Jane Eyre

Jane Eyre
@eyrejane
Puan vermedi·324 syf.··
2020 9. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Eylül 2020 16:50
Çocukluğumdan beri ilk başucu kitabım Heidi yi okumamla başlamış büyük bir hayranlığım ve merakım var dönem ve güçlü kadın ikilisine. Tabi bu ikiliye muhteşem doğa&mekan arka fonunu da ekleyebilirim. Netflixte henüz popülerleşmediği zamanda kadın ana karakter ve Kanada’nın eşsiz doğasını trailerda görür görmez ve benim kalbimin yıldızları Çalıkuşu, Jane Eyre ve Heidi esintilerini de hissettiğimden mütevellit çok seveceğimden tereddütsüz emin bir şekilde izlemeye koyuldum. Anne’in hikayesini tek kelimeyle anlatmam istense bu “Naif” olurdu. Öyle sıcak öyle samimi öyle sarılmak istediğim bir hikaye ki. Tıpkı diğer kalbimin yıldızları gibi.. Kitabının Türkçeye çevrilmesini çok beklemiştim. hatta İngilizcesini almıştım dayanamayıp. Fakat yarı da kalmıştı çünkü dili zorlamıştı. Benim gibi önce diziyle tanışıp sonra kitabı okuyan bir okursanız şayet kitabı sevmekle sevmemek muallağına tutuşabilirsiniz. Çünkü dizisindeki diyaloglar ve atmosfer o kadar güzel işlenmiş ki kitabı sonradan okuyunca keyif almak için bir miktar zorlarken bulabilirsiniz kendinizi. Ama yine de Canım Anne’i bir de sayfaların içinde okumak güzeldi. Kitabı ya da dizisi farketmez ama muhakkak Anne ile tanışın. Kırmızı saçlarına, çillerine zayıflığına duyduğu küskünlüğü ile, hayal gücü için yeterli alan bulmak heyecanlarıyla, romantik duygulara olan zaafıyla, doğaya ve insana duyduğu güçlü bağıyla, suratınızda tebessüm bırakan uzun ve hisli cümleleriyle Anne’i tanıyın! Tanıdıktan sonra herkesle tanıştırmak isteyeceksiniz.. Hatta ara ara dizisini açıp 1900lerin Kanada’sına Prince Edward Island’ta Avonlea’ya Green Gables’a gözlerinizde hisli bir özlemle gitmek isteyeceksiniz.. Aşağıya Canım Anne’in romantik ve hisli bazı cümlelerini alıntılıyorum; “ Eve gidiyor olmak, orasının ev olduğunu bilmek ne
Anne of Green GablesL. M. Montgomery · MK Publications · 201717,9bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·120 syf.··
2020 8. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 20 Eylül 2020 22:19
Sekiz yüz iki bin yedi yüz senesinde mavi gezegenimiz wuuhhuu! Bana göre bilim kurgu ayarında bir kitap değil. tamamen toplumsal mesajlar vermek amacıyla yazılmış bir distopya olmasının dışında yazarın gelecek toplum&insan öngörülerini de okuyorsunuz. İnsanın tek bir tür olarak kalmadığı Aşağı ve yukarı yeryüzü halkları (yaratıkları) olarak iki ayrı hayvana ayrıştığı bir gelecek! Benim gibi zaman, gelecek kavramlarını sorgulayan ve kaygısını yaşayanların merakını cezbedecek bir kitap olduğunu düşünüyorum. okurken düşündüren kitaplardan hani. H.G wells’in ilgimi çeken gelecek öngörülerinden bir kısmını da aşağıya alıntılıyorum. “İnsanların çok güzel giysiler içinde, görkemli barınaklarda yaşadıklarını gördüm, hiçbir işle uğraşmak zorunda kalmadıklarını fark ettim. Mücadelenin en küçük bir izi bile yoktu, ne toplumsal ne de ekonomik mücadelenin.. Gördüğüm kadarıyla, nüfus artışı son bulduğu