Sonra çok garip bir şey oldu. Bir basamak çıktım, iki basamak çıktım üç basamak çıktım...çıktım... çıktım... Üst katın merdivenlerine ulaştığımda telefonumu merdivenlere doğru tuttuğumda şok içinde bakakaldım! Arkadaşlar, karşınızda Onur Zorlu!
Onur, üst katın yangın merdivenlerinin en köşesine oturmuş, duvara yaşlanmış, kollarını sertçe göğsünde birleştirmiş, yüzünde ki 'herkesten nefret ediyorum' ifadesiyle uyuyor. Şok içinde bakışım, birden kendini ufak bir kıkırdamaya bıraktı. Resmen burada! Onur resmen burada! Beni yalnız bırakmamış! Peşimden gelmiş! Yangın merdiveninde beni izlemiş... Bir de uyuyakalmış. Allah'ım duvarlar uyuyakalır mı? Neredeyse gülme krizine girecektim. Çok komik oluyor Onur Zorlu'nun her seferinde trip atıp peşimden gelmesi!
Doruk başını salladı, birden gülerek bana doğru bir adım attı bedenlerimizi yakınlaştırırcasına,üstüme doğru eğildi ve yüzüme baktı gülerek,
"Sevgilim olduğunu duyunca hayal kırıklığına uğradın mı?" diye sordu.
Yutkundum. Şu an o kadar yakın duruyorduk ki ben bile rahatsız oluyordum.
Telefonumun bir kez daha titrediğini hissettim. Yine kime ne yazdırmıştı kim bilir? Bakmak yerine Doruk'a bakmayı sürdürdüm,içimden cevap düşündüğüm sırada bu sefer telefonum son ses çalmaya başladı! Acilen başımı eğip ekrana baktım.
ONUR ZORLU ARIYOR...
Arıyor mu? Delirdi galiba. Bizi böyle görmek onu mesaj bile atamayacak kadar delirtmiş olmalıydı. Kendimi Doruk'tan geri çektim ve aramayı kapatıp,gruba girdim. Mesaj Onur'dandı.
*Onur:Şimdi seni arıyorum.
*Onur:O telefonu açıyorsun.
*Onur:Bana o yavşağın dediklerini bir bir dinletiyorsun.
*Onur:Bende ne yapacağıma karar veriyorum.
*Onur:Anladın mı?
Ufacık da olsa içindeki bir şeyler, benim içimdeki ufak ufak noktalara bağlamıştı ve bir başkasının o noktalara dokunma ihtimali Onur'un canını sıkıyordu. Ama umurumda değildi. Canı mı sıkılacak? Sıkılsın. Sinirlenecek mi? Sinirlensin. Delirecek mi? Delirsin. Benim problemim değil, benim şu an tek amacım, Onur Zorlu'ya da beni önemsiyor olduğunu kanıtlayabilmek. Başka hiçbir şey değil.