Yeni Bir Okurun Gözünden

Yeni Bir Okurun Gözünden
@ezgikarakas
Okuma alışkanlığı edinmeye çalışan, henüz profesyonel bir okuyucu olmayan bir üniversite öğrencisiyim. Kendimi okumaya teşvik etmek amacı ile bu platformda bulunmaktayım. Uygulamayı amaç dışı (iletişim için) kullanmamaktayım!
Tembellik Savunulabilir mi?
8/10
·72 syf.·
2020 3. kitabı
Tembellik Hakkı’nın çok yanlış anlaşıldığını düşünüyorum ve bunu sadece Lafargue özelinde de söylemiyorum; Tembellik ve Hak’lar temelinde de böyle bir iddiada bulunuyorum. Elbette Tembelliğe dair hakların temel kaynağı, insanların insafsızca çalışma koşullarına karşı bir tepkidir. 30. Sayfada da bahsedildiği üzere: “On iki saatlik çalışma, hem de ne çalışma! On iki yaşında olmayan çocuklara dayatılan çalışma!” Esasen Tembellik her ne kadar, hiçbir şey yapmama anlamında olsa -ki bu da insanı, örneğin bir köpekten farksız kılar- bu zorlu çalışma koşulları, doğal olarak çalışmaya karşı bir cephe oluşturmuştur. Bu da onun tam karşıtı olacağı anlamına gelebilir -ki burada eleştireceğim nokta da budur-. O halde çok çalışma veya daima çalışmanın karşıtı olan tepki de hiç çalışmama olacaktır. Bu da beraberinde hayvanca bir yaşamın övgüsünü getiriyor bu eserde. Oysa esasen buradaki durumu anlamak için belirli bir ayrımı; tembellik ile boş veya serbest zaman arasındaki farkları bilmek gerekiyor. Bu ayrım Antik Yunan’dan beri var ve bugün de bizzat aşinayız bu duruma. Etimolojik olarak Schole’den türeyen bu bakış açısına göre serbest zaman, tembellik gibi hiçbir şeyin yapılmadığı zamanlar değildir. Serbest zaman herhangi bir çıkar gözetmeden gerçekleştirilmeye değer etkinlikleri kapsar. Arendt’in deyişiyle, geçimimizi sağlamak gibi zorunluluk alanından ve gündelik hayatın monoton işleyişinden uzaklaşmaktır. O halde serbest zaman, hiçbir şey yapılmayan zaman değil, yapılan şeylerin herhangi bir zorlama olmaksızın, kişinin tercih ettiği şeyleri yaparak geçirdiği zamanlardır. Daha da anlaşılabilir olsun diye paragrafın başında da bahsettiğim aşinalığı açacak olursam: kelimelere ve seslendirilişlerindeki uyuma dikkat edin: Schole, school, okul… Bunlar tesadüfü olarak gerçekleşmiş
Felsefe
Tembellik HakkıPaul Lafargue · Kırmızı Kedi Yayınları · 201413,3bin okunma
Yeni Bir Okurun Gözünden
Eseri yeni bitirdim ve kendimce bir inceleme yazdım. Fakat sizin incelemenizi okuduktan sonra kendi düşüncelerimi benden daha iyi bir şekilde yazıya döktüğünüzü fark ettim. Öncelikle incelemeniz ve emeğiniz için teşekkürler. Çok uzun ve ayrıntılı sorgulayıcı bir inceleme olmuş. Tembellik ve serbest zaman ayrımı yapılmalı ve hatta vurgulanmalıydı diye düşünüyorum. 13-15 saat çalışmalara karşı çıkmak için günde 3 saat çalışmanın savunulması hiç de mantıklı gelmedi bana. Özellikle hayat gittikçe komplike bir hale gelirken telefon tamircisinden kütüphaneciye, sağlıkçıdan tesisatçıya her konuda uzmana ihtiyacımız varken bunun yapılması pek de mümkün değildir. Kitap 2000 yıl önce yazılsa daha farklı yorumlanmalı tabii ama bu kadar yakın tarihte yazılan bir kitapta günde 3 saat çalışmanın toplumsal hayatı ne kadar olumsuz etkileyeceği düşünülmemiş gibi... Tekrar incelemeniz için düşüncelerime tercüman olduğunuz için teşekkür ederim. İyi okumalar dilerim.
