Coğrafya sahasında araştırmalar yapan bilginlerden bir başkası da şöyle diyor:
«Karalarda olduğu gibi denizlerde de vâdiler vardır. Fakat denizlerdeki vådiler, karadakilerden çok daha çukur ve derindir. Üstelik insanın tecrübe sahasından da uzaktır. Ve ilk nazarda denizlerdeki derin mağaralardan meydana geldiği fikrini verir. Bazan bu vâdilerin derinliği, deniz seviyesinden 35.000 m. derinliklere ulaşır. Bu derinlik, yükseklik bakımından dünyanın en büyük dağlarından daha yücedir. Bazan denizlerdeki vâdilerin derinliği o kadar büyük olur ki, şayet uzunluğu 2900 km. olan Himalaya sıradağlarının "Everest" tepesini üzerine koyacak olsanız, deniz seviyesiyle tepe arasında daha bir mil kadar mesafe kalır.
Hayretleri mûcib hadiselerden birisi de, denizlerdeki derinliklerin, denizlerin ortasında bulunması icâb ederken karaya yakın sahillerde görülmesidir. Fakat denizlerin diplerindeki bu geniş mağaraları oluş. turan, bu korkunç basıncın miktarını kim, nereden bilecektir? Hemen şunu da belirtelim ki, bu vâdilerin adalara ve yanardağlara yakın ol ması; dağların uzunluğuna, denizlerde görülen derinliklerin ise ilerde çıkacak bir adaya işaret olabilir.
Dondurucu soğukların, zifiri karanlıkların ve santimetreye düşen yedi ton gibi bir basıncın tehdidi altında duran bu mağaralar, diğer muammålar gibi hâlâ insanoğlunun önünde bir bilmece olarak dur- maktadır.»