fatma

fatma
Bir yola çıkacaksın mesela hayat gibi...
Orada kim­se konuşmaz. Herkes düşünür. Gerçek bakış açınızı ka­zanırsınız. Ben de kendiminkini kazandım.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Toplumun oturma odasında yaşamaktan hoşlanma­dığımı keşfettim. Düşünsel olarak sıkılmıştım. Ahlaki ve ruhsal olarak rahatsızdım. Entelektüellerimi ve idealist­lerimi, meslekten el çektirilmiş vaizlerimi, ezilmiş profesörlerimi ve sınıf bilinçli işçilerimi hatırlıyordum.
Hayat, besin ve sığınacak yer bulma meselesiydi. İnsan, besin ve sığınacak yer için bir şeyler satıyordu. Tacir ayakkabılarını; politikacı insanlığını; birkaç istisna dı­şında halkın bütün temsilcileri de, insanların güvenini satıyordu. Hemen hepsi şereflerini satmaktaydı.
Sabah 09.00, akşam 18.00. Sonra başka mecburiyetler. Sıkışıp kaldık. Sırf yeme, içme, barınmanın bedeli bu kadar ağır olmamalı, Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz. Bir ömür karşılığı bir ömür yani. Ne saçma.
İnsan ve Duygular
Görüyorsunuz... Kötülük güzelliğin nefesini böyle keser ve çirkin şeylere böyle düzen verir.