“Ah, ne delilikler yaptım bir bilsen! Elinin değdiği kapı tokmağını öptüm, dairene girmeden önce fırlatıp attığın bir puro izmaritini çaldım ve onu, dudakların değmiş olduğu için, artık kutsal bir nesne saydım. Akşamları belki yüz kez bir bahane icat ederek, odalarından hangisinde ışık yandığını görmek, böylece de senin varlığını, o görünmeyen varlığını daha bir bilerek hissetmek için aşağıya, sokağa koşardım.”
BİTMEMİŞ ŞİİRLER*
V
Nereye gitsem, nereye baksam
Sevdalı sevdalıdır gözlerim.
Anlarlar diye herkeslerden,
Bakışlarımı gizlerim.
Ağaçlar, dağlar, çehreler
Yemyeşil gözlerimde yaz, kış.
Bir şarkı etrafta inceden ince
Yıldızlar pırıl pırıl donanmış.
Dost yüzlü saat kulesi, meydan
Sisler içinde bir köprü uzanmış.
Mendilin düşmüş vermişim,
Eğilmişim, güzel dizlerinden
Bir parmak yukarsını görmüşüm.
Bencileyin dertlilere Elâgözlüm,
Lokman da deva bulamazmış.
Seni saçların, aziz vücudun
Hatıralarınla, berrak ve nemli
Taşıyamıyacak dizlerim…
Titrek kollarımı beline
Bir hoyrat kemer gibi bağlamışım.
Yakanda bir çiçek terütaze
Bir küçük faytonda, göz göze, diz dize
O sevimli kır otelinde yaz günü,
Hancı, halden bilir, babacan hancılardan.
Akşam Üstü Rüyası / Turgut Uyar
şimdi gemiler geçer uzaklardan
gönlüm güvertede sereserpedir.
ışıklı geceler,saz sesleri, peynir ekmek
ne biletim ne param ne dostum var
pır pır eder yüreğim bakındıkça...
-uyan turgut um, garibim, uyan bura terme'dir.
terme köprüsünden kamyonlar geçer,
irgatlar üç orada beş burada konuşurlar
bir gece başlar, yarı siyah, yarı kırmızı
cigaramı yakar evime dönerim...
-gidin gemiler, gidinvardığınız yerlere selam edin
gün olur bütün kaygılardan uzak
ben de gelirim...
gelecekte bir gün gülümseriz
çünkü
ağaçlar birer capon kılığında
o duyduğumuz tanbur sesi gerçektir
ve atlar kestanelerine sahip
gerçek güzel atlar
yarımdünya beygirler
önce birbirimize
gözlerin gene öyledir
dokuz beyitli bir gazel gibi
taç beyti boyun eğmemekle başlayan
saçların kara
değil
cigaran hiç sönmez
dünya da hiç sönmez
nereden nereye gitsen
bırakmaz yörüngede yerini
ahşap bir yapı çökse bile
ateşi elinden tutar
çünkü kızışır kayaların kini
belki iki tane direk kalır ama
ay vurur üstlerine onların
ay vururken üstlerine onların
otuzbeş kadar yıldız
bırakıp dünyaya bakmayı
birer düğme olur senin gömleğinde