Ezgihan

Puan vermedi
Emin Kamil'in okuduğu şiirdeki bir satırın Bedri'nin acımasız eleştirisine maruz bırakılması üzerine konuşalım. "Tükürdüm gözlerimi ağzımdan boncuk gibi" İnsanların gayriihtiyari tenkit etmek zorunda hissetmeleri sonucu ordan oraya savrulan bu satırda Bedri, şairin içten içe ego tatminine varan karanlık tarafından bahsediyor:"Hepsi de ahmak olmayan şu bir sürü insan, ciddi ciddi münakaşa ediyor ve bu şair, kendi büyüklüğüne kendi de inanarak, minnettar gözlerle onlara bakıyor. Halbuki yüzüne dikkat etsen, ruhunun iç taraflarında nasıl külçe halinde bir yalanın saklı olduğunu görürsün." Bedri'nin sözlerine karşı şunu demeliyim ki, asıl amacımız şairin ne demek istediğini anlamak mı olmalıdır? Sanatı güzel yapan her bedende farklı tezahürler bulması değil midir? Kim bilir belki ahenk belki saatlerce yapılan tefekkürün yorgunluğu neticesiyle şiire serpen bu cümlede bilinmezliği kurcalamak kaos yaratmaktan başka hangi amaca hizmet ediyor? Anlaşılan o ki üdeba halkı, asıl bu kaostan besleniyor.
Edebiyat
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Ezr Yayıncılık · 2019208,9bin okunma
Reklam
7/10
·256 syf.··
2023 2. kitabı
Kitabın daha başlarında iken beni içine çeken diyaloglarında şu cümleye rast geldim: "Çünkü nedense hepimizde, maddi olsun, manevi olsun, bütün dertlerimize bir isim takmak merakı vardır, bunu yapamazsak büsbütün çılgına döneriz. Mamafih insanlarda bu merak olmasa doktorlar açlıktan ölürlerdi." Üstelik Sabahattin Ali bu konuya değinen ilk yazar değil: "Belirsizlik, en kötü ihtimalden daha acı vericiydi." , "Belirsizlik, tüm işkencelerin en kötüsüdür." Peki belirsizlik hissinin bu korkunçluğu neden? Neden bizi duvarlarla konuşturacak kadar acizleştiriyor? Kendi içimde bu durumun insanın sabra karşı olan tahammülünün azlığı nedeniyle mi yoksa düşünmenin karanlık taraflarıyla yüzleşmenin sürüklediği uçurum nedeniyle mi olduğunu bir türlü çözümleyemedim. Sorun şu ki bunu bir sonuca bağlayamamak da bir belirsizlik ve can sıkıcı bir kısır döngüde buldum kendimi. Belki de ihtimallerin sonsuzluğundaki heyecan, sonsuzluğun belirsizliğindeki kederi kapatmaya yetmiyor.
Düşünce
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019208,9bin okunma
Puan vermedi
Entelektüel insanı, yıllarca "Zamane Rönesans Aydını" olarak kabul etmiş ve kendi içimde buna inanmıştım. İlber Hoca'nın entelektüel tanımını ilk okuduğumda garipsedim ama üzerine düşününce akla yatkın bulmaya başladım.  Diyor ki: "Entelektüel, üstüne vazife olmayan işlerle ilgilenen kişidir.  Örneğin mesleği kimyacılıktır ama coğrafya veya tarihle de uğraşır, resim yapar. Bu iş öteden beri böyledir. Kendi dünyasının dışıyla ilgilenendir entelektüel." Mantıklı, evet ama başta garipseme sebebimi de açıklamak istiyorum: Entelektüel'in ne yapıyor olduğundan çok ne yapması gerektiğine kafa yoran aklım etrafımda onlarca entelektüel olmasını garipsedi. Bir entelektüelin kendi halinde olması, mevcut durumu değiştirmeye çalışmak bir yana bu hayatı suya sabuna ve insana dokunmadan yaşaması fikrine belki de hiç alışamayacağım.
Kişisel Gelişim
Bir Ömür Nasıl Yaşanır?İlber Ortaylı · Kronik Kitap · 202065,2bin okunma