Tembellik Hakkı’nın çok yanlış anlaşıldığını düşünüyorum ve bunu sadece Lafargue özelinde de söylemiyorum; Tembellik ve Hak’lar temelinde de böyle bir iddiada bulunuyorum.
Elbette Tembelliğe dair hakların temel kaynağı, insanların insafsızca çalışma koşullarına karşı bir tepkidir. 30. Sayfada da bahsedildiği üzere: “On iki saatlik çalışma, hem de ne çalışma! On iki yaşında olmayan çocuklara dayatılan çalışma!”
Esasen Tembellik her ne kadar, hiçbir şey yapmama anlamında olsa -ki bu da insanı, örneğin bir köpekten farksız kılar- bu zorlu çalışma koşulları, doğal olarak çalışmaya karşı bir cephe oluşturmuştur. Bu da onun tam karşıtı olacağı anlamına gelebilir -ki burada eleştireceğim nokta da budur-. O halde çok çalışma veya daima çalışmanın karşıtı olan tepki de hiç çalışmama olacaktır. Bu da beraberinde hayvanca bir yaşamın övgüsünü getiriyor bu eserde.
Oysa esasen buradaki durumu anlamak için belirli bir ayrımı; tembellik ile boş veya serbest zaman arasındaki farkları bilmek gerekiyor. Bu ayrım Antik Yunan’dan beri var ve bugün de bizzat aşinayız bu duruma. Etimolojik olarak Schole’den türeyen bu bakış açısına göre serbest zaman, tembellik gibi hiçbir şeyin yapılmadığı zamanlar değildir. Serbest zaman herhangi bir çıkar gözetmeden gerçekleştirilmeye değer etkinlikleri kapsar. Arendt’in deyişiyle, geçimimizi sağlamak gibi zorunluluk alanından ve gündelik hayatın monoton işleyişinden uzaklaşmaktır. O halde serbest zaman, hiçbir şey yapılmayan zaman değil, yapılan şeylerin herhangi bir zorlama olmaksızın, kişinin tercih ettiği şeyleri yaparak geçirdiği zamanlardır. Daha da anlaşılabilir olsun diye paragrafın başında da bahsettiğim aşinalığı açacak olursam: kelimelere ve seslendirilişlerindeki uyuma dikkat edin: Schole, school, okul… Bunlar tesadüfü olarak gerçekleşmiş