- Hüzünle Doğan Sabahlar
Uykular altında esir düştüm ölüme, Bir anlık daldım rüyada gözüne. Kaç sabah hastayı bekler umutla, Benim beklediğim gibi aşkınla... Gördün mü insan yaşar susuz, Gördün mü insan yaşar evsiz? Ben gördüm, yaşanmaz sensiz, Ben gördüm kendimi mezarda sensiz. Tazelenir fideler toprakta umutla, Kaçı gurbete gider, kaçı geri dönmez... Senin bana dönmediğin gibi, Kaç sabah daha hüzünle doğar yüreğime? Tesiri altına alınmış korkulu günler, Esir olmuşum, adın düşmez dilimden. Bölüyor beni dudaklar itiraflarla, İşte ben, uğruna mezar olan adam... -turna 23.06.2026
Şiir
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Şu dünyada en çok evsiz , yurtsuz kalmak acıtıyor canımı
Ben seninle evsiz de yaşardım, yıldızları saya saya, dona dona, yana yana, Kemal Sunal filmi gibi.. zaten onları evsiz bırakan bozuk sistemin köpeği olan babaları değil miydi ?
kendimi nasıl bağışlayabilirim?
Son on gün... Takvimde yalnızca on gün yazıyor belki ama insanın içinde geçen zamanın bir ölçüsü yok. Bazen bir gece yıllar sürüyor, bazen yıllar bir an kadar kısa geliyor. Benim için buradaki son on gün, içimde yıllardır biriken bütün sessizliklerin aynı anda konuşmaya başladığı günler oldu. Midem bulanıyor, uykularım bölünüyor, saçlarım avuçlarıma dökülüyor. Durup dururken öfkeleniyorum, sonra o öfkenin altında eziliyorum. Sanki bedenim artık taşıyamadığı bir yükün altında çatırdıyor. Ve ne gariptir ki bütün bunların sebebini biliyorum. İnsan başkalarının açtığı yaralara alışabiliyor. Bir süre sonra acının şekli değişiyor, kabuk bağlıyor, unutuluyor sanıyor. Ama kendi elleriyle açtığı yaralar öyle değil. Onlar gece herkes uyuduğunda yeniden kanıyor. Aynanın karşısına geçtiğimde yüzümü değil, hatalarımı görüyorum. Her biri gözlerimin altında morluk olmuş, omuzlarıma ağırlık olmuş, kalbime taş olmuş. Gölgem karşıma geçip tek tek anlatıyor onları. Unutmaya çalıştığım her şeyi yeniden hatırlatıyor. Ben de dinliyorum. Çünkü inkâr edecek gücüm kalmadı. Belki de insanın en büyük yanılgısı, kendisini geçmişteki bilgeliğiyle yargılamasıdır. Bugün bildiklerimle dönüp dün yaptıklarıma bakıyorum ve kendime kızıyorum. Oysa o günkü ben, bugünkü kadar güçlü değildi. O günkü ben, sevmenin bazen insanı kör bıraktığını bilmiyordu. Kalmanın da bir yara olduğunu bilmiyordu. Kendi sınırlarını çiğneyerek başkalarına yer açmanın bir gün insanı evsiz bırakacağını bilmiyordu. Ama yine de affedemiyorum kendimi. Çünkü insan bazen gerçeği öğrenince cahilliğini bağışlayamıyor. En çok da buna kırgınım. Bana zarar veren insanlara değil. Onlar çoktan yollarına gittiler. Kimisi mutlu oldu, kimisi olmadı, kimisi beni çoktan unuttu. Ama ben burada kaldım. Aynı hikâyenin içinde, aynı cümlenin
Heidegger felsefesinde ve Daseinsanalyse literaturünde, depresyonun en derin ve en sarsıcı tanımlarından biri yapılmıştır:" Evsiz Kalmak" Depresyon insanın kendi varoluşuna aitlik hissini yitirmesi, bir anlamda "evsiz kalmasıdır"
Psikoloji