“insanın mutlu olması ve bu mutluluğu başkalarına da vermesi bazen ne kadar kolay oluyor! diyordu.
hep böyle, evet tam o anda olduğu gibi yaşamalıydı insan.
ama gerçek hayat bu değildi. mutluluğun yanısıra, peşini hiç bırakmayan, insanın ruhunu, bütün hayatını allak bullak eden felâketler, mutsuzluklar da vardı.”
“insanlar niçin böyle yaşıyorlardı? niçin bazıları iyi bazıları kötüydü? niye bazıları mutlu, bazıları mutsuz? niye bazılarından herkes korkar da bazılarından kimse korkmaz? niye bazılarının çocukları var, bazılarının yok? niye bazıları başkalarına maaş verdirmeyebiliyor? besbelli, en iyi durumda olanlar en çok aylık alanlardı.”
“her neye merak ederse bütün dünyayı unuturcasına işini gücünü ona ayırırdı. bir şey arzu eder de meydana gelmesinde bir engele rastlarsa maksadı ne kadar küçük olursa olsun ele getirmek için yolunda en büyük fedakârlıktan çekinmezdi. hatta ufak bir emelinden ümitsiz olunca günlerce hastalanır, gecelerce gizli gizli ağlardı.”