Reklam
0 kitap okuma ve 1000lerce Alıntı
Sitedeki iyi niyetli arkadaşları bir konuda uyarmak istiyorum.Bu anlattığımı yapan kişilere dikkat edin ve paylaşımlarını beğenmeyin arkadaşlar.Aynı anda 15 kitaptan alıntı paylaşıyor bazı üyeler.Onlara bir iki çift lafım var : Kitabı okumadığınızı belli ediyorsunuz sadece.Ezik bir görüntü veriyorsunuz bilginiz olsun.Ben okumayı sevmiyorum, burada ne işim var onunla ilgili de bir düşüncem yok, ama fazla beğeni almak da hoşuma gidiyor, egom böyle tatmin oluyor demenin kibarcasını yapıyorsunuz kendinize bilginiz olsun.Dışarıdan belki nasıl gözüküyor merak etmişsinizdir diye bunu belirtmek istedim.Bu alıntı paylaşan arkadaşlarla ilgili bence sitenin kitabı eğer ki okumadıysa alıntı paylaşamaz tarzında bir önlem alması gerekiyor.Kişi aramalara 1k da Şeker Portakalı yazıyor, alıntıları tıklıyor mesela, aa bu çok beğeni almış demekki iyi bir alıntıdır diyor.Yani alıntının kendisi içinde bir anlamı yok.Bu kadar kişi beğendiyse demekki bu süper diyor ve paylaşıyor.Siteyi bu model arkadaşlar twitter a çevirdi iyice.Dediğim gibi bu üst düzey bir sorun site için.Okumaya bu kişilerin hicbir katkısı yok.Kendi adlarına da üzülüyorum ama ben.Bu durumun çözümüde bence kolay : Okumadığı kitaptaki alıntıları sistem otomatik olarak silecek geçmişe yönelik ve bugünden sonrada bu kitabı okumamışsınız okuyup öyle paylaşın diye uyarı vermesi gerekiyor.Hem uzun vadede bu hareket sahte ileti ve alıntının da önüne geçecektir.Site bir taşla iki kuş vurulmuş olacaktır.Böyle bir sitede bunların konuşulması sıkıcı ve saçma ama gözüme çok batıyor artık.Siteyi çok seviyorum ve kalitesini düşürdüğüne inanıyorum bu durumun.Kişi 0 kitap okumuş ama her kitaptan binlerce alıntı ve ileti paylaşıyor.Umarım bir çözüm getirilir.İyi okumalar herkese.
1000Kitap
Yeni Bir Okurun Gözünden
Çok güzel bir çözüm sunmuşsunuz, umarım değerlendirirler. Açıkçası ben kendi alıntılarımdaki, gönderilerimdeki beğeni sayısına çok dikkat etmiyorum ama böyle bir sistem getirilirse gerçek okurların da beğenileri artar. Bu da bizlere okuma motivasyonu sağlar diye düşünüyorum. Ama yine de bireysel takılma fikrindeyim. Yani insanların kullandığı uygulamalarda tabii ki oyunbozanlık yapanlar, rahatsız edenler olacaktır. Burayı biraz da anı defteri gibi düşünmekte fayda var yoksa kitap incelemesine random atacak kadar ciddiyetsiz kişiler de var bu platformda. Emeğinize sağlık.
Okuma Alışkanlığı Edinebilmeniz İçin Öneriler
Havada bir gevreklik, yeni bir olasılığın kokusu, yeni bir kahve fincanı için açıklanamayan bir özlem. Yeni bir dönem, yeni bir mevsim, yeni bir yıl... Okuma alışkanlığı konusunda kendi kitap listenizden başlamak için iyi nedenlerdir. Belki de artık eskisi kadar çok okumuyorsunuz veya kitap raflarınızdan ilham alamıyorsunuz. Öyleyse, bazı yeni alışkanlıklara başlama zamanı. İşte size okumaya dönmeniz için mükemmel öneriler! 🥰📚 1.Bir okuma günlüğü başlatın ve düşüncelerinizi bir yazıyla paylaşın: Güzel bir defter bulun, favori bir kalem alın ve ne okuduğunuzu takip edin. 2.Kitap raflarını düzenleyin ve biraz dağıtın: Şok edici ama gerçek! İnsanların çoğu kitaplarını hiç düzenlemiyor. Kaçırdığınız tüm o alfabetik eğlenceyi bir düşünün! 3.Sezonluk okuma listesini hazırlayın: Şimdi sıkı sıkıyla sarılma ve iyi bir kitaba başlama zamanı. Bazı kitap kurtları için sonbahar, sığınmak ve okumak için mükemmel bir mevsimdir. 4.Farklı kitap türleri keşfedin: Şiir kitabı okuyamıyorum ''ya da'' ''Ben sadece edebi kurgu okurum.'' Kendinizi bu şekilde mi sınırlandırıyorsunuz? Neden şimdi farklı bir şey denemek için kendinize meydan okumaya zaman ayırmıyorsunuz? 5.Bir kitabı kulübüne katılın: Okumanın en büyük zevklerinden biri (okumanın kendisi dışında) kitaptan edindiğiniz düşünce ve fikirleri alıp sevdiğiniz insanlarla - en azından kitabı okumuş insanlarla da - paylaşmaktır!
