Rumeysa

Rumeysa
@eysamaya
Anaokulu öğretmeni
21 Ağustos 2002
543 okur puanı
Eylül 2024 tarihinde katıldı
Puan vermedi·192 syf.··
2026 14. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 13:23
Zülfü Livaneli’nin kaleminden çıkan Bekle Beni, sadece bir hikaye değil; insanın içine dokunan, geçmiş ile bugün arasında kurulan derin bir köprü. Kitap boyunca karakterlerin yaşadığı duygular o kadar gerçek ki, okurken kendimi bazen onların yerine koyarken buldum. Aşk, pişmanlık, umut ve bekleyiş… Hepsi öyle sade ama güçlü bir dille anlatılmış ki, bazı cümlelerin altını çizmeden geçemedim. Livaneli’nin en sevdiğim yönlerinden biri, hikayeyi anlatırken aynı zamanda insana hayatı sorgulatması. Bu kitapta da “beklemek” kavramı sadece birini beklemek değil; bazen geçmişi, bazen kendini, bazen de bir ihtimali beklemek olarak karşımıza çıkıyor. Okurken içimde hafif bir hüzün ama aynı zamanda garip bir huzur vardı. Kitap bittiğinde ise sanki bir parçayı geride bırakmışım gibi hissettim. Kısacası Bekle Beni, kalbe dokunan, düşündüren ve uzun süre etkisinden çıkamayacağınız bir eser. Eğer duygusal derinliği olan kitapları seviyorsanız, kesinlikle şans vermelisiniz.
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518,1bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·304 syf.··
2026 12. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 20 Mart 2026 00:04
Mektup”, sadece yazılmış satırlardan oluşan bir kitap değil; insanın içine dokunan, kendini sorgulatan bir yolculuk gibi… Üstün Dökmen bu kitapta, sanki okuyucunun kalbine mektup yazıyor. Her sayfada kendimden bir parça buldum. Bazen bir cümle durdurdu beni, bazen bir paragraf düşündürdü… Okurken hissettiğim en net şey şuydu: Anlaşılmak hepimizin en derin ihtiyacı.
MektupÜstün Dökmen · Doğan Kitap · 2017400 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2026 8. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2026 16:23
Osmanlı döneminde yazılmış ilk yerli romanlardan biri olan bu eser, sadece bir aşk hikâyesi değil; aynı zamanda dönemin toplumsal yapısına tutulmuş bir ayna. Talat ve Fitnat’ın hikâyesini okurken, aslında en çok “kader” kavramı üzerine düşündüm. İnsan bazen hayatı boyunca aradığı mutluluğa çok yaklaşır ama bazı yanlışlar, suskunluklar ve toplum baskısı her şeyi değiştirebilir. Şemsettin Sami’nin dili sade ve akıcı. Özellikle kadınların toplum içindeki konumuna dair verdiği mesajlar, dönemi düşününce oldukça cesur. Fitnat karakteri beni en çok etkileyenlerden biri oldu; masumiyeti, çaresizliği ve iç dünyası çok gerçekti. Romanın sonu beni gerçekten üzdü… Ama belki de bu hüzün, kitabı unutulmaz yapan en güçlü tarafıydı. Kısacası; kısa ama etkisi uzun süren bir eser. Hem edebi hem de duygusal olarak insanın içinde iz bırakıyor.
Taaşşuk-ı Talat ve FitnatŞemseddin Sami · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202238bin okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2025 99. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Aralık 2025 21:16
“Ölüm bazen kapıyı çalar, bazen de sessizce bahçeye girer.” Bahçıvan ve Ölüm, az sayfalı ama duygusu çok ağır bir kitap. Okurken insanın boğazına düğümlenen o tanıdık his var ya… işte tam olarak onu yaşatıyor. Ölüm, bu kitapta korkutucu bir son değil; beklenmedik bir misafir, sessiz bir eşlikçi gibi karşımıza çıkıyor. Bahçıvan ise yaşamı, emeği, sabrı ve alışkanlıklarımızı temsil ediyor. Yazar, büyük cümleler kurmadan, bağırmadan anlatıyor acıyı. Belki de en çok bu yüzden bu kadar yakıcı. Hayatın içinden, hepimizin bir gün karşılaşacağı o gerçekle yüzleştiriyor okuru. Sevmenin, bağlanmanın ve kaybetmenin ne kadar iç içe olduğunu hatırlatıyor. Kitabı bitirdiğimde uzun süre elimden bırakamadım. Hüzünlüydü ama karanlık değildi. İnsanı yoran değil, durup düşündüren bir hüznü vardı. Ölümün soğukluğundan çok, geride kalanların sessizliğini anlattı bana. Kısa sürede okunuyor ama etkisi uzun sürüyor. Eğer sade anlatımı, derin duyguları ve insanın kalbine dokunan hikayeleri seviyorsanız, Bahçıvan ve Ölüm mutlaka okunmalı.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,2bin okunma
Puan vermedi·687 syf.··
2025 83. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 12 Ekim 2025 15:59
“Bir insanın kalbini okumak, bir kitabı okumaktan çok daha zordur.” Dostoyevski bunu bir kez daha ispatlıyor Suç ve Ceza’da. Kitabın her satırı insan ruhunun derinliklerine inen bir bıçak gibi…Raskolnikov’un zihninde dolaşırken, onunla birlikte sorguluyorsun: “İyilik nedir, kötülük nedir?” Bir insan bir fikre kapılıp suç işlerse, cezayı sadece toplum mu verir, yoksa vicdan mı?Bu roman sadece bir cinayet hikayesi değil; insanın içindeki karanlıkla yüzleşmesinin, pişmanlığın ve kurtuluş arayışının hikayesi. Raskolnikov’un Sonya’ya sığındığı o anlarda insan, affedilmenin ne kadar ilahi bir duygu olduğunu hissediyor. Sayfalar ilerledikçe kendini bir mahkeme salonunda değil, kendi vicdanında buluyorsun. Kitabı kapattığında ise “Ben olsaydım ne yapardım?” sorusu uzun süre zihninden çıkmıyor. Dostoyevski sadece bir yazar değil; insan ruhunun mimarı. Ve bu kitap, insan olmanın en acı, en dürüst yüzünü gösteren bir başyapıt. Okumak değil, yaşamak gereken bir kitap. “Acı çekeceksin, çok acı çekeceksin…” çünkü anlamanın bedeli bu.
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194bin okunma