Filizof Nietzsche’nin üstüninsan, Bengi yaşam Felsefesinin alt metinleriyle yazılmış bu eser Nietzsche ile tanıştığım kitap oldu. O’na göre insan hayvanla üst-insan arasında kalmış ve aşılması gereken bir canlıdır. insan bir amaç değil üstüninsana giden bir köprüdür. Kitapta temel aldığı üç konu var insan, Tanrı, ahlak. Kategori olarak Nietzsche’nin kendisi de belli bir kategoriye koyamamıştır eserini zira Edebiyat,felsefe,şiirsellik,metaforlar,aforizmalar birçok tarz ihtiva etmiştir.
Zerdüşt 30 yaşında yurdunu ve yurdunun gölünü terk edip dağlara çıkar burada yalnızlığının tadına vardığı 10 sene geçirir. Bir sabah uyandığında güneşle konuşur, usandım bilgeliğimden, tıpkı fazla bal toplamış arılar gibi; uzanacak eller lazım gerek bana der ve dağdan iner.Böyle başlıyor zerdüştün hikayesi. Çok fazla derin anlamlar içeren, tekrar tekrar okunduğunda dahi sindirimi zor metaforlar sunuyor bize Nietzsche. Kendisi de eserini ‘yazılmış en derin eser ve insanalığa bir hediye olarak tanımlıyor.
Gökle konuyor,güneşle konuşuyor, yalnızlıkla konusuyor. Yaşamla konusuyor. Hayvanlarla konuşuyor.
İnsandan hoşlanmadığını söyleyebilirim.
Şöyle diyor
“İnsan her şeyi kavramak isteyen, her şeye dokunmak zorundadır. Ama bunun için fazlasıyla temiz ellerim.
Onların soluğunu solumaktan bile hoşlanmıyorum; ah, onların gürültüsü ve kötü solukları içinde ne uzun yaşadım”
“Nedir bu insan? Bir aradayken Nadiren barış içinde yaşayan yabani yıllanlardan oluşan bir yumak”
“Hiç olmazsa hayvan olarak kusursuz olsalardı. Oysa hayvan olmak için masumiyet gerekir”
Nietzsche’nin bilinen en ünlü savını “Tanrı öldü” bu kitapta dile getirmiştir.
“Tanrı öldü, insanlara duyduğu merhamet yüzünden”
Tanrı’nın öldürülüşünü yaşamı yeniden yaratmak için bir şans olarak görür.
Şunu söylemeliyim ki okunması