için bunun getirdiği sorunlar da çözülmüştü” Geleceğin bu insanları hem aynı giysilere bürünmüşlerdi, hem de günümüzde cinsiyetleri birbirinden ayıran cilt dokusu ve davranış biçimi farklılıklarının hepsinden yoksundular, hepsi birbirinin aynıydı. Çocuklar da ana babalarının birer kopyası gibi görünüyorlardı. O sırada o dönemin çocuklarının en azından bedensel bakımdan fazlasıyla erken gelişmiş oldukları kanısına vardım; bu kanım sonradan pek çok kez doğrulanacaktı” “En sonunda erişilen dengeli uygarlık doruğuna çoktan varmış da artık çöküşe geçmiş olmalı” “Yukarıdünyalıların eksiksiz bir güvence içinde olmaları, onları yavaş yavaş yozlaşmaya, beden, güç ve zeka bakımından genel bir gerilemeye yöneltmişti. Bunu daha şimdiden açık seçik görebiliyordum”
Zaman MakinesiH. G. Wells · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202437,1bin okunma
Puan vermedi·544 syf.··
Beğendi
·
2020 5. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Eylül 2020 20:39
En büyük insanlık kıyımının, merhametsizliğin ve faşizmin o zifiri, soğuk, gri dönemi. 1940 yılllarının yaşanmadan sönen hayatlarının hikayelerine çok büyük zaafım var. Kitabı okuma sebebim başlıca o dönemi kurguluyor olmasıydı. ama acılar kurgu değil. Aynı karakterlerle değil, isimlerini bilmediğimiz hiç tanışamayacağımız binlerce ruh tarafından bu acılar deneyimlendi. Güzel Cesur ruh İsabelle. . Ana karakterinin kadın olması da kitaba muhabbetimi arttırdı haliyle. Bu korkunç toplumsal drama okudugum her kitapta izlediğim her filmde kalbimi kırmayı başarıyor. (Bu arada yazardan okuduğum ilk kitaptı. Yukarda belirttiğim gibi ilgilendiğim dönemin hikayesi oldugu için sevdim kitabı. Diğer kitaplarına da bakmak ister miyim bilemiyorum) “ Hikayeleri erkekler anlatır. Kadınlar hayatlarına devam eder. Bu bizim için bir gölge savaştı. Bittiğinde bizim için törenler düzenlenmedi, bize madalyalar verilmedi, adımız tarih kitaplarında geçmedi. Savaş sırasında yapmamız gerekeni yaptık ve bittiğinde parçaları bir araya getirip hayatımızı yeniden kurduk” Ve aşağıdaki son alıntıyla incelememi kapatıyorum. “Önemli olan kaybettiklerim değil, hatıralarım, Yaralar iyileşir. Sevgi yaşar. Biz kalırız”
BülbülKristin Hannah · Pegasus Yayınları · 20227,9bin okunma
Puan vermedi·344 syf.··
Beğendi
·
2019 11. kitabı
Filizof Nietzsche’nin üstüninsan, Bengi yaşam Felsefesinin alt metinleriyle yazılmış bu eser Nietzsche ile tanıştığım kitap oldu. O’na göre insan hayvanla üst-insan arasında kalmış ve aşılması gereken bir canlıdır. insan bir amaç değil üstüninsana giden bir köprüdür. Kitapta temel aldığı üç konu var insan, Tanrı, ahlak. Kategori olarak Nietzsche’nin kendisi de belli bir kategoriye koyamamıştır eserini zira Edebiyat,felsefe,şiirsellik,metaforlar,aforizmalar birçok tarz ihtiva etmiştir. Zerdüşt 30 yaşında yurdunu ve yurdunun gölünü terk edip dağlara çıkar burada yalnızlığının tadına vardığı 10 sene geçirir. Bir sabah uyandığında güneşle konuşur, usandım bilgeliğimden, tıpkı fazla bal toplamış arılar gibi; uzanacak eller lazım gerek bana der ve