Sevgiliyi âşık yaratır, sonra tapar. Onda eşsiz güzellikler, büyüklükler bulur. Aslında alelâde bir kız veya kadındır ama Mecnûn'un Leylâ'yı görüşü gibi onu ilâhlaştırdıkça artık aşk denilen tezahür başlamıştır.
Acaba on asır sonra anlaşılacak insanlar yok mu? Acaba ebediyen yanlış anlaşılarak yanlış hüküm giymeye mahkûm bedbahtlar yok mu? Aksine, ilâhlaştırılan alçakların bulunabileceğini kabul etmez misin?