İnsan hoşlandığı bir kimse ile güzel saatler geçirdikten sonra saadetini bir ikinci defa da hayalinde tekrar etmek ister. O vakit herkesten uzaklaşmaya, etrafına hiç dikkat etmeden uzun uzun yürümeye ihtiyaç duyar.
Ben bu adaya geldikten sonra müthiş bir kitap düşmanı kesilmiştim. İnsanlara bütün zehrin ondan geldiğine kanaat ediyordum. Kitap bizi hiçbir zaman hakikat olmayacak rüyalarla, arzularla zehirleyip çıldırtıyordu. Etrafımızdaki sakin hayata razı olamıyor, ömürlerimizin mütevazı nasibine kanaat etmiyorduk. Benim fikrimce insanlara kitap okutmak kanatları kesilmiş, ayakları bağlanmış kuşlara geniş ufukları göstermek gibi büyük bir zulümdü.
Ben, başı tarihin efsane kısmına ait maceralarla, muharebe romanlarının heyecanlı vakalarıyla dolu müfrit bir hülyaperest, bir nevi destan şairiydim. Fakat yalnız hayal ile doymayan, bir rüyayı yalnız hayal gücü gözleri ile görmeye razı olmayan, elleri ile tutmak, kollarıyla kucaklamak isteyen bir sergüzeşt adamı.