Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kitabın 1700'lü yılların sonunda yazıldığı düşünülürse bahsedilen bazı konular şimdi tarih olmuş, bazılarıysa aradan geçen yüzlerce yıla rağmen tazeliğini koruyor. Mesela ülkemizde ve dünyada hala karma eğitim konuşuluyor ve karma eğitim vermeyen okullar var. Kitapta buna ayrıntılı bir şekilde değiniliyor ve kadın ile erkek cinslerinin birbirini tanıması için karma eğitim savunması yapılıyor. Ya da kadının kasıtlı olarak cahil bırakıldıktan sonra erkekten daha aşağı bir varlık olarak görülmesi; kadına uysallık, mülayimlik atfedilmesi, kadının gösteriş ve dış görünüş düşkünlüğüne itilmesi, kadın ve erkeğin yetiştirilme farkları gibi hala güncelliğini koruyan birçok konuyu aşırı ayrıntılı bir şekilde irdeliyor. Görüyoruz ki aradan geçen yıllarla birlikte kadınların katettiği ilerleme mükemmel olsa da, hala katedilecek çok çok uzun bir yol var. Nasıl biz büyük büyük annelerimizden yüzlerce fersah ilerideysek torunlarımızın da bizden daha ileride olması için çabalamalıyız.
Beni en çok etkileyen ve üzerinde daha önce hiç düşünmediğim konulardan biri kadının "daima kadın olduğunu hatırlamak zorunda bırakılması" konusuydu. Her koşulda kadın olduğunu hatırlamak ve ona göre bir davranış biçimi oluşturmak o kadar tanıdık geldi ki. "Kadının gördüğü yahut duyduğu her şey, izlenimleri kalıcılaştırarak, duygular uyandırıp düşünceler çağrıştırarak zihne cinsiyet kazandırır."
Kitapta beni rahatsız eden bir şey vardı. Kadın hakları gerekçelendirilirken kadınlardan zaman zaman o kadar nefret dolu bir dille bahsediliyor ki. "Fettan, ahlaksız, cahil".... Sürekli böyle kelimeler duymak beni çok rahatsız etti. Ayrıca tüm bu tespitler içinde erkekliğin yeterince hatta hatırladığım kadarıyla hiç eleştirilmemesi de beni rahatsız etti. Kitabın bir yanı eksik geldi bu yüzden. Gerçi o dönemde