Ezgi

Yaban erkek de en az günümüz erkeği kadar görünüşüyle gurur duymak ister. Yaban toplumlarda, hayvanlarda da olduğu gibi, güzel görünmek için vücudunda birtakım değişiklikler yapan ya da süslemeler takan, kadından çok erkektir.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Amerikan yerlilerinin en yaban olanları ertesi güne yiyecek sakla­maz, Avustralya yerlileri anında ödüllendirilmeyecekleri işlere gi­rişmezler. Geleceği düşünmeyen bu "yaban" tarzlarında sessizce yaşanan bir bilgelik vardır. İnsan, geleceği düşünmeye başladığı andan itibaren, yaşamakta olduğu cenneti terk edip anksiyete dünyasına adım atar; üzerine kaygının gri tonu çöker, hırs dürtüsü oluşur, mülkiyet başlar ve "düşünceden yoksun" yabanın keyifli hayatiyeti kaybolur. Kaşif Peary, Eskimo rehberlerinden birine "Ne düşünmektesin?" diye sorduğunda, "Düşünmem gerekmi­ yor," diye cevap vermiş rehber, "Bol miktarda etim var". Gerek­medikçe düşünmemenin bilgeliği bizlere uzak ve yabancı artık.
Sanırım, insanlar çoğu zaman mutluluk ile hazzı birbirine karıştırıp, kendilerine haz veren yaşantıları mutluluk diye adlandırıyorlar. Çünkü bana göre mutluluk bir durum değil, süreç; dış etkenlere doğrudan ba­ğımlı olmayan, iç dünyamızın derinliklerinden gelen ve zaman zaman buluşabildiğimiz bir yaşantı. Kendimizi bir diğer insanla ya da evrenle bir "bütün" olarak yaşayabildiğimiz, bazen de sade­ce yaşıyor olmanın bize sevinç verdiği anlarda, bir başka deyişle kendimizi ve dünyamızı gözlemlemekten özgürleşebildiğimiz za­manlarda bizi sarıveren bir duygu, ısmarlanması mümkün olma­yan.
Ezgi’m burası çok önemlii
Bence aslolan, hangi şekilde olursa olsun, insanın, olabildi­ğince, kendisini kendi olarak hissedebileceği bir hayatı sürdürme­yi gerçekleştirebilmesi. Bir yandan da hayatın bir süreç olduğu­nu, kendimizi her an kendimiz olarak hissetmemizin mümkün olamayacağını, hayatın inişleri ve çıkışları olduğunu kabul ede­rek. Kendimize başarılı bir hayat ısmarlamaya çalışmanın, kendimizden vazgeçme tehlikesini de beraberinde getireceğinin idra­kiyle. Bir şeyi isteyerek ve severek yaparken ulaşılacak sonucun baskısı zaten yaşanmaz, sonucu düşünerek yaptığımızda ise istek kaygıya dönüşebilir. Çünkü çoğu zaman başarı, kendisini şartlı kabul edenlerin ya da vaktiyle şartlı kabul edilmiş olanların, ken­dilerini kabul edebilmelerinin tek ve mutlak şartı. Üstelik, sonu­ca ulaşıp kendini başarılı hissettiği anın ardından insanı yeniden boşluğa düşüren ve daha da öteye koşmaya yönelten bir tuzak.
Son yıllarda, yetişkinliğe adım atmak üzere olan gençlerin geleceğe bakışı iki konu üzerinde odaklaşıyor: ba­şarı ve para. Bu iki konunun amaç edinilmiş olmasında, aileden başlayarak tüm etkili üst-sistemlerin payı ağırlıklı gibi, çünkü ge­leceği ipoteklemek uğruna iç dünyasının sesini dinlemekten vaz­geçip hayatı klişe projelere dönüştürmek, insan doğasıyla hiç de uyumlu bir tarz değil.