“Sonra sizi tanıdım, Sokak Nöbetçileri’ni. Yankı’yı... Ellerimin, dizlerimin, sesimin titremesini engelleyen o adamı tanıdım. İlk başta yürürken tökezledim, ayağımın ucuna taş koydunuz sandım ama benim kötülüğüm o taştı. Ben siz taşa takılmayın diye önden gittiğimi fark ettim, düştüm de. Sonra koşmaya başladım, sizden kaçmak istedim fakat koştuğum yerin ucunda uçurum varken beni tutup geri çeken yine sizdiniz.”
“Beyazdan nefret ediyordum. Siyahın kirli
olan insanları, kötüleri temsil ettiği söylenirdi hep ama bu yalanın daniskasıydı. Siyah gerçekleri görebilenlerin simgesiydi ve gerçekler, benim lügatımda acı kelimesinin saltanatıyla açıklanabiliyordu sadece. Acı seni insan yapardı. Acı seni değiştirirdi. Her şeyin bir bedeli vardı. Hiçbir şey öylesine verilmiş bir hediye değildi.”