Nereden gelirse gelsin; dağlardan, kuşlardan, denizden, insandan, hayvandan, ottan, böcekten, çiçekten. Gelsin de nereden gelirse gelsin! Bir hişt hişt sesi gelmedi mi fena. Geldikten sonra yaşasın çiçekler, böcekler, insanoğulları…
İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
Bu evleri atla bu evleri de bunları da
Göğe bakalım
Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
İnecek var deriz otobüs durur ineriz
Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya
Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
Beni bırak göğe bakalım
"Demek olimpiyat oyunlarında zafer kazanmak istiyorsun, öyle mi dostum? Tanrılar tanığımdır ki, bunu ben de çok istiyorum. Ama önce durumunu ve koşulları belirleyecek, sonra çalışmaya başlayacaksın. Kendini sıkı bir düzene sokman gerekecek, yemeğini belirli kurallara göre yiyecek, tatlılara, şekerlemelere elini sürmeyeceksin.
Canın istese de istemese de, havanin sıcak ya da soğuk olduğuna aldırmadan belirlenen saatte idmana çıkacaksın. Soğuk sulardan uzak duracaksın, canın çekse de şarap içmeyeceksin. Sözün kısası, kendini bir hekimin ellerine bırakır gibi çalıştırıcının emrine bırakacaksın. Ama bunca uğraştan sonra belki kolun çıkacak ya da bileğin burkulacak, belki gözlerine toz dolacak, belki de rüzgarı kamçı gibi suratına yiyeceksin ve sonunda yenik düşeceksin.
Asla cesaretini kaybetme! Güreşte sırtı yere getirilen delikanlıya, ayağa kalkmasını ve mücadeleye devam etmesini söyleyen hocasını taklit et! Sen de ruhuna öyle seslen. İnsan ruhu kadar kolay idare edilen bir şey yoktur. Sadece istemek gerekir. O zaman her şey olur. Eğer kendini bırakırsan, her şey seni bırakır. Mahvolmak ya da kurtulmak, senin elinde... İşte bu da Agrippinus'un hatırlaman gereken bir sözü: 'Kendi kendime kesinlikle engel olmayacağım.' ..." Epiktetos (MS 135)