dağdan iner.Böyle başlıyor zerdüştün hikayesi. Çok fazla derin anlamlar içeren, tekrar tekrar okunduğunda dahi sindirimi zor metaforlar sunuyor bize Nietzsche. Kendisi de eserini ‘yazılmış en derin eser ve insanalığa bir hediye olarak tanımlıyor. Gökle konuyor,güneşle konuşuyor, yalnızlıkla konusuyor. Yaşamla konusuyor. Hayvanlarla konuşuyor. İnsandan hoşlanmadığını söyleyebilirim. Şöyle diyor “İnsan her şeyi kavramak isteyen, her şeye dokunmak zorundadır. Ama bunun için fazlasıyla temiz ellerim. Onların soluğunu solumaktan bile hoşlanmıyorum; ah, onların gürültüsü ve kötü solukları içinde ne uzun yaşadım” “Nedir bu insan? Bir aradayken Nadiren barış içinde yaşayan yabani yıllanlardan oluşan bir yumak” “Hiç olmazsa hayvan olarak kusursuz olsalardı. Oysa hayvan olmak için masumiyet gerekir” Nietzsche’nin bilinen en ünlü savını “Tanrı öldü” bu kitapta dile getirmiştir. “Tanrı öldü, insanlara duyduğu merhamet yüzünden” Tanrı’nın öldürülüşünü yaşamı yeniden yaratmak için bir şans olarak görür. Şunu söylemeliyim ki okunması
Böyle Söyledi ZerdüştFriedrich Nietzsche · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202447,6bin okunma
10/10
·510 syf.··
Beğendi
·
2018 84. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 09 Eylül 2018 14:52
Kitabı bugün bitirdim. Tesiri üzerimde devam ediyorken incelememi yapıyım. Tarih çalıştığım bir videoda denk gelmiştim Hasan Sabbah ve haşhaşilere. Çok ilgimi çekmişti ve bu tarihi kurgu kitabını buldum konuyla alakalı. Kitabın daha birkaç sayfasını okumamla beraber büyüsüne kapılmam hızlı oldu.Öncelikle Vladımır Bartolın derin bir tarih arşivini karıştırıp doyurucu bir kurgu ve dille Sabbah’ı ele alması kitabı sevmemdeki en büyük etken. Kitapta Sabbah çok küçük yaşından itibaren birçok şeyi sorguladığı ve inancının ta o zamanlardan yitirdiğini söylüyor. Ve büyük bir Emel peşine düşüyor. Alamutu, Fedai hayallerini gerçekleştirmek uğruna uzun yıllar harcıyor. Ve sonunda planını kurduğu arzuladığı o mertebeye ulaşıyor. Alamutta her türlü bilgi savaş yetenekleriyle donanımlı çocuk yaşta fedailer yetiştirmeye başlıyor. Ve Allah’ın ona istediği hükmü değiştirme ve istediği yasağı kaldırma yetkisini bahşettiğini, ayrıca cennetin anahtarını da ona verdiği tüm batınilerce kabul ediliyor. Öte yandan kalenin arkasındaki bahçelerinde bölgedeki kentlerden,köle pazarlarından satın aldığı oldukça güzel genç kızlar yetiştiriyor. Ve bir gün onlara Allah’ın emir verdiğini kızların huri gibi fedaileri bahçelerde cennetiymiş gibi ağırlamasını buyurduğunu söyler. En iyi 3 fedaisine savaşta gösterdikleri başarıdan dolayı onları cennete göndericeğini söyler ve yıllardır kurduğu şeytani planının ilk denemesini yapar. “İnsanı zayıf ve güçsüz yarattığı için Allah’ın işine müdahale etmek niyetindeyim. Onun yarattıklarıyla rekabet edeceğim. Kili bu sefer ben alıyorum elime.Ve kilden yepyeni bir insan yaratacağım” dehşete düşüren bir zeka; Sabbah, ve yine dehşete düşüren bir fanatiklik; Batıniler.
Fedailerin Kalesi AlamutVladimir Bartol · Koridor Yayıncılık · 201250bin okunma