“Çünkü aşk, hele sıra hasretiyle de karışmışsa, zamanı ölçüp yoklayacak her aleti tüketir. Bazı anlar vardır, uzun ayrılık sürelerine denktir. Ama ayrılık zihnin tükenmesinden başka bir şey değildir. Belki de biz hiç ayrılmadık.”
“Öyleyse hangi gerekçeyle, beden ile tüm duyumsama ve düşünme araçları ayrıştığında zihnin geçirdiği denli büyük bir değişimin bütünün ayrışmasına yol açmayacağı düşünülebilir? Ruhla beden arasında her şey ortaktır. Birinin tüm araçları ötekinin de araçlarıdır. Dolayısıyla birinin varlığı ötekinin varlığına bağlı olmalıdır.”