“Yazılanı silecek olan sadece alın teridir.” cümlesi, kader ve insan iradesi arasındaki dengeyi çarpıcı bir şekilde ifade eden derin bir düşünceyi barındırır. Bu söz, insanın pasif bir bekleyiş içinde olmaması gerektiğini, aksine emeğiyle hayatına yön verebileceğini vurgular.
İslam düşüncesinde kader, Allah’ın her şeyi bilmesi ve takdir etmesi olarak anlaşılır; ancak bu, insanın iradesiz olduğu anlamına gelmez. Nitekim Allah insana bir kader çizer fakat bu kaderin içinde nasıl yaşayacağımıza dair tercih hakkı verir. Bu bağlamda “alın teri”, insanın iradesini, çabasını ve sorumluluğunu temsil eder.
Eserin temel iddiası, “iyi yaşama”nın ancak “iyi ölme” bilinciyle mümkün olacağıdır.
Nasıl Ölünür, ölüm üzerine yazılmış karamsar bir metin değil; aksine, hayatı daha bilinçli, ölçülü ve anlamlı yaşama çağrısıdır.
Kısa bir tiyatro arası. Eğlenceli biraz tebessüm ettirir. Arada nefes molası için ideal.
Köle ve sahip arasında geçen bir küçük yer değişikliği oyunu. Okurken gözünüzde canlanı veriyor.
Eserinde okurlara karşı bir uyarı vardır. Genel çerçeveye baktığımızda üç temel soru yer alıyor: İnsanda ne var, insana ne verilmemiştir ve insan neyle yaşar?
Tüm konuyu sevgiyle bağdaştırır.
Kitapta sonraki konularda da sevgi ve affetme eğilimini "inanç etkisi ve ahlaki bakışıyla" usta bir şekilde işliyor. Sonra aç gözlulüğün şeytanın oyunu olduğu ve asıl mutluluğun mala ve mülke olan düşkünlükten kaybolan görü yetisinin bozulduğunu ancak elden avuçtan gidince asıl mutluluğu bulan yaşlı İlyas çiftinin hikayesi yer alıyor.
Tek nefeste bitirilebilinen ama uzun süre kişiyi düşüncelere ve muhasebeye çeken bir eser.
İçerisinde farklı hikayeler ile farklı ölümleri ele alan Tolstoy, karşılaştırdığı: Alacalı bir yılkının, sevipte kavuşamayan köylü gencin, eriyip giden aşkın, en sonda ölmemek için direnen hasta kadının etrafındaki modern ve köylü insanların tutumları ölümlerin sonucundaki tutum ve davranışlarını görüyorsunuz.
Tolstoy bu karşılaştırma üzerinden, modern ve ayrıcalıklı insanın ölüm karşısındaki yapay tavrını eleştirir; hakiki ve anlamlı ölümün doğallık, sadelik ve kabullenişle mümkün olduğunu ima eder. Eser, ahlaki ve felsefi bir perspektifle, ölüm karşısındaki tavrın insanın yaşam anlayışını açığa çıkardığını gösterir.