısır onlara sahip olmaları gerektiğinden fazla yetenek sunmuştu. Gözlerinin önünde hiçbir perde yoktu, her şeyi ama her şeyi görebiliyorlardı. Bu tanrısal bir özellikti. Yapıcı ve Yaratıcı bunun doğru olmadığına karar verdiler.
" Kötülüğün olmadığı bir evren istedim, hastalıklar ve depremler olmasın. Sonra aklıma ölüm geldi. Ölüm yeterince büyük bir kötülük değil mi? Rabbim beni cennetine aldı. Biraz düşündüm: 'keşke cennetimi kendim var edebilseydim. Kahrolası acizlik ne kötü!' dedim. Ya Rabbi bu acziyet bana acı veriyor. Neden sadece sen Tanrısın? Ben de Tanrı olsam olmaz mı? Hem kul olmak Tanrı olmaya nazaran kötü değil mi? "
İnsan yaşlandıkça zaman hızlanıyor, sanki evren seni bitiş çizgisine doğru itiyor gibi; gençlere, güçlü olanlara yer açmak, tarihteki kısa süren varlığını ișaretleyip yoluna devam etmek için.