Yeni Bir Okurun Gözünden
5 aydır içinde olduğum okuma alışkanlığı edinme sürecimden tecrübelerimi paylaşmak isterim. Eskiden 2 sayfa belgeyi bile okumaya üşenen biriydim fakat son 5 ayda 35 kitap okudum ve yazacağım önerileri samimiyetle yazacağım, umarım faydalı olur. Öncelikle gerçekten kitaplarla buluşmayı istemelisiniz. Yıllarca birilerinin zoru ile kitapları sevmeye çalışan birisi olarak dış güçlerin bu konuda ters teptiğini söyleyebilirim. Yaklaşık 5 ay önce ben de bu okuma sürecine girdim. Profilimden bu sürece şahit olabilirsiniz. Benim bu yola baş koyma sebebim telefon/bilgisayar kullanım sürem fazla olduğu için yeni hobiler edinmekti. Evimdeki yığılmış ama asla okunmamış kitaplarla göz göze gelince neden kitap okumaya başlamayayım dedim :) Zaman içerisinde sadece bir hobi olmasından çok bilgilenmek, çeşitli dönemlere ve ülkelerin kültürlerine ortak olmak gibi amaçlar da edindim. Örneğin 1500lerde İspanya'da yazılmış bir kitap beni gerçekten o döneme o yöreye götürdü. Kitap okumanın verdiği hazzı keşfettikten sonra her şey daha kolay oldu. Bence en önemli etkenlerden birisi de gerçekten okumak istediğiniz kitaplarla başlamak. Birilerinin size dayattığı kitapları veya çok satan olduğu için tüm raflarda olan kitapları okumak zorunda değilsiniz. Fakat kolay bir başlangıç için nispeten kısa ve ağır olmayan kitapları okumanızı tavsiye ederim. Bilimsel ve felsefi kitapları ancak 20 roman türü bitirdikten sonra okumaya başladım, gereksiz yere kendimi okumadan soğutmak istemedim. Bunun için kesinlikle Stefan Zweig kitapları birebir. Beni okumaya teşvik eden bir diğer şey ise sadece tek bir yazara veya tek bir döneme bağlı kalmadan elimden geldiğince farklı yazarları okumamdı. Nikolay Gogol, Tolstoy, Jack London, George Orwell vb birçok yazarın kitabını okudum. Ayrıca 1000kitap uygulamasını kullanmak da 'bu kitabı bitireyim de hemen inceleme yazayım' düşüncesi yarattığı için beni çok motive etti diyebilirim. Buraya yazacağınız alıntı veya özetler de ileride kitaplara geri dönüp hatırlamanıza yardımcı oluyor. Bu süreci kısa süre önce atlatmış biri olarak umarım yardımcı olabilmişimdir.
Biz Hep Şatoda Yaşadık
Puan vermedi·183 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
Gotik- gerilim bir romanın içine girmek isterseniz buyrun Biz Hep Şatoda Yaşadık.. Sayfaları çevirirken kapılar gıcırdıyor, bahçeye çıkarken çimenler hışırdıyor ve Mary Katherine konuşurken tüylerim diken diken oluyor. Shirley Jackson'ın mükemmel ters köşesi ve sosyolojik-psikolojik ruh tahlilleri insana hiç de 183 sayfalık kısacık bir roman okuduğu izlenimini vermiyor. Yüzlerce sayfalık hissiyatı kısacık ve tam tadında anlatmış. Şatodaki gizemi teninizde hissedecek kadar bir gariplik seziyorsunuz ama son sayfaya kadar tam olarak ne olduğunu öğrenemiyorsunuz. Tahmin edilebilir mi? Pek sanmam, eden olabilir tabi... Ama ben edemediğim için gerçekten sarsıldım. Etkileyici...
Biz Hep Şatoda YaşadıkShirley Jackson · Siren Yayınları · 20171,197 okunma
Yeni Bir Okurun Gözünden
Kütüphanede görüp almak istediğim bir kitaptı. 1000kitap'tan bakınca direkt incelemenizi gördüm ve almaya karar verdim. Umarım bahsettiğiniz kadar etkileyicidir, çok teşekkürler incelemeniz için. :)
Reklam