Hasılı, işte böyleydim; hayalci, tasasız, başına buyruk ve alaycı mizaçlı, kendi kaderini kendi çizen ve aşkla dolu bir varoluşun getireceği bütün şiiri düşleyen, aynı zamanda, on altı yaşında ne kadar anı sahibi olunabilirse, o kadar anılarında yaşayan...
Peki şairin yüreğinden yükselen bu ahengi ve güçlü ve şişkin bir elin, içine girdiği eldiveni yırtmadığı gibi cümleleri eğip büken dev gibi düşünceleri sözle nasıl ifade etmeli?
Ölüyormuş gibi hissediyorum ve kendisini yoran bir orjiden sarhoş çıkan bir adam gibi, bileklerini kestikten sonra parfümlü bir küvete giren ve gülerek ölen o epikuroscu gibi, can çekişmeme gaddarca gülüyorum.
Ah! Hayatım ne kadar sakin oldu, o kadar tatlı ve mutlu geliyor ki, huzurlu ve safiyane! Ah! Evet, huzurlu ve sessiz, içinde ceset yerine ruh yatan bir mezar…