Aslında nereye gittiğimin bir önemi yoktu. Heryere içimdeki karanlığı taşıyacaktım. Artık eskisi gibi olmam mümkün değildi. Niye isveç'i seçtiğimi bilmiyordum ama artık o Türkiye'de yaşayamıyordum. Ağaçlardan , kayalardan, insanlardan, caddelerden, kuşlardan kokuyordum çünkü. Sokak hayvanlarından, televizyon spikerlerinden, trafik polislerinden, kedilerden ürküyordum. Sırtımdan ürperti geçiyordu sürekli.
Efendim ülkemizde yanlış bir kanaat yaygındır. Erkek egemen falan diye. Yok öyle şey. Kararı kapalı kapılar ardında kadın alır , erkek kamuya açıklar. Bu tebligat sırasında kadın erkeğinin bir adım gerisinde durur. Söz erkeğindir manasına onu tastik eder. Bunlar hep kadının fendidir.