“Öğretmek zor iş ama öğretmen dediğin yılmayacak, öğretmen dedin öğrenmeyen öğrenciye belletecek, rençper dediğin verimsiz toprağı belleyecek”
Yazarımızın, okuduğum ilk kitabı. Kitabın inceleme kısmına baktığımda bir çok okurumuz kitabı beğenmemiş. Elime ilk aldığımda kitabı, ön yargı ile beğenmeyeceğimi düşünmüştüm. Ancak bir eğitimci ve öğretmen olarak bu kitabı gerçekten çok beğendim. Yazarımız kitapta öğretmenlik mesleğinden tutun toplumsal eleştiriya kadar ve körükörüne inanmaya kadar bir çok gündemi eleştiriyor kitapta. Ben beğendim kitabı değerli okurlar. Özellikle eğitimci ve öğretmen olan ve aday olan kişilere mutlaka öneririm.
Mektup”, sadece yazılmış satırlardan oluşan bir kitap değil; insanın içine dokunan, kendini sorgulatan bir yolculuk gibi…
Üstün Dökmen bu kitapta, sanki okuyucunun kalbine mektup yazıyor. Her sayfada kendimden bir parça buldum.
Bazen bir cümle durdurdu beni, bazen bir paragraf düşündürdü…
Okurken hissettiğim en net şey şuydu: Anlaşılmak hepimizin en derin ihtiyacı.
Üstün Dökmen'i yıllar önce TRT 'de yayınlanan Küçük Şeyler isimli programda hatırlyorum. Tiyatro oyuncuları eşliğinde , o günlerde belki de hepimizin ihtiyacı olan psikolojimizi bizi biz yapan enstantaneleri anlatır ve dramatize ederdi.
okuduğum kitapta göndermeler yapıyor tatlı espriler ile. :)
Roman kurgusu için ise kolaya kaçtığını söyleyeceğim. Tabuları olan bir köye bir şehirli gelir,kitapta köyün öğretmeni olan karakter, köyün en güzel kızına ilk bakışta aşık olur,işler sarpa saracak :)
daha dramatik öğeler mi desem veya daha az tekrarlayan konu içeriği mi? tam ne demeliyim bilemedim şu an fakat aforizmalar pek derin olmadı gibi diyebilirim. ne bileyim insan psikolog bir üstad yazar olunca kaleminden kağıda döküleni daha bir derin anlatım bekliyor daha bir tumturaklı daha bir çözülmez daha bir analitik mi desem benim yazardan beklediğim yani kurduğu cümleler olarak cümlelerde seçtiği kelimeler olarak. belki de konu enteresandı belki de dramaturji de iyiydi belki de bir romanda olması gereken bir romanı roman yapan her kurala uyulmuştu da işte şu olay yok mu beni üzen şu bir konu üzerinde çok fazla cümle kurup her bir cümle ile adeta sadece kitabın sayfa sayısını artırma çabasını bana yani okur olarak bana bu kadar çok yansıtmış olması evet anlıyorum kitapların özellikle de romanların roman havasına bürünüp roman diye oluşturulabilmesi için konunun bir bütün havasında pek çok öğe ile dallanıp budaklanıp sonunda da bir sonuca varılması gerek henüz kitabın sonunu okumadım fakat bazı ana temaları o kadar fazla tekrarayarak anlattı ki bunaldımmmm.....
Trt'de yaptığı o güzel programlar, canlandırmali durum analizleri ve insanın psikolojik dünyasına dair ince tespitleri ile ilk gençlik yıllarımdan beri pek severim Üstün Dökmen'i. Annesini sokak lambasına benzeterek ağladığı bir röportajını izlemiş, çok etkilenmiştim. Harika bir roman, cümleler oldukça edebi diyemem. Modern Yusuf Has Hacip olmuş bu kitapta yazarımız, psikologumuz, canımız. Fazlaca alegorik, fazlaca öğütçü, fazlaca didaktik bir roman hem de gözüne sokmalı bir tarz. Olsun. Ben yine de sevdim. İletisi gerekli, okunduğunda haz verir hem zaten geriye kalanlar da Küçük Şeyler!
