herkese merhaba dostlarım,
bugün beni derinden etkileyen ve içimde bir şeyleri uyandıran dolunayda açan çiçek kitabının yorumuyla geldim...
çok uzun olacaktır, bu sizi rahatsız eder mi, bilmiyorum lâkin tüm düşüncelerimi satırlarıma dökmek istiyorum.
dolunayda açan çiçek, 02:02 ayçiçeği karnavalından az biraz tanıdığımız dolunay karakterinin ikizi olan çiçek'in hikayesini ele alıyor. başta bunu duyduğumda acaba, dolunay döneminde okuduklarımızı mı nagilam çiçek tarafından bu sefer yansıtmış, diye düşünüyordum. fakat öyle değil. yani ayçiçeği karnavalından kitabın bittiği yerde bu sefer çiçek'in hikayesi başlıyor. spoiye önem veren biri değilim, fakat eğer siz önem veriyorsanız bence önce 02:02'yi okuyun, ardından 03:03'ü okuyun. çünkü dolunayda açan çiçek'te birkaç tane dolunay sahnesi vardı.. en mâkulu bu bence.
dostlarım, kitabı bugüne kadar eğer beni takip ediyorsanız okuduğumdan bu yana hep hikayelerimde olduğunu gördünüz. çok güzeldi, o kadar güzeldi ki... bunları yazarken bile tüylerim diken diken oluyor.. ürperiyorum kitaba olan sevgimden. nagihan ablanın gittikçe gelişen yazımındaki üslup, vermek istediği mesajlar, içimize işleyen karakterler... hepsi aşırı güzeldi. kitabı okurken çoğu yerde ağladım, çiçek'in güzelliğine, ayza'nın naifliğine... onların zarifliğine de...
dolunayda açan çiçek, bir gençlik kitabı değil, ben bunu hep yazdım hep de yazacağım. cidden öyle değil, dostlarım. işlediği konu, o kadar.. ah,, o kadar ince ki... kalbi geçtim ruhumuza dokunuyor. mutlaka alın, okuyun. bu güzelim eserden asla mahrum kalmayın. dostlarım, sanırım hıçkırarak ağlamaya başladığım nokta, 407. sayfaydı... o sayfayı kaç defa okumaya çalıştım bilmiyorum. kaç defa bulanıklaşan görüş açımdan dolayı kitabı kapattım bilmiyorum... lâkin okudum, okudum ve ah,, kalbim