Bastan asagi yazim yanlislari ve anlatim bozukluguyla dolu bir kitap. Basta bir gonerme ima yok diyor ama bildigin gunumuz Turkiyesini elestirip yermis ama genel anlamiyla gayet guzel akici bir kitap olmus
Üstün Dökmen. Yıllarca televizyonda izlediğimiz, söyleşilerini takip ettiğimiz psikolog. Benim ergenliğimde televizyonda aile ve çocuklar, ilişkiler üzerine program yapardı. İzlerdim. Bu yüzden belirtmek isterim ki kitap insan psikolojisini temel alan bir kişisel gelişim değil. Bir roman. Tamamen kurgudan ibaret olan. Uzakta bir köy. Köyde putlar. Köyde öğretmen. Köyde doçent. Köyde inananlar. Mektup mu? Aşk mektubu değil. Kitapta bir aşk romanı değil zaten. İnanmak, körü körüne inanmak ve nelere nasıl mal olduğu. İnanmak iyi ama körlük kötü. Korkarım bu ana fikir doğrultusunda kapağa yazılan cümle özet niteliği taşıyor nazarımda: Ne yazdığı değil, ne okuduğundur önemli olan. Edebiyat öğretmeni olsam kesinlikle kompozisyon konusu yapar ve ortaya çıkacakları merakla beklerdim. Gerçekten yazılanı ne okuyoruz sevgili okur?...
Bu kitabı okurken içimden en çok kurduğum cümle 'vay be demekki böyle düşünen tek ben değilmişim ' oldu .Sürükleyici,akıcı bir dile sahip.Yazara duyduğunuz güven bilimsel bir bilgi edineceginiz hissi uyandırarak sizi mutlu ediyor .
Üstün Dökmen kurgu olarak vurguladığı romanında gerçek hayata dair öyle güzel tespitlerde bulunmuş ki sadece roman okumayacaksınız sorgulayacaksınız. Yazar okuyucuya sadece olay örgüsü sunmuyor öğretiyor, bilgi veriyor. Cehaletin eleştirisi için, dar bakış açılarının örnekleri için okunması gereken bir kitap. Yazar mesleği gereği psikolojiden de uzak duramıyor ve bu durum kitabı daha da güzelleştiriyor. Ufkunuzu açacak kitaplardan biri olduğunu belirterek okumanızı tavsiye ederim.
Üstün Dökmen yeni romanı Mektup’ta, hırsın ve boş inançların nasıl büyük yangınlara dönüşebileceğini, sadece muhterisi ve muktediri değil, çevresini de yakabileceğini gösteriyor okura.
Büyük insan olmak adına söylenen ardı arkası kesilmeyen yalanlar yazarımız gayet güzel değinmiş bu olguya okurken keyif alacağınız her şeye körü körüne inanan bir toplumun ve o topluma gelen Mirza Emir öğretmenin hikayesi spoiler vermemek adına çok ta bir şey yazmak istemiyorum o yüzden sadece keyifli okumalar dileyebilirim ancak...
Üstün Dökmen, (d. 1954, İstanbul). Türk akademisyen, psikolog, yazar ve televizyon programcısı. Hâlen Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi'nde profesördür.
1971 yılında Ankara'da Cumhuriyet Lisesi'ni, daha sonra Hacettepe Üniversitesi Psikoloji bölümü'nü bitirdi. 1986 yılında doktorasını Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanında bitirdi. 1988'de doçentlik, 1995'de profesörlük derecesini aldı.
Sosyal bilimlere ilgi duyuyordu, ancak öncelikle Hacettepe Üniversitesi Fizik Bölümü'ne kaydoldu. Üçüncü sınıfa gelince fiziğin kişiliğine uygun olmadığını fark etti. Yeniden üniversite sınavlarına girerek Hacettepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü'ne geçti. Bu bölümden mezun oldu ve aynı bölümde Uygulamalı Psikoloji (Klinik Psikoloji) alanında master yaptı. Psikolojik danışma ve rehberlik alanında 1986 yılında doktora, 1988 yılında doçentlik, 1995te ise profesörlük derecesi aldı. Hâlen Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesinde öğretim üyesidir.
TRT'de Küçük Şeyler adlı bir programı hazırlıyor ve sunuyordu.
Dökmenin çeşitli bilimsel dergilerde yayımlanan makalelerinin yanı sıra dört bilimsel, bir de şiir kitabı vardır. Bu kitaplar sırasıyla; Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi: Kuruluşu, Gelişmesi, Çalışmaları , Okuma Becerisi İlgisi ve Alışkanlığı Üzerine Psiko-Sosyal Bir Araştırma , İletişim Çatışmaları ve Empati , Sosyometri ve Psikodrama adlarını taşımaktadır. Şiir kitabının adı Selam dır. Meslektaşı Doç. Dr. Zehra Yaşın Dökmenle evlidir; iki kızı bulunmaktadır.